'Yaşam' kategorisi için arşiv

Tutku, konfor ve mutluluk hakkında

“Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.”"Konfor ve mutluluk, benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat, ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.”

“Modern eğitim tarzı, araştırma merakını henüz tam olarak boğamamıştır. Nazenin bir çiçeğe benzeyen araştırma merakı teşvik ve özellikle hürriyete ihtiyaç duyar, aksi takdirde sararıp solar. Gözlem ve araştırma yapma hazzının baskı, zorlama veya ödev duygusundan kaynaklandığına inanmak ciddi bir hatadır”

“Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim”

“Belli bir hisle, saf düşüncenin, eskilerin rüyasını gördükleri, gerçeği yakalama istidadına sahip olduğunu düşünüyorum”

Bu sözler kime ait söylememe gerek yok sanıyorum…

Gül bahçesi

Güney Amerika’daki Tanımsız Uçan Nesneler

Güney Amerika’da bazen sıradan bir çekime takılan bazen de çok yakından görüntülenen UFO (Unidentified Flying Objects) fotoğrafları Inexplicata’dan Scott Corrales tarafından derlenmiş…

Romantik bir ‘yıldız kayması’?

Gerçekler acıdır efendim :D

The Secret ya da “Çekim Yasası”

Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarken dün rastladığım ve oldukça değerli bulduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Modern safsata: Secret ya da çekim yasası

Son on yıldır Batı kaynaklı bir kişisel gelişim dalgasında savruluyoruz. İçimizde patlamak isteyen hayata tutunma ve başarılı olma arzusuna hitap eden kişisel gelişim akımına direnmek de savruluşumuzu önleyemiyor.

Kişisel olarak Batı kişisel gelişimciliğin çökertici boyutlarına tavır almış, inanç sistemimizi ve temel değerlerimizi tamir etme çabasına adanmış bir yazar olmaya gayret ediyorum. Fakat, bugün kişisel gelişimciliğin geldiği nokta, toplumumuz üzerindeki tehlikenin bireysel çabalarla aşılamayacağı boyutlara ulaşmıştır. Dini değerlerimizi, kader anlayışımızı ve Allah-evren ilişkisini sağlıklı kazandıramadığımız büyük bir kitle, bu savruluş üzerinden ciddi bir psikolojik bunalıma sürükleniyor.

Toplumumuza taşınan kişisel gelişim felsefesinin doğduğu ABD toplumu dünyanın en mutsuz toplumlarından biridir. Bireyler yapayalnızdır, ahlaki sınırların çok ötesine taşılmıştır. İnternet trafiğinin yüzde sekseni cinsellikle ilgilidir, evlilik çökmüş, altta kalan ölüme terk edilmiş, zaten azalan evliliklerin de yarısı boşanmayla sonuçlanmaktadır. Halkın yarıdan fazlası antidepresan kullanmaktadır. Bizi huzura böyle bir toplum mu taşıyacak?

Continue reading ‘The Secret ya da “Çekim Yasası”’

Ohne Dich!

Bir sözlük yazarı arkadaşımın tanımına göre; “İnsanların günümüzde kolay kolay bulamayacağı dostluğun, bir ütopya olmadığını, ancak ne kadar zor olduğunu” anlatan harika rammstein parçası;

İzlemeyen kalmasın diye buraya da eklemek istiyorum…

Sözler ve klip hakkındaki yorumlar diğer sayfada.
Continue reading ‘Ohne Dich!’

Manisa’daki Tanımsız Uçan Cisim

2001 yılında bir yolculuk sırasında Manisa civarında seyir halindeyken yaklaşık 15 dakika boyunca aralıksız olarak havada garip bir cisim gözlemlemiştik. Ailemle birlikte gözlemlediğimiz cismin uçak veya helikopter olmadığına yaptığı sıradışı hareketlerden dolayı emin olmuştuk.

Az önce internette gezerken gözlem yerimize yakın bir bölgede 2002 yılında çekilen bir fotoğrafı görünce çok şaşırdım;

http://forum.netfotograf.com/fotografcilik.asp?msg_id=22646

Manisa’daki Tanımsız Uçan Cisim

Uyan ey gözlerim

Daha fazlası için; http://www.uyaneygozlerim.com/

Hayırlı Ramazanlar

Bir kez daha Ramazan ayına kavuştuk. Tüm müslümanların bu kutlu ayı mutlu ve huzur dolu geçirmesini Yüce Allah’tan diliyorum.

