'ohal' için etiket arşivi

OHAL’de çocuk olmak

Güneydoğu, 90′lı yıllar

Boş kovanlardan kolye yapmak,
Omuzlarda asılı silahları sıradan karşılamak,

Ölümü ve savaşı kanıksamaktı.

OHAL’de çocuk olmak ile şu halde çocuk olmak arasında farklar vardı.

Sınıfın duvarlarına saplanmış mermileri sayarak matematiği,
Kovanların arkalarındaki yazıları okumaya çalışarak okumayı öğrenmekti.

İnsanların 6 yaşındaki bir çocuğa ismini ve yaşını dahi sormadan önce,
etnik kökenini sormasını anlam veremeden izlemek ve susmaktı.

Anaokulunun içine kimin neden bir bomba bıraktığını,
hiç bir zaman anlayamamaktı.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Akşamları dışarıda uyumaya çalışırken,
Kayan yıldızları değil, izli mermileri saymaktı.

Havada ıslıklarla uçuşan kırmızı yün yumaklarının,
rüyaların bir parçası değil,
Çarptığı yere ölüm getirecek olan RPG 7 olduğunu,
ancak büyüyünce anlamaktı.

Gece çatışma devam ederken mum ışığında,
mutfağın en güvenli köşesinde yere yatmaktı.

Yerin içine girmeye çalışmaktı, sesler yaklaştıkça…

Gecenin bir yarısı evin sokağında askerler ve teröristler çatışırken,
Halen eve gelmemiş olan dayı için gözyaşı içinde dua etmekti.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Top oynarken bir kaç metre ötedeki kahvehanenin havaya uçuşunu izlemek,
ve oradan sağ çıkan silahlı insanların sağa sola rastgele ateş edişine tanık olmaktı..

Yaşıtlar henüz ölümün ne olduğundan habersizken,
gözünün önünde kaç insanın son nefesini verdiğini hatırlayamamaktı.

Öğretmenin gözlerin önünde vurulup düşüşünü izlemek, ama ağlayamamak,
hiç bir şey hissedememek, susmak, sonra korkmak ve anlam vermeye çalışmak…

OHAL’de çocuk olmak, hayata yenik başlamaktı.

Ersin Arslan, Nisan 2007