http://www.onderzoeksraad.nl/docs/rapporten/Persverklaring_4_maart_GB.pdf
Adresinden ön değerlendirme raporuna erişebilirsiniz.
Kazadan sonraki gün yazmış olduğum yazıda yolcu anlatımları, görgü tanıklarının ifadeleri ve uçağın fotoğraflarından motor takat kaybı sonucu uçağın tutunmasını yitirmesi (stall) sonucu kazanın gerçekleştiğini belirtmiştim. Motordaki takat kaybının nedenini anlamanın ise o anki verilerle güç olduğunu ifade etmiştim.
Ön rapordan anlaşıldığı kadarıyla bu tespit doğru ve motorun takat kaybının nedeni, yüksekliği gösteren Altimeter cihazının aletli iniş sistemine vermiş olduğu geribesleme bilgisinin hatalı olması.
Uçak 1950 feet yüksekliğindeyken otomatik pilot yere yakın olduğunu düşünerek uçağın arka tekerlerini yere koymaya çalışmış ve hatta retard yapmış.
Pilotlar bu durumu ortam şartlarından (700 feet gibi alçak bir irtifada bulut yoğunluğu varmış) dolayı geç algılamışlardır. Görerek uçuşa geçişleri zaman almıştır. Oldukça az zaman kaldığı için uçağı tekrar toparlama adına pilotlara yapacak pek bir şey kalmamış görünüyor.
http://www.flightglobal.com/blogs/unusual-attitude/2009/03/turkish-airlines-crash-evidenc.html
Yukarıdaki adreste tüm suçu pilotlara yükleyen bir yazı yer almakta. Bu yazı hakkında bir yorumum olmayacak..
Boeing açısından olayı ele aldığımızda, eğer bu rapor doğru ise, hangi gerizekalıların uçağın ana kontrol bilgisayarını tasarladığını merak ettim. Geribesleme değerini tek bir sensörden ve filtrelemeden aletsel iniş sistemine yollayan mühendis kişi için gerizekalı demek bile iltifat sayılabilir.
Görev kritik bir sistemde bu denli büyük bir sensör hatası olmasını aklım almıyor..
Yolculuklarımda tasarım hatalarından dolayı kara listeye alarak binmemeye özen gösterdiğim MD-80 serisinden sonra güvendiğim dağlara da kar yağdı..
Bir diğer yandan son 8 uçuşta 2 kez arıza veren sol radar yükseklik ölçer cihazın değişmemesi ya da rapor edilmemesi THY tarafındaki soru işareti. Bu ön rapor doğru ise bir çok kişinin istifa etme zamanı gelmiştir.

Facebook profilime bir bağlantı vermiştim, fakat konu detaylı olduğu için onu silip buraya taşımaya karar verdim.
Öncelikle Çarşamba günün yaşanan elim kazadan dolayı derin üzüntülerimi bildirmek isterim. BYTE dergisindeki yazılarıyla ve forumdan tanıdığım, Hollanda’da doktora yapmakta olan Cüneyd Er’in de yolcu listesinde olduğunu gördüm ve üzüntüm daha arttı. Umut Aydın’ın twitter raporlarından öğrendiğim kadarıyla vücudundaki kırıklar nedeniyle durumu kritikmiş. Allah’tan kendisine ve tüm yaralılara acil şifalar diliyorum. Yaşamını yitiren kokpit ekibi ve yolculara Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.
* * *
Kazanın nedeni ile ilgili yorum yapmak için henüz çok erken fakat motorun bir şekilde takat kaybettiği ve bu nedenle perdovites(stall) konumuna geçip flap ve slat açık 100 metrelik bir düşüş yaşandığı yolcu anlatımları, görgü tanıklarının ifadeleri ve fotoğraflardan anlaşılıyor. Motorun hangi nedenden dolayı takat kaybettiğini bu aşamada değerlendirmek zor.
Konu ile ilgili ilk izlenimim bir wind shear oluşma ihtimali idi. Bugün edindiğim ve yukarıda aktardığım bilgiye göre 100 metrelik stall durumu bu ihtimali çok uzak kılıyor. Çünkü 4500 m görüş mesafesi ile ILS yaklaşmasındaki bir uçağı bu kadar düşürmek gerçekten kolay iş değil. Çok ağır bir wind shear durumunda dahi o irtifada 100 metrelik dikey bir yer değiştirme oluşacağına imkan vermiyorum. Önceki uçağın inişinden oluşan vorteksten bahsediliyor fakat oradan uzay mekiği geçse bu kadar düşüş etkisi yaratamaz, uçak yalpalar, sert iniş yapar ama böyle bir dikey konum değişikliği olmaz.