Aşağıda afrikadan bir ilahi var, ülkemizde herhangi bir sanatsal niteliğe sahip olmadığı halde radyolarda dinlemeye zorladıkları şeylerden değil.. En sevdiğim sanatçılar listesinde ilk sıralarda olan Senegalli müzisyen Baaba Maal‘dan;

OHAL’de çocuk olmak

Güneydoğu, 90′lı yıllar

Boş kovanlardan kolye yapmak,
Omuzlarda asılı silahları sıradan karşılamak,

Ölümü ve savaşı kanıksamaktı.

OHAL’de çocuk olmak ile şu halde çocuk olmak arasında farklar vardı.

Sınıfın duvarlarına saplanmış mermileri sayarak matematiği,
Kovanların arkalarındaki yazıları okumaya çalışarak okumayı öğrenmekti.

İnsanların 6 yaşındaki bir çocuğa ismini ve yaşını dahi sormadan önce,
etnik kökenini sormasını anlam veremeden izlemek ve susmaktı.

Anaokulunun içine kimin neden bir bomba bıraktığını,
hiç bir zaman anlayamamaktı.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Akşamları dışarıda uyumaya çalışırken,
Kayan yıldızları değil, izli mermileri saymaktı.

Havada ıslıklarla uçuşan kırmızı yün yumaklarının,
rüyaların bir parçası değil,
Çarptığı yere ölüm getirecek olan RPG 7 olduğunu,
ancak büyüyünce anlamaktı.

Gece çatışma devam ederken mum ışığında,
mutfağın en güvenli köşesinde yere yatmaktı.

Yerin içine girmeye çalışmaktı, sesler yaklaştıkça…

Gecenin bir yarısı evin sokağında askerler ve teröristler çatışırken,
Halen eve gelmemiş olan dayı için gözyaşı içinde dua etmekti.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Top oynarken bir kaç metre ötedeki kahvehanenin havaya uçuşunu izlemek,
ve oradan sağ çıkan silahlı insanların sağa sola rastgele ateş edişine tanık olmaktı..

Yaşıtlar henüz ölümün ne olduğundan habersizken,
gözünün önünde kaç insanın son nefesini verdiğini hatırlayamamaktı.

Öğretmenin gözlerin önünde vurulup düşüşünü izlemek, ama ağlayamamak,
hiç bir şey hissedememek, susmak, sonra korkmak ve anlam vermeye çalışmak…

OHAL’de çocuk olmak, hayata yenik başlamaktı.

Ersin Arslan, Nisan 2007

Bir yelkenli tekne ile ilk gezim

Her ne kadar geçen sene bir daha uzunca bir süre Marmaris’e ayak basmayacağımı (SATEK’i yaparken başımıza gelen olaylardan dolayı :) ) söylemiş olsam da dayanamayıp bu sene tatil amacıyla yine oraya gittim. Çok alıştım artık.. Belki emekliliğimde oraya yerleşip resim filan yapabilirim, bilmiyorum. Ehem, bu hassas günlerde bu konuya girmesek iyi olacak. :)

EAN Federer

Ean Federer Inbound!

Bir kaç gün yüzme, dalış ve tenis gibi uzun süredir ilgilenemediğim aktiviteleri yapma fırsatı bulduktan sonra geçen sene güneş teknemizin yapımında bize sponsor olan Barış Deniz Motorları firmasının sahibi Nuri Bey’i aradım. Tam zamanında aramışım.. Bizlerden birine ulaşmaya çalıştığını ama ulaşamadığını söyledi telefonda. Nuri Bey ve geçen sene bize yardımcı olan Hollandalı dostumuz Hann’la birlikte bir Güneş Teknesi yapmışlar. Biz teknenin nasıl yapılacağı ile ilgili tüm teknik bilgileri kendilerine oradayken ve yıl içinde internetten görüşerek iletmiştik. Onlar da bu bilgiler ışığında dizel motoru bulunan 8-10 kişiyi konforlu bir biçimde rahatça taşıyabilecek büyüklükte bir tekneyi güneş enerjisi ile çalışır hale getirmeyi büyük oranda başarmışlardı. Tek sorun tepe güç noktası yakalayıcı cihazın uygun şekilde programlanmamasından kaynaklanan bir şarj problemi idi. Bunu kısa bir sürede hallettikten sonra, babam, Ramazan Komutanım ( Aksaz Deniz Üs Komutanlığında görevli süper denizci abim ) ve Hann ile birlikte teknenin deneme sürüşüne çıktık. Oluşturduğumuz sistem tasarımının 8-10 kişilik bir tekneyi kabul edilir bir performans ile çalıştırması gerçekten oldukça gurur verici idi.

Continue reading ‘Bir yelkenli tekne ile ilk gezim’

Dick Cheney, 1994

Yorum Yok, No Comment, Keiner Kommentar, никакой комментарий…