'Yaşam' kategorisi için arşiv

Külkedisi

Ne olacak ki yani? Gayet güzel iniyoruz.

Çok hoş bir kule pilot diyalogu  :)

p- efendim sizin 06 localizer‘ı yok
k- anlaşıldı, siz yaklaşmaya devam edin, ilgili yerlere haber veriyoruz. olmazsa pas geçersiniz. 5247 ILS alıyor musunuz
p- sinyal radyo var ama localizer şu anda gidip gidip geliyo
k- inicek misiniz?
p- inicez tabi, nolcak ki yani? gayet güzel iniyoruz.
k- tamam iyi inişler rüzgar hala sakin (her an kopmaya hazır :) )
p- anladım sağol. yani, localizer yok diye pas mı geçsin?
k- geçmeyin tabi efendim buyrun inin (yarılmamak için son çıkış)
p- biz eskiden inerken hiç localizer yoktu kie!?
k- anlaşıldı (yarılmış geri gelmiş bir ses)

Kesinlikle öyle :)

Fırat‘a teşekkürler..

Araç modifikasyonunda uç noktalar

İlginç araç modifikasyonları.. :)

VW Touran’dan Technical yapabilmek..

Başarılı bir çalışma..

Continue reading ‘Araç modifikasyonunda uç noktalar’

Savaş karşıtı yazılımcı

Henüz Türkçe bir karşılığını bulamadığım “Geek”in anlaşılmasını sağlayabilecek bir fotoğraf.

GEEK*: General Electrical Engineering Knowledge :D

ek$i sözlük iyi geceler!

Sonunda böyle olacağı belliydi.. :D

Ben sadece benim gibi bir kaç meraklı insanın müzik yerine hava frekansı dinlediğini sanıyordum, oysa yanılmışım şurada bahsettiğim konu 2 hafta önce sözlüğe düşmüş ve doğal sonuç; 2 gün önce gecenin bir yarısı pilot ya da kule görevlilerinden biri şöyle diyor “ekşi sözlük iyi geceler”Olayın ayrıntıları şu bağlantıda mevcut. :)

Ben uğraşamam arşivle filan derseniz, buyrun konuşmanın geçtiği kısmı kestim;

Sanıyorum bu hobiye son versek iyi olacak, bu gidişle uçuş güvenliğini riske atacak atraksiyonlar gelişebilir çünkü.. :)

Bu arada konuşmanın geçtiği 30 dakikalık kayıt http://uploading.com/files/5f1df89e/LTBA-Apr-12-2010-2200Z.mp3 adresinden indirilebilir.

Nükleer Enerji, Greenpeace ve Türkiye’nin Enerji Politikası

Uzun zamandır (belki birkaç senedir) değerlendirmelerimi aktarmak istediğim bu ağır konuyu, son günlerde Greenpeace’in internette (özellikle facebook’ta) çok sık rastlamaya başladığım insanları korkutarak yönlendirme faaliyetlerinin ardından derhal yazmaya ve buradan paylaşmaya karar verdim.

Yazı biraz uzun fakat sizi sıkmadan tanımları, iddiaları ve bu iddialara yanıtlarımı açık ve anlaşılır bir biçimde vermek istiyorum.

Nükleer güç (nükleer enerji ile elde edilen elektrik), atom çekirdeğinde mevcut olan nükleer enerjinin kontrollü bir biçimde çıkarılması ile elde edilir. Bunu kısaca açarsak; Nükleer reaksiyon sırasında ortaya çıkan ısı aracılığıyla santralde bulunan su buharlaştırılarak yüksek kinetiğe ulaşması sağlanır. Sonraki süreç ise fosil yakıtların kullanıldığı elektrik santrallerine benzer şekilde devam eder: Kinetik kazanmış su buharı, jeneratör milini tahrik eder ve böylelikle nükleer enerji, elektrik enerjisine çevrilmiş olur. Su buharının dönüşümünü yapmak için çevredeki su kaynaklarından (deniz, göl..) yararlanılır.

Bildiğiniz gibi ülkemizde nükleer enerjiye karşı olan çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları (STK/NGO) mevcuttur. Bu grupların önde gelenleri Greenpeace, Nükleer Karşıtı Platform (NKP) ve Küresel Eylem Grubu (KEG)’dur.

Continue reading ‘Nükleer Enerji, Greenpeace ve Türkiye’nin Enerji Politikası’

Yavaş yavaş ölürler

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları
yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan
kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk
almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.

Pablo Neruda

Teşekkürler UA.

Cisimleri havada tutmanın yolu

ONN tarafından dalgası geçiliyor olsa da;

Bilim, cisimleri yerçekiminden bağımsız hale getirmenin ve sürtünmeyi ortadan kaldırmanın yollarını bulmaya başlıyor.

Şimdilik sadece nanoteknolojide uygulama alanı bulacak gibi görünüyor olsa da, belki uçan arabalar çok uzağımızda değildir ne dersiniz? :)

Nanomekanik cisimleri havada tutmanın yolu bulundu

Henüz bir cismin havada tutulması gerçekleştirilmedi ancak bilim insanları, doğadaki en küçük parçacıkları yöneten ilkelerden oluşan “kuantum mekaniğinin” sır dolu güçlerini kullanarak, bunun nasıl başarılabileceğinin yolunu keşfetti.

