ÖSS’ye hazırlanmakta olan çok sevdiğim kuzenim Ahmet, Diyarbakır’da gerçekleşen bombalı saldırıda yaralandı. O esnada çıkış kapısında olan sınıf arkadaşı ise vefat etmiş.
Bombanın patlama anında etüt çalışması yaptıkları sınıfta tüm sıralarla birlikte öğrenciler havaya uçuyorlar. Ahmet ise kafasını tavana çarparak yaralanıyor. Bu patlamanın şiddeti hakkında belki bir fikir verebilir..
Bu olay bana çocukluğumu ve yaşadıklarımı hatırlattı. Bir çocuk için çok fazla kez gözümün önünde birilerinin öldüğüne, bombaların patladığına şahit oldum.
İlkokul 5. sınıfta iken gözümün önünde sınıf öğretmenim silahla vurulmuştu.
Fakat ben arkadaşlarımın iki adım ötemde parçalandığına şahit olmadım. Gerçekler düşündüğünüzden daha acı.. Ben yaşadığım olaylara rağmen Ahmet’i ancak anladığımı sanıyorum. Ama hiçbir zaman gerçekten anlayamayacağım.
Ben nasıl orada yaşadığım “o an“ları hiç unutmuyorsam o da hiç unutamayacak. Geçmiş olsun desem neye yarar, biliyorum geçmeyecek.
Noel Baba’nın, dünyadaki bütün çocuklara hediye yetiştirebilmek için saniyede 5800 km hızla yol alması gerektiği hesaplanmış.
İsveçli uzmanlar, 24-25 Aralık’ta Noel Baba’nın çocuklara hediye dağıtmak için dünyada 2,5 milyar kez mola vermesi gerektiğini saptamış. Ancak bu hesaplar da boş çıkmış. Çünkü başka bir hesaba göre, Noel Baba’nın sesten hızlı seyreden ve tonlarca hediye taşıyan kızağı, sürtünme yüzünden alev alıp 4,26 milisaniyede yok olmaya mahkum gözüküyor.
Son günlerde okuduğum en süper haber
Tüm blog okuyucularımın yeni yılını kutluyor ve NATRO’dan gönderilen harika yeni yıl mesajının can alıcı grafiğini ekliyorum;
Diğer tüm Aralık dönemi askerleri ile birlikte kendilerine hayırlı teskereler dilerken ben askere gittiğimde aşağıdaki oyuncakların -en azından benzerlerinin- bulunduğum yerde olmasını da kendim için istediğim iyi dileklere ekliyorum.
MD 83‘ler ile ilki 1998′de olmak üzere bir kaç kez seyahat ettim. Son olarak 2005′te Diyarbakır - İstanbul seferinde bir MD 83′e binmiştim. Bu uçaklar muadili olan Airbus A320 ve Boeing 737 serisi gibi sessiz ve konforlu değil (Tabii bu konuda A320 > B737 olduğunu da hatırlatayım ) ama düşük yakıt sarfiyatı ve bakım maliyetlerinin diğerlerine göre az olması nedeniyle özellikle daha az bütçeli havayolu şirketleri tarafından tercih ediliyor.
MD 83′lerde motorlar, kuyruğun hemen ön tarafında sağ ve solda olmak üzere 2 adet.
Motorların buraya bırakılmasının nedeni yakıt tasarrufunu arttırmak. Benzer bir formasyon Boeing 727′de de kullanılıyordu. Arka tarafta hali hazırda mevcut olan aerodinamik kirliliğe motor blokları da ekleniyor dolayısıyla taşıyıcı kanatlar üzerinde kendi kirliliği dışında ek bir kirlilik oluşmuyor.
Isparta’da bundan önceki kaza 1976′da gerçekleşmişti. Türk Hava Yolları’nın “Antalya” adlı uçağı, Milan - İstanbul - Antalya seferini yaparken Isparta’da havaalanı bulunmamasına karşın, o zaman ki radar teknolojilerinin ileri düzey olmamasından kaynaklanan bir hatalı alçalma ile Isparta’ya inmeye çalışmıştı
Bu kazanın nedeni Uçuş Ekibi Navigasyon Hatası, yani CFIT sınıfı pilotaj hatası idi. Kaptan pilot yorgun olduğunu belirtmiş, fakat İstanbul dispatch’te kendisine Antalya’da dinlenmesi tavsiye edilerek uçuşa gönderilmişti. Yardımcı ise Boeing 727 uçuşlarına yeni başlayan deneyimsiz bir pilottu.
22:45′te İstanbul’dan havalanan uçağın kaptan pilotu havalandıktan hemen sonra kokpitin dışına çıkarak kontrolü yardımcı pilota bırakmış ve dinlenmeye çekilmişti.
Uçuş deneyimi az olan yardımcı pilot Isparta’nın şehir ışıklarını ineceği havaalanı sandı. Antalya Kule’ye pist ışıklarını gördüğünü belirtip 36′dan yaklaşma izni istedi. Chart üstü yaklaşma koordinatları da birbirini tutunca uçuş mühendisi birşeylerin ters olduğunu anlayamadı. Pilot kokpit dışında olmasına rağmen durumu anladı Karakutu kayıtlarına göre müdahale etmek için kokpite girdi ama artık çok geçti. Uçak 19 Eylül 1976 saat 23:11′de Isparta’da 3700 feet yüksekliğindeki Karatepe mevkiine çakıldı. Kanat üzeri çarpan uçaktaki 146 yolcu 8 mürettebat yaşamını yitirmişti. Orada kaza sonrası bir çok skandal yaşanmış. Ama konumuz olmadığı için onu geçeceğim..
