Üyesi olduğum bir e-posta grubuna gelen bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Nükleer enerji ve enerji politikası hakkında harika bir değerlendirme;
“1969 da DPT de enerji islerine baktim. İlk defa General Electric ile San Franciscoda konustum. Hepsi atladılar.
O zaman 10 yil sonra petrol kalmiyacak mutlaka nukleer eneerjiye gecelim dedik. 37 yildir gecmedik. Birsey olmadi.
Medeni ulkeler kendileri nukleer enerjiden vaz gecerken bizim atlamamizi yanlis buluyorum.
Bizim ihmalkarligimizi ve adam sendeciligimizi biliyorsunuz.
Yapilacak seyler :
1 Herseyden evvel enerji tasarrufu. Butun evler mantolama yapsin. Mantolama yapmiyan evlerden enerji vergisi alinsin.
2. Butun mamullerde asgari guc seviyesi uygulansin. Amerikada mesela X watı gecen buzdolabi yapamazsiniz. .
3. Evlerde 150 kws a kadar enerji en ucuz, 300 kws a kadar olan 2 misli, 300 kws dan fazla kullanan 10 misli fazla bedel odesin.
4. Copten enerji uretilsin. Artik feasible oldu. Cop yakarak da enerji maliyeti 12 cent/kws oldu. Merak etmeyin havayi da kirletmiyor.
5. Elektrikli otolar tesvik edilsin. Hidroelektrik yapilabildigi kadar zaten yapiliyor. Yapilsin ve devam etsin. Ozel sektorun yapmasi da ayrica bir guc.
6. Metrolar tesvik edilsin. Tren yolları yapılsın.
7. Gunes ve ruzgar incelensin calismalar devam etsim. Bu tam cozum degil ama yardim eder. Guneste muazzam bir bulus gerceklesebilir. Arastirmalar devam etsin.
8. Affedersiniz yarin oburgun uranyum kaynaklari da bitmeyecek mi bu dunya da? Santrali yap milyarlar harca sonra uranyum bitsin.
Sizler de dusunurseniz binlerce onlem akliniza gelir.
Biz sozum ona muhendis kafali kimseler ucuz sloganlar pesinde kosmayalim. ARGUMAN uretelim.”
Nükleer enerji çok verimli olabilir ama bazı handikapları var.
Türkiye’de nükleer santral kazası olması durumunda olacakları düşünmek bile istemiyorum.
Ülkemizde işlerin de her zaman büyük bir ciddiyetle yapılmadığını düşündüğümüzde, nükleer enerjiye alternatif enerji kaynaklarına yönelmemizin daha doğru olacağını düşünüyoum. Bir de gelişmiş ülkelerin nükleer enerjiden vazgeçmeleri gibi bir durum var ki o da dikkatle analiz edilmeli bence.
Sözün özü, hidroelektrik üretim potansiyelimize karşı, pahalıya fazladan alınan doğalgazı eritmek için termik santraller açılan ve gazın bu termik santrallerde yakıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Tasarruf için görece tehlikeli olan nükleer enerji işine girmemiz pek de mantıklı gelmiyor bana…
Merhaba arkadaşlar,
Türkiye Enerji bakımından oldukça bağımlı bir ülke, Doğal Gazımız Rusya’dan, Petrolümüz bilmem nerden. İşletemediğimiz bir de bor madenimiz var ki sormayın. Hidroelektrik santralleri hakkında ise bir yakınım (Baraj Mühendisiydi kendisi (PHD.)) şöyle derdi. Eğer sulama, tarım vs.. için kullanılımıyorsa çokta faydalı bir yatırım değildir.
Mesela Fransa Jeotermal enerji kullanıyor bazı ısınma sorunları için! Ülke olarak bunun farkında bile değiliz. Mesela mağmaya gönderilen sıcak su ısınıp tekrar su üzerinde çıkıyor. Ve baya bir yerde kullanılıyor. Bu konuda çok büyük şirketler de mevcut.
