İnsanlığın gelişimi ile iletişim birbirlerinin neden ve sonuçlarıdır. İnsanoğlu, çoğaldıktan ve araya mesafeler girdikten sonra varlığını sürdürme özgörevinin en önemli halkası olan iletişimi gerçekleştirebilmek için çeşitli gereçlere ihtiyaç duymuştur.
Eski devirlerden günümüze dumanla ve ateşle başlayan bu yolculuk, o zamanlarda öngörülemeyecek ilerlemeler kat etmiş ve bugün insanlık, evrenin derinliklerine elektromagnetik dalgalar ile varlığını bildirir hale gelmiştir.
Belki duymuş olduğunuz bir teze göre bu elektromagnetik dalgalar gibi konuşmalarımız da kaybolmuyor ve bir yerlerde bekliyormuş. Araştırdığım kadarıyla bilimsel bir geriplanı olmayan bu iddiayı uykuya dalmadan önce aklıma getiren ise SAITEM’in yeni sitesi için ses efekti ararken bulmuş olduğum cosmic_debris.wav adlı dosya oldu.
Geçtiğimiz sene bu zamanlar analog tv yayınlarındaki ve radyolardaki “gürültü”ye dikkatinizi çekmeye çalışmıştım.
Bu yazıdan bir sene sonra dikkatinizi bu kez sürecin değil sonucun sesine, yani insanlığın uzaya televizyon, radyo ve veri sinyallerinin aktarımı için yaymış olduğu dalgaların iyonosfer tabakasında insan kulağının duyacağı formuna çekeceğim..
İyonosferde duyulan sesi dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.
Bu melodinin üzerine yazacak pek birşey bulamıyorum açıkçası, oldukça etkileyici.
Tam da bloga yeniden devam etmeye başladığını fark edip, iyonosferde duyulan sesi dinlerken, minik bir deprem hissedildi İstanbul’da (Çınarcık 4.8 merkezliymiş)…
Geçen gün birisi, olağan bir etkilenim altında olmadan zihnimizde ansızın çalmaya başlayan müziklerin, aklımıza öylesine gelmediğini, beynimizin radyo gibi sinyal yakalamasından kaynaklanabileceğini söylüyordu (: İyonosferdeki dalgaların buna etkisi olabilir mi bilemiyorum ama, atmosferin katmanlarının bu özelliği sayesinde elektrikli aletlerin enerjilerini kendileri çekip bizi kablolardan kurtaracakları günlerin yakın olmasını diliyorum (:
Böyle ferah bir tasarım ve güzel konularla geri dönmene sevindim (: feedlerini takip etmeye devam ediyor olacağım.
çok korkunç bi ses. Yani sanki uzaylı istilasına uğruyormuşuz gibi.
Lyn çok incesin. Çok teşekkürler..
Bir uzaktan algılama meraklısı olarak o birine kesinlikle hak veriyorum
Enerji transferi konusunda ise elektrik mühendisliğinin piri sayılan Nikola Tesla ustamız tarafından bir çok deney yapılmıştı. En son MIT’de 60 W’lık lambanın 2 metre mesafeden kablosuz olarak enerjilendirildiğini duymuştum. Bu teknoloji çok uzağımızda değil fakat bu konuda beni asıl şüpheye düşüren şey günümüzde kullandığımız cep telefonlarının bu kadar minimal SAR değerleri ile çeşitli beden hasarlarına neden olarak gösterilmesi. Yüksek enerji taşıyan dalgaların insan bedenine etkileri ne olur emin olamıyorum.. Bu etkiler nedeniyle laptop, televizyon vb. ciddi güç gereksinimi olan aletler için EMC (uyumluluk) sorunları çıkabilir, fakat ilk etapta MP3 oynatıcılar, cep bilgisayarları, elektronik saatlerin bu teknolojiyi kullanabileceğini düşünüyorum.
Hatta bunun gündelik yaşama geçmesinin 5-6 yılı geçmeyeceği iddiasını bile ortaya atabilirim..
Fırat hocam; bu sesleri duyan uzaylı kardeşler ne yapsın o zaman? Korkarlar valla bizden..
Demek o yüzden görünüp görünüp kaçıyorlarmış, şimdi anlamaya başlıyorum 
Uzaylılar dolores’i de duyabilselermiş keşke:)