30 Kasım 2007′de yaşanan kazaya baktığımızda önceki kaza ile aynı formasyonda bir uçak var elimizde. VOR üzeri izin alındığını ve Inbound pozisyonuna geçildiğini görüyoruz. Bu noktada motorlardan birine kuş girse ya da herhangi bir nedenle devre dışı kalsa dahi tek motor o uçağı oraya indirmeye yetecek gücü sağlar. En fazla pist üzerinde duramayıp pist dışı(overran runway) yapabilirdi.
Eğer belirtildiği gibi ilk çarpma kuyrukta başlamışsa net bir biçimde bunun bir pilotaj ya da engebe gösterge cihazı arızası olduğunu söyleyebiliriz. Fakat kanat üzeri çarpma gerçekleşmişse işte o zaman sadece pilotaj hatası ihtimali kalıyor geriye.
ILS olsa idi…
ILS, Instrument Landing System. ILS, bence aviyonikte bugüne dek yapılmış en büyük buluştur. ILS, VOR gibi sadece doğrultu bilgisi vermekle kalmıyor. Uçağın tüm yaklaşma bilgilerini alıp buna göre geribeslemeli bir sistemi devreye sokarak uçağı alana indiriyor. Çoğu uçakta pilotun tek yaptığı iş motor gücünü ayarlamak ve göstergeleri kontrol etmek oluyor. ILS’in ne olduğunu ne kadar anlatırsam anlatayım, kör iniş yapan şu uçağın videosu kadar işe yaramayacaktır…
Uçak kazalarında az veri ile kesin sonuçlara varmak her zaman yanıltıcı olabilir. Sadece önceki incelemelerime dayanarak yorumlarımı paylaşmak istedim. Bu gidenleri geri getirmiyor ama bunlar üzerinde konuşmak gelecekte daha güvenli uçuş için farkındalık sahibi olmamızı sağlayacaktır.
Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına da sabır diliyorum. Allah böyle bir acıyı tekrar yaşatmasın bizlere..
“Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.”"Konfor ve mutluluk, benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat, ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.”
“Modern eğitim tarzı, araştırma merakını henüz tam olarak boğamamıştır. Nazenin bir çiçeğe benzeyen araştırma merakı teşvik ve özellikle hürriyete ihtiyaç duyar, aksi takdirde sararıp solar. Gözlem ve araştırma yapma hazzının baskı, zorlama veya ödev duygusundan kaynaklandığına inanmak ciddi bir hatadır”
“Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim”
“Belli bir hisle, saf düşüncenin, eskilerin rüyasını gördükleri, gerçeği yakalama istidadına sahip olduğunu düşünüyorum”
Güney Amerika’da bazen sıradan bir çekime takılan bazen de çok yakından görüntülenen UFO (Unidentified Flying Objects) fotoğrafları Inexplicata’dan Scott Corrales tarafından derlenmiş…
Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarken dün rastladığım ve oldukça değerli bulduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Modern safsata: Secret ya da çekim yasası
Son on yıldır Batı kaynaklı bir kişisel gelişim dalgasında savruluyoruz. İçimizde patlamak isteyen hayata tutunma ve başarılı olma arzusuna hitap eden kişisel gelişim akımına direnmek de savruluşumuzu önleyemiyor.
Kişisel olarak Batı kişisel gelişimciliğin çökertici boyutlarına tavır almış, inanç sistemimizi ve temel değerlerimizi tamir etme çabasına adanmış bir yazar olmaya gayret ediyorum. Fakat, bugün kişisel gelişimciliğin geldiği nokta, toplumumuz üzerindeki tehlikenin bireysel çabalarla aşılamayacağı boyutlara ulaşmıştır. Dini değerlerimizi, kader anlayışımızı ve Allah-evren ilişkisini sağlıklı kazandıramadığımız büyük bir kitle, bu savruluş üzerinden ciddi bir psikolojik bunalıma sürükleniyor.
Toplumumuza taşınan kişisel gelişim felsefesinin doğduğu ABD toplumu dünyanın en mutsuz toplumlarından biridir. Bireyler yapayalnızdır, ahlaki sınırların çok ötesine taşılmıştır. İnternet trafiğinin yüzde sekseni cinsellikle ilgilidir, evlilik çökmüş, altta kalan ölüme terk edilmiş, zaten azalan evliliklerin de yarısı boşanmayla sonuçlanmaktadır. Halkın yarıdan fazlası antidepresan kullanmaktadır. Bizi huzura böyle bir toplum mu taşıyacak?
Bir sözlük yazarı arkadaşımın tanımına göre; “İnsanların günümüzde kolay kolay bulamayacağı dostluğun, bir ütopya olmadığını, ancak ne kadar zor olduğunu” anlatan harika rammstein parçası;
İzlemeyen kalmasın diye buraya da eklemek istiyorum…
2001 yılında bir yolculuk sırasında Manisa civarında seyir halindeyken yaklaşık 15 dakika boyunca aralıksız olarak havada garip bir cisim gözlemlemiştik. Ailemle birlikte gözlemlediğimiz cismin uçak veya helikopter olmadığına yaptığı sıradışı hareketlerden dolayı emin olmuştuk.
Az önce internette gezerken gözlem yerimize yakın bir bölgede 2002 yılında çekilen bir fotoğrafı görünce çok şaşırdım;