Fakat iş, enerji üretimi ve arz talep meselesinden farklıdır. Dünyanın bir çok ülkesi birer birer nükleer enerjiye geçiyor. Kim ne derse desin silah sanayi için vazgeçilmez bir güç. Ve Türkiye’nin bu konuda akademik yayınlar yapması Nükleer enerji enstitüleri kurması gerekli. Hangi üniversite bu konu hakkında çalışıyor Türkiye’de? Yeterli çalışma var mı acaba? Elbetteki hayır.
Siyanür ile altın çıkarma konusunda da bergama halkı aynı hususta bir tepki göstermişti. Fakat ailemde en az 4 adet kimyacı ve kimya Mühendisi var. Onlardan aldığım. Ve konuştuğum başka kimya konusundaki Doçent seviyesindeki herkes bu işin en optimum metodunun bu olduğunu söylemekteler. O zaman ya bilinçli bir engelleme ya da bir cehalet söz konusu.
Türkiye’de bazı ihmalkarlıkların olduğu bir gerçek. Fakat Türkiye’de ameliyatlarda bazı doktorlar ihmalkarlık yapıyor diye! Ameliyat yapılmamalı mı? Ben bunu biraz maksatlı buluyorum. Nükleer enerji çağımızın enerjisidir. Ve bu enerji daha da önemlisi bu teknolojiyi Türkiye’ye getirmemiz gerekmektedir. Hem artık eski rus teknolojisinin izole politika izleyen Rus yetkililerinin devri de geçti. Öyle bir vanayı açık bıraktım gitti Türkiye’nin yarısı teknolojisi de yok artık! Milyar dolarlık bir yatırım ve milyonlarca sensör kullanılıyor.
Türkiye’de her mahalleye doğalgaz geldi. Ve hala hayattayız. İzmitin ortasında Amonyak tankı ve Petrol Ofisi var. İzmit te hala yerinde. Nedir bu kompleks anlamıyorum? Türkler herşeyin içine eder inanışı.
Neyse götümüzü sıkalım herkes bisiklet kullansın. Nükleer enerji kullanmıyalım Allah muhafaza patlar matlar. Radyasyondan kanatlarımız çıkar, sekiz gözlü oluruz mazalalah. Bismillah tam şurdan bir kol daha felan çıkar.
Uzun lafın kısası yazılan maddeler çok güzel ama muasır medeniyetler seviyesi Nükleer enerjiyi de beraberinde getirmektedir. Ayrıca yurdumuzun dışarıdan gelecek tehditlere karşı bu teknolojiye sahip olması gerekmektedir.
Yani bizim bilim adamlarımız soğuk füzyon yapsalar. Öz halkımız kullandırtmayacak demekki! Keşke tüm dünya devletleri birbirine saygılı olsa ama bazı devletlerin yaşam standartını koruma ilkesi üçüncü dünya ülkeleri için her zaman tehlike olacaktır. Yarın bir gün bu ortadoğunun hepsi terörist haritadan silelim derseler. Biz de çöpten ürettiğimiz enerji ile tank yapar karşılık veririz.
Neyse yine gevezelik yaptım. Yarama dokundunuz.
Sevgi, saygı …
Toryum diye bir nukleer madde vardi. Bircok yabanci bilim adaminin bu konu uzerinde calistigini duymustum. Riski diger nuklerlere gore baya bir az.
http://www.taek.gov.tr/bilgi/yakit/toryum/toryum_bilgi.html
hangi ulkeler nukleer enerjiden vazgeciyor? tam tersine gelismis ulkelerin hemen hepsi nukleer santraller kullaniyorlar. amerikada 100′un uzerinde nukleer santral var ki bu da eyalet basina 2nin uzerinde bir ortalama demek. fransa ve japonyada da bildigim kadariyla 50nin uzerinde nukleer santral var. “len cucuk kadar” diye dalga gectigimiz belcika veya yakin zamana kadar fakirligi ile alay ettigimiz bulgaristan bile besten fazla nukller santrale sahip. ve ben nukleer enerjiden vazgecildigine dair bir bilgiye sahip degilim, eger gercekten varsa boyle bir sey, beni de bilgilendiriniz.