Harvard Üniversitesi uygulamalı fizikçi Federico Capasso ve ekibinin yaptığı bu çalışma, Nature dergisinde yayımlandı. (Quantum Levitation anahtar kelimesi ile google’da konuyla ilgili çalışmalara bakabilirsiniz)

Küçük nanoteknolojik makineler yapılmasına imkan sağlayabilecek olan bu yöntemde, moleküllerin belirli birleşimleri oluşturularak, birbirlerini itmeleri sağlandı. Bu “yeni gücün” keşfinin, moleküllerin havada tutulmasını sağlayabileceği, sürtünmenin sıfır olduğu küçük, yeni kuşak cihazların yapılmasını sağlayabileceği kaydedildi.

Bu yeni güç, çok küçük cisimlerin birbirlerine yaklaştıklarında birbirlerini çekmeleri esasına dayanıyor. Bir Rus ekibi, moleküllerin doğru bileşimi elde edildiğinde bu gücün tersine dönebileceğini, yani cisimlerin birbirini itebileceğini öne sürmüştü. Amerikalı bilimcilerin yaptığı bu deney de Rusların bu varsayımını kanıtladı. Deney sırasında bir sıvı üzerindeki ince altın yüzey, metalik bir yüzey tarafından çekildi ancak silisyumdan yapılan bir başka yüzey tarafından itildiği gözlendi.

Neredesiniz?

DuaSon 8 günde 452 insan acımasızca öldürüldü. 75 ‘i masum çocuklardı. 1.5 milyon insanın yaşadığı şehirde herkes hedef olma korkusunda..

Elektrik yok, sığınacakları bir yer yok, soğuk havada evlerinin dışında ölümü bekliyorlar.

Şu an bu mesajı yazarken CNN’e bağlanan Filistin hükümet yetkilisi bir kaç saat önce bir caminin vurulduğunu aralarında 5 civarı çocuğun da bulunduğu 40 kişinin öldüğünü söylüyor.. Buna cevap olarak gerzek CNN muhabiri İsrail’i savunmaya çalışıyor.

Bu insanların hakkı ölmek mi? Bu yüzden mi sözde insan hakları savunucuları seslerini çıkaramıyor olanlara?

İsrail halkı siz buna nasıl izin verebiliyorsunuz?

Masum insanlar gözünüzün önünde askerleriniz tarafından öldürülüyor. II. Dünya Savaşında sizlere yapılanları ne çabuk unuttunuz? Biz Asala’nın eylemleri yüzünden tüm ermenileri yok mu etmeliydik? Bu işin çözümü bu mu?

Her fırsatta, her olayda bizlere saldıran kurumlar ve insanlar neden suskun?

Neredesin 1994′de Ruanda’da olup biteni görmezden gelen Birleşmiş Milletler?  Yine susuyorsun.

Neredesin 90′lı yıllar boyunca gözünün önünde Sırpların yaptığı Müslüman kıyımına sesini çıkarmayan Avrupa Birliği?

Neredesiniz 1915′te yaşananlar için özür dileyen sözde insan hakları savunucusu ‘aydınlarımız’?

Neredesiniz Nobel ödülü almış ‘elit’ insanlar? Neden konuşmuyorsunuz?

Neredesiniz insan haklarını ve demokrasiyi sadece politik amaçlarla dillerine dolayan iki yüzlüler?

Neredesiniz ulan nerede!

Burçların değişmesi ve bir saçmalık olarak; Astroloji

Burçlar

10 Nisan – 25 Nisan: Sivas Kangal Burcu
5 Temmuz – 25 Temmuz: Afrika Dere Kurbağası Burcu
25 Temmuz – 2 Ağustos: Van Kedisi Burcu
15 Ekim – 1 Kasım: Turunçgil Kırmızı Örümceği Burcu
6 aralık-10 aralık: Piton Yılanı Burcu

Yukarıda uydurmuş olduğum burçlar son derece saçma ve komik öyle değil mi? Şu an inanılan burçlar da aynı ölçüde saçmalıktan ibarettir.

Bundan binlerce yıl önce uzayda var olan ‘derinlik’ kavramından habersiz düşünürlerin yıldızları çeşitli hayvanlara benzeterek gelecek tahmini yapmasını o dönemin şartları ve bilinç düzeyinde normal karşılayabilirim.

Ama günümüz insanının bu saçmalıkların referansında geleceklerini şekillendirmeye çalışmaları tam anlamıyla bir cehalet örneğidir. Az önce ekşi sözlükte başlıklara göz atarken burçların değişmiş olduğunu gördüm. Almanlar başka bir hesap yapmış ve bu hesapta daha farklı burçlar çıkmış.. Zaten önceki ‘hesabın’ da bir zemini yok ki? Daha doğrusu bunun varsayımlara dayanmayan bir matematiksel geriplanı yok.

Gelin kendi kendimizi kandırmayı bırakalım artık. Bunu akla ve mantığa sığdırmak için uğraşanların söyledikleri ve yazdıkları bir ‘astronomi’ ilgilisi olarak sadece gülümsememe neden oluyor.

Astroloji ile Astronomi’nin ilgisi, Ajdar’la Türk Sanat Müziğinin birbiri ile olan ilgisinden bile çok daha azdır.

Milliyet’in konuyla ilgili haberi

EVE

Eve