Başta da söylediğim gibi motorlar bir şekilde takat yitirmiştir, turbofan motorlarda yapılan girişe yanıt süresi 7 saniye civarında olduğu için tekrar toparlanma zamanı bulamamıştır. Bunu farkeden pilot uçağı minimum hasarla tarlaya indirmeyi başarmıştır. Eğer tekerlekler açık olmayıp belly landing yapılmış olsaydı hiç ölüm ve yaralanma olmayabilirdi kanısındayım. Ama içinde bulunulan acil durumun şartlarını bilmeden bu yorumu dile getirmenin ne kadar doğru olduğu konusunda emin değilim. Umarım yetkili kurumlar bu kazadan gerekli dersleri çıkarır ve inşallah bir daha böyle elim bir olay ile karşı karşıya kalmayız.
1997 yılında bir bilgisayar firmasının teknik servisinde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladığımda firmanın genel müdür yardımcısı bana Graphsim‘in ürettiği F/A-18 Hornet adlı uçuş simülasyonunu hediye etmişti.
Teknik ingilizceyi de temel havacılık teknolojilerini de bu simülasyonla birlikte gelen çokça sayfalı bir kitapçık ve videolar sayesinde öğrenmiştim.
Yaklaşık 2 yıl boyunca boş zamanlarımı başında geçirdiğim simülasyonu bana hatırlatan olay bir sitede okuduğum enteresan bir haber oldu.
“196 yolcusuyla 14 Ağustos Perşembe günü saat 15:25 sıralarında İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Nijerya’nın başkenti Lagos’a gitmek için havalanan Türk Hava Yolları’nın TK1123 sefer sayılı Airbus 310-300 tipi uçağı, Nijerya hava sahasında rotasında ilerlerken yerel saatle saat 22:00 da uçağın navigasyon ve haberleşme sistemleri bir anda devre dışı kaldı. Bunun üzerine yön bulma ve haberleşme sistemlerinden mahrum kalan kaptan pilot, sahili takip edip Togo, Benin veya Gana’da ki havalimanlarından birine görerek inmek için batı doğrultusunda uçağın rotasını çevirdi. Havada uzun süre tur atan uçağın kaptan pilotu, görerek inebileceği havalimanı aradı. Bu sırada Togo’nun başkenti Lome Havalimanı’nda kalkış için son hazırlıkları yapan bir Air France uçağının pilotu THY uçağının tur attığını görerek olayı Lome Havalimanı Kontrol Kulesi’ne bildirdi.
THY’nin kaptan pilotu uçağı görerek yaklaşma yöntemiyle pisti bir kez pas geçti. Pilot yön bulmaya yarayan sistemlerin ve telsizin devre dışı kalmasına rağmen ikinci denemede görerek Lome Havalimanı’na indi. İnişin sorunsuz olması nedeniyle yolcu ve mürettebatın korku dolu anları da son buldu. Navigasyon ve haberleşme sistemleri devre dışı kalan uçağın teknik arızası daha sonra uçakta bulunan teknisyen tarafından giderildi.” Kaynak

Gecenin bir yarısı afrikanın üzerinde bir yerdesiniz tüm aviyonik devre dışı kalıyor. Olayla biraz ilgilenen biri kesin olarak bilir ki bu ‘kaçınılmaz’ bir sona doğru yolculuk etmektir. Ama burada kaçınılmaz bir sondan başarıyla kaçmayı başaran insanlar var. Bu haberdeki uçağın pilotlarına en derin saygılarımı ve tebriklerimi iletmek istiyorum.
F/A-18 Hornet bir savaş simülasyonu olduğu için görev sırasında uçak çeşitli darbeler alabiliyordu. Buna bağlı olarak navigasyon ve haberleşme kesildiğinde eğer şanslı iseniz mevcut yakıtla gidebileceğiniz tek yer genellikle düşman hava alanı oluyordu.
Dolayısıyla bu tür bir durumda yaptığım şey Panik + Shift + E = Eject tuşuna basmaktı
Oysa onlarca yolcunun sorumluluğu üzerinde iken soğukkanlılığını yitirmeden uçağı başarılı bir şekilde yere indirmek..
Bunun adı tek kelime ile kahramanlıktır.