'Mühendislik' kategorisi için arşiv

World Solar Challenge ‘07

WSC 2009′un şampiyonu şimdiden belli* ama WSC 2007 için birşey demek çok zor :D

Sinekten hammadde çıkarmak

Yenilenebilir Enerji Mühendislerinin yeni nesil enerji üretim teknikleri “şerrrefsizim benim aklıma gelmişti”* moduna sokuyor insanı… ( Tam 1.2 Megawatt )

Seagen General

Ses ve Görüntü!

BT Türk‘ten Shaker’a teşekkürler…

Yeni bir kompozit; Çelik kadar güçlü, Çok Hafif

FormülMichigan Üniversitesindeki mühendisler tarafından çelik kadar güçlü bir plastik malzeme üretilmiş. Mother of pearl ile aynı teknikle üretilen malzeme benzer bir karşı koyma gücüne sahip.

300 güçlü nano tabakanın üstüste bindirilmesi ile elde edilen plastiğin en önemli katkı maddesi PVA adlı kırılgan polimer. Bunun dışındaki katkı maddeleri ise boya ve yapıştırıcıymış.

Bu yeni plastiğin güvenlik görevlileri için hafif kurşun geçirmez yelek yapımında kullanılabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda biomedikal algılayıcılar ile insansız hava araçları bu malzemenin kullanılabileceği alanlar arasındaymış.

Ayrıntılar şurada;

http://www.ns.umich.edu/htdocs/releases/story.php?id=6084

CATIA ile motor montaj animasyonu

Enerji sektörüne yatay geçiş :)

Rüzgar TürbiniSon zamanlarda blog’a fazla içerik gönderemez oldum. Bunun nedeni tatilden döndükten sonra özel bir firmada çalışmaya başlamış olmam. Sonunda hayat beni de kendi mesai saatlerimi kendi belirlediğim bir alanın (Bkz. BT) dışına iterek ‘Mesailer Kabilesi’ne kaydetmeyi başardı. Bu kadar kısa sürede nasıl herşeyin olup bittiğini aslında ben de pek anlayamadım.

Okulu bitirdikten sonra Ege ya da Akdeniz’de çeşitli destekler alarak bazı projelerimi hayata geçireceğim bir yer kuracaktım, bunun için uygun arazileri dahi seçmiştim. Fakat şu an çalıştığım firmada destekler ve mali prosedürler üzerinde uğraşmadan sadece araştırma geliştirme ile ilgilenebileceğim. Benimle bu konuyu görüşmek için Ankara’ya yarışa gelen ve sonra telefonda uzun bir görüşmenin ardından firmamı kurmaktan beni vazgeçiren iş arkadaşım Makine Mühendisi Ozan Çakıtlı’ya bana güveninden dolayı buradan da teşekkür etmek istiyorum. Kendisi 2006 Ekiminde CNN Türk’te güneş enerjisi ile ilgili yayınlanan bir röportajımdan yola çıkarak bana ulaşmış sağolsun.

Continue reading ‘Enerji sektörüne yatay geçiş :)’

Osmanlı Dönemi Elektrik Makinaları Kitabı (1813)

Osmanlı Dönemi Elektrik Makinaları Kitabı

Osmanlı döneminde yazılmış bir elektrik makinaları ve tesisatı kitabı.

SU 35 vs F 22 Raptor

Amerikalı Mühendislerin reklam, Rus Mühendislerin ise iş yaptığının bir kanıtını görmek isterseniz aşağıdaki videoları mutlaka izleyin. ;)

SU-35 (Rus - Sukhoi Construction Bureau)

F-22 (Amerikan - Lockheed Martin Co.)

Rus Havacılık firması SUKHOI tarafından üretilen SU 35′in ezici hava üstünlüğünü gördükten sonra yüksek manevra kabiliyetinin tamamen elektroniğe ve elektronik karıştırmaya dayanan günümüz hava savunma teknolojilerinde artık yerinin olmadığını düşünebilirsiniz. Ama SU-35′in tek özelliği üstün manevra kabiliyeti değil..

SU-35, 400 km menzilli radarı ile 24 hedef için izleme (tracking) ve bunlardan 8′ine aynı anda ateş açabilme kabiliyetine sahip. Bu haliyle hem eski nesil hem de yeni nesil savunma tekniklerini aynı anda üst düzeyde uygulayabiliyor.

SU 27′den evrilen SU 35′te tüm aviyonik sistemler analog değil dijital olarak çalışıyor. Uçağın Lyulka tarafından üretilen yeni motorları da eskisinden çok daha verimli ve güçlü.

SAHIMO Rejeneratif Frenleme Testi

Sakarya Üniversitesi’nin hidrojen arabalarından SAHİMO’nun rejeneratif frenleme esnasında PEM ünitesinin stabilite kontrol testinin videosu;

SAGUAR X6 Formula G 2007 Türkiye 3.’sü

Yaklaşık 1 haftadır, TÜBİTAK tarafından düzenlenen Formula G ve Hidromobil yarışlarına katılmak için Ankara’da bulunmaktaydık.Şurada belirttiğim gibi Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu olarak SAGUAR X6 ve SAHİMO adlı araçlarımızla her iki yarışa da katıldık. SAGUAR X6′nın yarı final yarışı oldukça ilginç geçti. Yaşadığımız teknik aksaklıklar dışında pistte bulunan ve nereden geldiği belli olmayan! bir çivi araca hareketi veren blok üzerindeki tekeri patlattı. Bu yaklaşık 12 dakika kaybetmemize neden oldu ve yarı final yarışını bu nedenle 4. olarak bitirdik.