elbette herseyin bir kullanim omru var. elbette omrunu dolduran bazi santraller kapatiliyor. ancak bunu degerlendirirken, o ulkelerin kapattigi santralin omur suresi icinde kac yeni santral yaptigina bakmak gerekir. ve omrunu doldurmamis santralleri kapatip kapatmadigina…
sahsi gorusum, ulkemizde sanayi bolgesi olan yerlere nukleer santral kurulmali ve yuksek enerji ihtiyaci buradan karsilanmalidir. ayrica kucuk yerlesim birimleri icin kucuk hidroelektrik santraller dusunulebilir. bunun neden yapilmadigini hala anlayabilmis degilim. 20 haneli bir koye elektrik goturmek icin devlet yuzlerce kilometre elektrik hatti cekiyor. oysa ayni koyun yakinindan yaz kis gurul gurul nehir akiyor. nehir uzerine kurulacak kucucuk bir hidroelektrik santral hem koyun tum ihtiyacini karsilar, hem de cok daha ucuza malolur. koyluye de elektrigi bedavaya verirsin.
tasarruf gerekmez mi? elbette gerekir. tum dunyanin elektrik ihtiyacini biz karsiliyor olsak, yine de tasarruf gerekir. ama “nuklees santral kuracagimiza tasarruf yapalim” yaklasimi bence komik olmaktan oteye gitmiyor…
saygilar, selamlar, sevgiler…
M.R.B.
Aynı e-posta grubunda Ateş Bey’in bir yazısı var, onu da dokunmadan yapıştırmak istiyorum;
* * *
Yazilanlari dikkatle okudugumda muhtemelen ben de dahil hepimizin duygusal yorumlar yaptigini veya eksik/konfirme edilmemis bilgiye dayali bir sekilde taraftar oldugumuzu görüyorum.
Lafi cok uzatmadan kisa notlar sunuyorum bilgilerinize. ..
- Aslinda temiz enerji diye bir tanim yoktur, “daha temiz” olan veya daha dogrusu “daha az kirleten” enerji dememiz bilimsel gerceklige karsilik gelir.
- Bununla beraber dünyada temiz enerji tanimi ikiye ayrilmistir, bir grup yenilenebilir enerjiyi (günes-rüzgar- biyokütle- dalga-kücük hidro vs.) bu kategori altinda toplar, diger bir grup da buna ek olarak C02 emisyonu olmamasindan dolayi nükleer enerjiyi de temiz enerji olarak degerlendirmektedir . Her iki grubun da güclü ve bilimsel argümanlari mevcuttur.
- Nükleer enerji kullanarak enerji üreten devletlerin tamami nükleer silah yapma yetisine sahiptirler, bazilari yapmistir, bazilari yapma yolunda hizla ilerlemektedir. Nükleer enerji tercihi sadece ekonomik veya ekolojik dahil, cok daha agirlikli olarak siyasi ve jeopolitiktir.
- Temiz enerji kaynaklarinin en büyük problemi pahali olmasi degil, kesintili kaynak olmasidir. Bizim sirket olarak kurdugumuz sistemlerde kullanilan aküler ancak cok kücük kapasitede elektrik depolamaya imkan tanimaktadir, ayrica kullanilan akülerin cevreci veya ekonomik oldugunu iddia etmemiz de maalesef imkansizdir. Büyük rüzgar-günes enerjisi sistemleri sebeke destekli calisir. Günes-rüzgar olmadigi zaman eksik miktari sebeke saglar.Kesintili bir enerji kaynagi kullandiginiz zaman, bunu destekleyen kesintisiz (yakit bazli) bir enerji kaynagina ihtiyaciniz vardir. (Cok büyük hidroelektrik santral-dogalgaz santrali veya nükleer santral gibi).
- Rüzgar, günes gibi kaynaklardan üretilen enerjinin hidrojen olarak depolanip istenildiginde elektrige cevrilmesi (fuel-cell) konusunda ArGe calismalari yapilmaktadir. Ancak ticari ve ekonomik asamaya gelmesine henüz zaman var gibi gözükmektedir.
