Dünden beri kafama takılmış durumda bu soru. Olay şu video’yu görmemle başladı;
http://www.angelsofmars.it/argomenti/video/UFO.VIDEO.EXTREME.mpeg
Bir doğa bilimleri ve havacılık meraklısı olarak bugüne dek ciddi tanımsız nesne gözlemlerim oldu. Burada ifade etmemi mazur görün, fas.org‘da görebileceğiniz insanlık tarafından geliştirilen bir çok hava aracını yakından tanıyorum. Bu benim hobim…
En son nerede hangi model uçak üretiliyor veya en son ne zaman uzaya bir roket gönderilecek ve ne için gidecek.. Bunları bilmek bana ayrı bir haz veriyor.
Uzay ve havacılıkla bu yakın ilgime rağmen bir çok insanla birlikte gördüğüm ve ne olduğunu halen çözemediğim bazı tanımsız nesne gözlemlerim var.
Bu yüzden ara sıra bu tür gözlemleri araştırmak için geziyorum internette. Bu videoya da böyle bir gezi sırasında rastladım, ardından daha önce haberim olan fakat detaylarını bilmediğim şu video’ya rastladım;
http://www.areadownload.com/video/ufo/video/Ufo%20-%20Lazar%20Reactor.mpg
Bu video eski Harvard Profesörü Bob Lazar‘ın. Video’da Lazar, proton bombardımanı temelinde enerji elde etmenin geri planındaki mantığı çok basitçe açıklıyor. Fransız Bilim Akademisinin 2004 yılında bir fareyi elektromagnetik alan üzerinde uçurmayı başardıklarını biliyordum. İlk başta bu iki olay birbiri ile bağlantılı gelmişti. Ama öyle değildi, proton bombardımanı bambaşka bir olay. Bu şekilde neler yapılabileceğini hayal bile edemiyorum… Bakıra proton bombardımanı yaparak Altın elde edebilmenin ötesinde, videoda görüldüğü üzere Kalay‘a proton bombardımanı yapıp, Neomidyum ve yanında ciddi bir enerji elde etmek mümkün. Olayı biraz daha derinlemesine araştırdığımda 1965 yılında bunun pratik olarak gerçekleştirdiğine ilişkin dökümanlara rastladım. Bu dökümanların doğruluğu konusunda emin değilim.
Ama gördüğümüz bu araçların bu temelle hareket etmesi aklıma bu araçların istihbarat araçları olabileceğini getiriyor. Çünkü gördüğüm kadarıyla bu insanlık tarafından erişilmiş bir teknoloji. Bu araçları gördüğümüzde illa gözümüzü gök yüzüne çevirip yıldızlara bakmamız gerekmiyor!
Tabii bu durum, 15 milyar yıl yaşındaki evrenimizde, koca bir kumsala kıyasla, bir kum tanesinin elektronu büyüklüğündeki dünyamızda yaşam olduğu fakat başka gezegenlerde olmadığı yanılgısına düşürmemeli bizi.
Sonuç olarak bu hikayeden çıkaracağımız sonuç; paranoyak olmanız izlenmediğiniz anlamına gelmiyormuş.
Daha önce saçmalık olarak değerlendirdiğim şeylerin, araştırmalarım sonucu 1959′da bir fizikçiye Nobel ödülü bile aldırdığını duyunca cehaletimden dolayı utandım. Aslında benim bu olayların bilimsel geri planını bırakmaya hiç niyetim yoktu, ama insanlar bu önemli konuyu spiritüel ve dini alanlara kaydırınca bende bir araştırmacı olarak hayat amaçlarımdan biri olan bilime ihanet etmemek için uzun süredir bu alandan uzak kalıyordum.
Ama insan işte, hep olacak olanla yüzleşiyor. Önüne geçemediğim ciddi bir merak sardı yine beni…