Yarı final birinciliğimizi engelleyen çivi

Yarı final birinciliğimizi elimizden alan çivi

29 Temmuz 2007 Pazar günü gerçekleşen Final yarışı ise oldukça zorlu ve bir o kadar da zevkliydi. İlk 22 tur boyunca SAGUAR X6 ile liderliği kimseye kaptırmadık. Fakat son turlarda araç ağırlığı ve enerji optimizasyon hataları nedeniyle geriye düşmeye başladık. Bizden yaklaşık 100 kg daha hafif olan kardeş takım İTÜ’nün ARIBA’ları (Araba değil Arıba :) ) 1. ve 2.’liğe yerleşti. Sakarya Üniversitesi olarak SAGUAR X6 ile 3.’lüğü elde ederek, bu sene de onlarca üniversite ve araba arasında dereceye girmeyi başardık ve üniversitemizi en iyi şekilde temsil ettik.

Kupa Töreni

Şirin’in boyu biraz kısa olduğu için 2. benmişim gibi görünüyor, boy avantajı :D

ARIBA ve SAGUAR

Şirin, Fatih, Ersin

Ben ve Kupamız

Ben ve Kupamız

Dün mesai saati bitimi ile birlikte benim de SAİTEM’deki görevim sona erdi :D Her ne kadar Barış bunun için dilekçe yazmamı ve bu emeklilik dilekçesinin kendisi tarafından onaylanması gerektiğini söylese de 2003′ten bu yana sürdürdüğüm zor, öğretici ama aynı zamanda oldukça eğlenceli olan bu macerayı hayatımın en büyük hedeflerinden birini gerçekleştirmek için burada noktalamak durumundayım.

Artık yerimize gelen kardeşlerimizin hedefleri daha büyük. Önce Fransa, sonra Avustralya’daki yarışlarda sadece üniversitemizi değil aynı zamanda ülkemizi temsil edecekler.

SAGUAR X6

SAGUAR X6, SAkarya GÜneş ARabası, Efsane Araba, Formula G 2007 Türkiye 3.’sü

 

SAHIMO

SAHİMO, SAkarya Hİdro MObil, 6 aylık yoğun bir çabanın ürünü, ANOK Kupası 4.’sü Hidrojen Arabası

 

SAUTEK

SAUTEK, Tasarım ödülünün gönlümüzdeki gerçek sahibi, ANOK Kupası 3.’sü Güneş Arabası

Hidrocartal

HİDROCARTAL, ANOK Kupası 2.’si okulumuzun diğer Hidrojen Arabası

Ekipteki arkadaşlarımın aileleri başta olmak üzere, bizlerden maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen herkese teşekkürü bir borç bilirim.

“Bir kişinin bu tür bir çalışma yapmasını sağlayan zihin durumu, tapınan bir dindara ya da bir aşığınkine benzer; her günkü çaba, planlanmış amaçtan ya da programdan değil, doğrudan kalpten gelir.”

Albert Einstein, 1918
Principles of Research

Koreli bilim insanlarından süper buluş: Plastik Güneş Paneli!

Güneş enerjisinin kullanımının yaygınlaştırılması ve bu sayede dünyanın fosil yakıtlardan bir an önce kurtulması için dünyanın her tarafında çeşitli araştırmalar yapılıyor.

Plastik güneş paneli

Kore’deki Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsünde çalışmakta olan araştırmacılar yeni bir güneş hücresi teknolojisi keşfettiler.

13 Temmuz 2007‘de duyurulan yeni teknolojinin endüstriye en önemli katkısı, maliyetin mevcut üretim teknolojilerine göre neredeyse 20 kat daha düşük olması.

Halen kullanılmakta olan ve 4 ayrı sınıftan en ucuzu olan çok kristalli, silisyum bazlı güneş hücreleri 2.5 $ / Watt’lık bir üretim maliyetine sahipler.

Bu da, yenilenebilir enerji arayışında güneş enerjisi tercihinin önüne çıkan en büyük engel.

Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü çatısı altında, Lee Kwang-hee önderliğinde çalışan Koreli bilim adamları şu an için %6,5 verimde çalışabilen hücrelerin plastik bazlı olduğunu ve watt başına maliyeti de 10 cent’e (0.1$) düşürdüğünü belirtmişler.

2012′de ticari olarak kullanıma çıkarılması ön görülen yeni nesil hücrelerin veriminin o zamana dek %15′e çıkarılması planlanıyor.

Buluşun önemine vurgu yapmak için şu örneği vermek istiyorum güneş arabamız SAGUAR‘ın üstünü bu teknolojiyi kullanarak kaplarsak üretim maliyeti sadece 80 $ oluyor!