- Temiz enerji türleri arasinda performans/fiyat orani önümüzdeki yillarda hizla artacak tek tür güneş enerjisidir. Bu konuda devrim niteliginde bircok bulus laboratuardan coktan cikmistir. Bu konuda sizlere yakin bir zamanda genis bilgi verecegim. Günes enerjisi ayrica bilinen tüm enerji türleri arasinda sehir/kasaba hayatina farkli mimari/yapisal formlarda entegre olabilecek (yani günlük yasamimiza girebilecek) yegane enerji kaynagidir. Su anda ABD basta olmak üzere risk sermayesi sirketlerinin ve basta Google gibi devrimci nitelige sahip bircok teknoloji sirketi kamuoyunun farkinda olmamasina ragmen bahsettigim günes enerjisi sistemlerine milyarlarca (dogru yazdim!) dolar akitmaktadir. Bu konuda internette ufak bir arastirma yaparsaniz ilginc verilerle karsilasacaksiniz.
- Hidrojen enerjisi konusunda basta ABD olmak üzere kamuoyu aldatilmaktadir. Arabalarda kullanilacagi söylenen hidrojen su anda tamamen fosil yakitlardan elde edilmektedir ve dolayisi ile temiz enerji terimini bu sekilde elde edilen hidrojen icin kullanmak mümkün degildir. Suyun elektroliz yöntemi (günes ve rüzgar enerjisinden üretilen elektrik sayesinde) ile hidrojen ve oksijene ayrilmasi ve olusan hidrojenin depolanmasi konusunda kısa zaman sonra ticari uygulamaya dönecek bir teknoloji kisa bir gelecek icin mevcut degildir.
- Ülkelerin bazilarinda nükleer santrallerin yillar sonra tekrar tartismaya acilmasi daha önce söyledigim gibi tamamen siyasidir. Aynen Türkiye gibi bircok Avrupa ülkesi (cok daha az rüzgar ve günes alan) dogalgaz ve petrola bagimlidir. Buna ragmen basta Almanya olmak üzere bazi Avrupa ülkeleri uzun vadeli stratejik planlar yapmistir. Almanya örnegine dönersek, her kapatmayi taahhüt ettikleri nükleer santral icin esdeger üretime sahip günes paneli ve rüzgar türbini yatirimi yapmislardir, üstelik bilhassa günes paneli uygulamalarinda bunu güclük desteklerle binlerce evin catisina yaydiklari icin, bir nükleer santralin üretecegi enerjiyi ülke vatandaslari üretir hale gelmiştir.
- Küresel isinma Türkiye’de bilimkurgu ve rayting yaratabilecek bir olgu olarak basin tarafindan kesfedilmis ve sadece Hollywod film senaryolari esdegerinde haberler TV’da ve gazetelerde karsimiza cikmaktadir. Halbuki bircok ülke aksiyon planlarini yapmaya baslamistir. Nükleer santralin bilhassa Kuzey Avrupa Ülkeleri, İngiltere, Kanada gibi ülkelerde maalesef tercih sebebi olmasinda (belki hakli olarak) bu ülkelerin mevcut küresel isinma simülasyonlarina göre COK RADİKAL sekilde etkileneceklerinin ortaya cikmasi rol oynamaktadir. Bu durumun küresel bir kaos yaratacagini öngören bu ülkeler gerekli Uranyum vs stoklarini 50-60 yillik periyodlar için olusturarak temel enerji ihtiyaclarini dünyada yeni dengeler olusana kadar nükleer santrallerden elde etmeyi planlamaktadirlar.
- Nükleer enerji bircok analist tarafindan diger temiz enerji kaynaklarinin alternatifi veya düşmanı değil tam tersi destekleyicisi olarak görülmektedir. Yani fosil yakitlara karsi olan bircok grup, nükleer enerji ve diger temiz enerji kaynaklarinin es zamanli (nükleer enerji depolayici ve sistemi dengeleyen büyük enerji kaynagi olarak) kullanilmasini bir zaruret olarak görmektedir.
- Nükleer enerji yapilma karari alinsa bile ilk santralin 2012-2015 yillarinda devreye alinabilecegi öngörülmüstür. Bu durumda önümüzdeki yillarda tekrarlanacagi söylenen elektrik darbogazina nükleer enerji zaten çözüm olamayacaktir. En etkili yöntem NEGA-Watt santrallerinin kurulmasi olacaktir. Bu deyim Amerika’daki RockyMountain Enstitüsü olarak literatüre alinmistir. Yani NegativeWatt. .yani Tasarruf. 1000MW’lik bir nükleer santral yapma bedeline, 3000 NegaWatt’lik bir santral yapmaniz (yani tasarruf yapmaniz cok mümkündür). Hangisinin akillica yaklasim oldugu cok barizdir.
Burada da siyasi irade cok önemlidir. Bildiginiz gibi Çin başta olmak üzere bircok ülkeden gelen ithal ürünlerine diger AB ülkeleri gibi Türkiye’de yaptirim-yüksek vergi vs. gibi engeller cikarmaktadir. Madem bazi ürünlerin halk tarafindan kullanilmasina (sebebi ne olursa olsun) devlet müdahale edebiliyorsa aklima ilk gelen cok basit 2 soruyu hemen sorayim..:
a) Ülkede izolasyonu olmayan binaya neden ruhsat verilir?
b) Demode olmuş, ışıktan cok ısı veren ampullerin satışı neden serbesttir?
Bakin hemen cok kolay bir ilkokul hesabini yapalim:
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— -
100W’lik 3 ampul yerine her evde 20W’lik CFL ampul takiyoruz.Birim tasarruf 80W
Toplam 80×3= 240Wx5saat kullanim= yaklasik 1kWh/gün tasarruf yaptik ev basina
Diyelim ki toplam 1 milyon ev var
1 milyon x 1kWh/gün = 1000MWh/gün enerji tasarruf ettik baska bir deyimle 1000 “NegaWatt”lik bir santral kurmus olduk.
Ampullerin degerine ise, bu kadar cok aliyoruz indirim yaparlar mutlaka, 5 Euro diyelim
5 Euro x 3 ampul x 1 milyon adet= 15 milyon Euro eder.
Lütfen simdi birisi bana söylesin, üstelik tüm enerji kaynaklarini kullanmaniz serbest, 15 milyon Euro yatirimla günde 1000MW elektrik üreten bir tesisi kurabilecek misiniz?
Üstelik demin kurmuş olduğum 1000 NEGA-Watt’lik tesis Türkiye’nin EN TEMİZ santrali..Sifir emisyon var, cevre kirliligi yok, rüsvet yok, radyasyon yok vs..vs..Üstelik 3milyon ampulu tamamen yerli üretim teknolojisini gelistirerek üretebilirim kisa sürede. Bir de bonus olarak istihdam geldi…
Sevgili Enerji Bakanimizin dedigi gibi bir ülkenin refahi maalesef ne kadar elektrik tükettigi ile dogru orantili degildir. Bu dogru olsaydi şayet, AB ülkeleri Amerika’ya göre mağara adamı olarak sınıflandırılabilirdi.
Tam tersine gelişmişlik seviyesi tüketilen elektrik/enerji ile ne kadar cok is yapabildigimiz ile dogru orantilidir.
* * *
Ateş Bey,
Ateş Yücel mi?
Hayır abi, Yahoo’daki temiz enerji grubunu takip ediyorum. Buraya yapıştırdığım alıntılar da oradaki beğendiğim iletilerden.
http://finance.groups.yahoo.com/group/temizenerji/
Kendi fikirlerimi inşallah sınavlardan sonra derleyip yazacağım.
Nükleer atıklar en az 300 yıl denetim istiyor
Nükleer santraller ucuza enerji üretiyor. Ancak açığa çıkardıkları atıkların etkisi yüz bin yıl sonra bile devam ediyor. Yeraltında depolanan bu maddelerin sızıntıya karşı en az 300 yıl boyunca denetlenmesi gerekiyor.