Kısaca şöyle söylemek gerek; eskiden pahalı ama gururlu bir güneş arabası vardı, sanırım yakında kapınızın önünde bir tane olacak ondan :D

Bir felaketin anatomisi; Columbia STS 107

Columbia STS 1074 sene önce uydu anten ayarı yapmak için eski evimizin üstüne çıkardığım analog alıcı ve televizyon ile 3-4 saat uğraşmış, sonunda uygun açıyı bulup BBC’nin analog yayınını yakalamayı başarmıştım.

Yakaladığım görüntüde uçan bir cisim yanarak aşağı düşüyordu. Columbia uzay mekiğinin o gün ineceğini biliyordum ama o olduğuna inanmak istemedim. Görüntü gidip geldiği için biraz gecikse de, düşen cismin Columbia uzay mekiği olduğunu anladım.

1 Şubat 2003, unutamadığım günlerden biridir.

Geçen gün sözlükte başka bir konuda entry savaşı yaparken shirazi‘nin bu konu hakkında hoş bir teknik analizine rastladım ve bunu paylaşmak istedim;

“Uzayda sadece bilimsel araştırmalar için düşünülmüş olan sts 107 uçuşu aslında 11 ocak 2001 tarihinde yapılacaktı, ancak orijinal uçuş 18 kez ertelene ertelene kazanın olduğu uçuşun gerçekleştirildiği 16 ocak 2003′e kaydırıldı. Bu ertelemelerin nedeni yakıt sisteminde çıkan arızalardı. Columbia kazası kriz masası daha sonra bu arızaların mekiğin düşüşüyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkladı.

Kazanın nedeni, uzay mekiğini şişman tanka bağlayan bağlantıların şişman tank üstünde takıldığı yerdeki eklemdeydi. Bu eklem çok özel bir köpükten yapılıyor ve sadece çok özel uzman teknisyenlerin oraya takmasına izin veriliyor. Kalkış anında buradan kopan bir parçanın mekiğin sol kanadındaki karbon fiberden yapılma kalkanlardan birisini parçaladığı, ayrıntılı video analizleri sonucunda görüldü ve bulundu. Yani problem kalkarken olmuş. “Bağlantı yeri köpükten mi olur” denebilir. Boru değil, NASA kimbilir kaç bilimadamını kaç kere çalıştırmıştır bu tip materyalleri tasarlatmak için.

Mekik uzaydaki görevlerini tamamladıktan sonra 1 şubat 2003′te sabah 8:44′te yeryüzünden 120 km yukarıda atmosfere girdi. Bu esnada mekik pasifik okyanusu üstündeydi ve rotası ABD’nin batısından başlayarak Texas üstünden Florida’daki Cape Canaveral uzay üssüne gidiyordu. Isı sensörleri bu esnada 1400 derecelik bir sıcaklık gösteriyordu.

Bir süre sonra sol kanattaki ısı sensörünün aşırı sıcaklık verileri yolladığı yer kontrol merkezi tarafından tespit edildi. Ancak bu bilgi mekiğe söylenmedi. Bu esnada mekiğin hızı mach 24.5′tü (yaklaşık 30.000 km/h). Saat 8:52′de üsse 500 km uzaklıktayken kaliforniya üstünde yerden 70 km yukarıda sol kanat ısı sensörü 1450′lik bir sıcaklık gösterdi. Bu esnada hızı yaklaşık 26.950 km/h idi. Olaydan sonra yapılan analizlerde, o anlarda tesadüfen çekim yapan amatör gözlemciler mekiğin gittiği güzergahta parçaların ışıl ışıl ayrıldığını söylüyorlardı.

Saat 8:55′te 25.000 km/h’da 69.3 km yükseklikte nevada hava sahası üstünde sol kanat sensörleri 1650 derece sıcaklık gösteriyordu.

Saat 8:59′ta yer kontrol merkezi, mekiğin sol iniş takımının lastik basınç değerlerinin artık okunamadığını açıkladı. Yani sol kanadın parçalanan panellerinden içeri giren aşırı sıcaklık dalgası mekiğin sol kanadının içine girerek iniş tekerleklerini mahvetmiş. Bu bilgiden kısa süre sonra Rick Husband’ın sesi kısa bir süre duyuldu ve sonra mekik ile iletişim kesildi… Mekiğin bundan sonra parçalandığı sanılıyor.”

Karbon fiber blokların üretim süreci ile ilgili şu bağlantıda detaylı bilgiler yer alıyor; Reinforced Carbon-Carbon. Teknik açıdan çok zor olmasa da maddi açıdan yapımı çok zormuş. Isı kalkanı olarak kullanılan karbon fiber bloklarından birinini üretimi 100.000 $’ın üzerinde. (Mekiğin toplam maliyeti 2.2 Milyar Dolar)

İsrail’li ilk astronotu bu uçuşla uzaya götüren Columbia’nın parçalarının Amerika’da Palestine (Filistin) adlı bir bölgeye düşmesi de bu olayın ilginç yönlerinden biri olmuştu.