Türkiye’nin gündemine oturan nükleer enerji tartışması uzun yıllardan beri dünyanın da gündeminde bulunuyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan doğalgaz kriziyle başlayan enerji kaynakları ve enerji çeşitliliği gibi konular hemen her ülkede yoğun tartışmalara neden oluyor. Bu tartışmalarda nükleer enerjinin de adı sık sık geçiyor. Nükleer karşıtları bu teknolojiyi gelecek nesillere yapılacak en büyük haksızlık olarak nitelendirirken sistemin taraftarları, “Eğer enerji sıkıntısı çekmek istemeden yaşamak istiyorsanız risk almanız gerekir” diyor. Peki sözü edilen risk tam olarak nedir? Bu riskin hesabını yapmak mümkün mü? Tam bu noktada söze yine nükleer karşıtları giriyor: “Atom enerjisini aklınızdan bile geçirmeyin. Zira böyle bir adımın geri dönüşü yok!”
Son rakamlara göre ortalama bir nükleer santralinin maliyeti 3-5 milyar dolar arasında değişiyor. Büyük ölçekli bir santral ise yılda yaklaşık 11 milyar kilowatt saat (Atatürk Barajı kadar) enerji üretiyor. Bu büyüklükte bir santral yılda ortalama 60 metreküp radyoaktif atık üretiyor. Bu teknolojiyi kullanan ülkeler atıkları 70 dereceye varan yüksek ısıları nedeniyle önce santral yakınlarında bulunan soğuk su havuzlarında ‘dinlendiriyor’. Bu dinlendirme 5 yıl sürüyor. Ardından ara depolama safhası başlıyor. Soğuyan radyoaktif maddeler toprak altına gömülmeden önce ışıma oranının düşmesi için genellikle toprak üzerinde bulunan ‘ara depolarda’ yaklaşık 30 yıl daha bekletiliyor. Bu depolar 60 santimetrelik beton ve çelikten oluşan duvarlarıyla her türlü deprem, sel ve yangına karşı dayanacak şekilde inşa ediliyor. Son depolama safhasında ise yaklaşık 35 yıldan beri bekletilen atıklar toprak altına gömülüyor. Bunun için eski ve kurumuş maden ocakları kullanılıyor. Bu yer altı depolarının derinlikleri ise 200-900 metre arasında değişiyor. İşin bu kadar uzun sürmesi atıkların içerisinde bulunan ağır metal adı verilen maddelerin etrafa yaydıkları radyasyonun azalmamasından kaynaklanıyor.
Avrupa’da bu atıklardan tam 12 bin ton toprak altında bulunuyor. Ve bu rakama her yıl bin 730 ton yeni atık ekleniyor. Son verilere göre Avrupa’da halen 145 nükleer santral faaliyet gösteriyor. Alman Nükleer Enerji Kurumu’nun rakamlarına göre bu atıkları güvenli olarak ortadan kaldırmanın yıllık faturası ise 30-35 milyon Euro arasında değişiyor. Santral karşıtları özellikle ağır metal atıklarından yola çıkarak bir ülkede nükleer santral yapılmasının gelecek kuşakları doğrudan ve sonu olmayan bir radyasyon tehdidine mahkum etmek anlamına geldiğine dikkat çekiyor. Santral taraftarları ise enerji açığının altını çiziyor ve elektrik yoksa gelecek de yok diyor. Bu durumda son söz yine siyasi otoriteye kalıyor. Ancak sağlıklı bir karar için konunun yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmemesi büyük önem arz ediyor.
Yasemin ÜNAL 7. Sınıf Öğrencisi
Merhaba yazdığım yazı haricinde nükleer enerjinin açıklarına ihtiyacım var. Bana yollar mısınız adresim “irem-su_62@hotmail.com” herkese başarılar…
Kimine göre nükleer enerji olmalı, kimine göre güneş, rüzgar v.s olmalı nükleer enerjinin olması veya güneş, rüzgar v.b enerjilerin kullanılması, yapılandırılması veya olmaması neye göre belirleniyor.
Nükleer Enerji
1. nükleer enerjinin kurulum maliyeti.
2. kendini amorti süresi.
3 doğaya verebileceği zarar.
4. insanlığa verebileceği zararlar ve yararlar.
Rüzgar, Güneş vb. Enerji
1. Enerjinin kurulum maliyeti.
2. kendini amorti süresi.
3.doğaya verebileceği zarar.
4. insanlığa verebileceği zararlar ve yararlar.
LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ…. ERKEN KALKAN YOL ALIR….
BU SORULARIN CEVABINI DOĞRU BİR ŞEKİLDE VEREBİLEN ARKADAŞLARIN YORUMLARINI BEKLİYORUM.
İsmail AYDIN
TEKNOLOJİ BİLİŞİM UZ.
ismailaydin_6@hotmail.com
Sayın site sahibine, nükleer enerjinin nerelerde yanı hangı ülkelerde kullandığını ekleseniz iyi olur. Kendinize iyi bakın.
Nükleer santraller ucuza enerji üretiyor. Ancak açığa çıkardıkları atıkların etkisi yüz bin yıl sonra bile devam ediyor. Yeraltında depolanan bu maddelerin sızıntıya karşı en az 300 yıl boyunca denetlenmesi gerekiyor…diyor arkadaş geçen gün gaztedeokudugum bir habere göre ülkemizde kurulması düşünülen nükleer santralin atıklarına rusya talip(demekki onunda kullanıldıgı bir endüstri var ve yükünü biz çekmiycez,kaldı ki Rusya bunu degerlendirebiliyorsa biz niye değerlendirmeyelim…çok geri kafalıyız çoook)…ayrıca yapılan araştırmalara göre 2030 yılı enerji tahminlerine göre dünya enerji talebi yüzde 50-60 artarken,Türkiye nin yüzde 160 artacak.Dogalgaz ve petrol açısından enerjide dışa bagımllılk yüzde 80 lere dayanacak.nükleer santraller açıgı kapatmanın alternatiflerinden biri haline gelecek..nükleer santraller madem zararlı gelişmiş ülkeler neden her geçen yıl yenilerini inşa ediyor.
Arkadaşlar gözlerinizi bir dakikalığına kapatın lütfen!!!
Neler hissediyosunuz?
Çok yakında geleceğimiz bu kadar karanlık olacak..duygusal davranmak yerine mantıkla hareket etmeliyiz
alternatif enerji kaynakları gittikçe tükenmekle beraber çağımızın ihtiyaçlarınada tam olarak yanıt veremiyor…
1kg uranyumdan elde edilen enerjinin karşılığı ı 25ton kömür….
Gelişmekte olan bi ülkeyiz ve enerjiye herkesten cok ihtiyacımız war….doğal gaz kullanaraktan rusyaya gebe kalarak kendimizi avutuyoruz….çevreci dostlar hidroelektrik diyor bşka bşy demiyor şu da bir gerçek ki ülkenin her yerine su değirmeleri kursak sadece istanbulun enerjisini karşılamya yetmiyor barajlar kuruyor..türkiye tutturmuş alt yapımız yok diyor..arkadaşlar değişmeliyiz değişimin olmadığı yerde yaşam yoktur bence!!!!
Sevgili Arkadaşlar, bugün gelişmiş ülkelerin enerji fazlasi olduğu halde neden son teknoloji olan 4.nesil nükleer santirale baş vuruyorlar? Fransa ile Almanya 4.nesil nükleer santral için iş birliği yapiyorlar, bizim 1.nesil santiralimiz bile yok korkmayin tebbirini alirsan patlamaz ha birde yok efendim önce yenilebilir enerji kaynaklarina yönelelim diyorlar bende diyorum ki imam bayildi ayri yemek kuru fasulye ayri yemektir yani hem yenilenebilir enerji kaynaklarina yönelelim hemde yenilemeyen enerji kaynaklarina yönelelim gelişmiş ülkelerin akli yokmu da 4.nesil nükleer santral için işbirliği yapiyorlar sorarim biz mi akilliyiz yoksa onlar mi akilli bir düşünün bakalim…