'Kişisel Şeyler' kategorisi için arşiv

Heyecanlı bir gün olarak; dün

Aslında gün olabildiğince rutin başlamıştı. Sıradan ve sıkıcı bir laboratuar, bastırılmış kişilik sorunları yaşayan bir ‘hoca’mızın yaptığı kısa sınav derken gün bitti.. Ya da ben öyle sandım; çok yanılmışım.. Yeni başlıyormuş!

MBS’de biraz ‘bug’ temizliği yapmak için saat 21 civarına dek dekanlıkta çalıştım. İşim bittiğinde saat 22′ye geliyordu; her zamanki gibi arabaya bindim ve İzmit’e doğru seyrediyorum; okuldan 5-6 km ayrılmışken karşı taraftan bir babayiğitin uzun farlar açık şekilde 500 metre ilerimden yavaş yavaş bana doğru geldiğini gördüm, uzun far gördümde böylesini görmedim acaip güçlü, gözlerimi kamaştırıyordu; ikaz için bir kez selektör yaptım, sallamadı, bir kez daha, yine tık yok. Bu arada yaklaşıyoruz ve gerçekten farlar çok güçlü. Bir daha selektör bir daha, bir daha, derken renkli tavan lambaları yandı kırmızı, mavi; ‘auuuuaaaaaaaaaavvvv’ diyerek yanımdan geçti araç. Evet tahmin ettiğiniz gibi bir polis arabasıydı. :) Tabii asıl olay bu değil, bu sadece adrenalin seviyesini eşik değerin az üzerine çıkarmış az sonraki olayı bekler duruma getirmişti;

İzmit’e 5 km mesafede, 3 şeritli çift yol üzerinde en sol şeritte izmit yönüne doğru seyrediyorum. Tahmini seyir süratim 105 km/sa civarında idi, normalde çift yollarda dahi 90′ı aşmam ama akşam olduğu için yollar çok boştu ve normal seyir süratinin biraz üzerine çıkmıştım. Kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıyordum, 50 metre kala kavşağı kontrol ettim, gelen giden yok. 25 metre kimse yok. Sol şeritte devam ediyorum. 10 metre var; Birden sol taraftan devasa bir köpek yola fırladı. Seyir süratim 90′ın üzerinde! Bu kesinlikle anlatılacak bir şey değil ama anlatmayı deneyeyim; zaman durdu. Yaşadığım her mikrosaniyeyi hissederek yaşıyordum. O an sanırım 100 tane ihtimal geçti aklımdan yapılacak. Hiç birşey yapmasam tam ortadan çarpacağım hayvana ve o kadar büyük ki eminim olan sadece ona olmayacak. Dikiz aynasına bakmam ve direksiyonu tam sağ yapmam bir oldu. Bir anda en sağ şeride geçtim, köpek sol tarafımda kaldı, o hızda bu denli sert bir hamle yaptığım için aracın kontrolünü kaybedeceğimi biliyordum. Nitekim hesap doğru çıktı ve en sağda iken yol dışına çıkmamak için sola doğru hamleyi yaptığım anda amerikan filmlerindeki lastik sesleri gelmeye başladı, burada anahtar cümleyi çok iyi hatırladım ve iyi ki hatırladım; “freni unut, arabada fren yok!”. Direksiyona hakim bir şekilde aracın tekrar kararlılığını sağlamasını bekledim, ve tahmin ettiğim gibi oldu. 30 metre içinde araç toparlandı. Normal bir şekilde yola devam ettim…

Çarpsaydım eğer çok üzülürdüm. Gözleri gözümün önünden gitmiyor köpeğin.. 3 ay önce de Eşme girişinde Tır’ın biri çarpmıştı benzer bir köpeğe. Gözümün önünde ikiye ayrılmıştı hayvancağız. Benim anlamadığım olay şu köpekler ve kediler için yolun bu tarafında olup da, diğer tarafında olmayan şey nedir? Yani akraba ziyaretine mi gidiyorsun gecenin bir yarısı? Okuldan mı dönüyorsun? İşten eve mi gidiyorsun?

Yüksek lisans yaparsam eğer tezim için iyi bir konuyu şimdiden buldum sanıyorum: Bu hayvanları yoldan uzak tutmanın bir çaresini bulacağım.

Slobodan Miloseviç Ölmüş

Slobodan Miloseviç’in ölümünün bana hatırlattığı şunlar oldu; ÖSS stresi, Saynur Varışlı ile NTV haberleri, düşmez denilen F117′nin yerden rastgele sallanan dandirik SA-7 füzeleri ile düşürülmesi..

Ama balkanlarda yaşamını sürdüren müslüman kardeşlerimiz için hatırlanacak tek şey acı ve öfke olacaktır bu ismi duyduklarında. Allah’tan onun için kahır ve azap dilesem, bir müslüman olarak birine bunu dilemek bana yakışmaz, fıtratım gereği af dilesem, onca ölümden ve acıdan sonra hayır bunu yapamam. Bu yüzden ölümünün arkasından birşey söylemeyeceğim.

Sadece çoğu kardeşimin yaşam hakkını elinden alan bir insanlık düşmanının başına hepimizin başına gelecek olan geldi ve herkesin yaptığının karşılığını alacağından zerre şüphem yok.

Üst düzey dilleri geliştirenlere selam olsun!

Bir kaç gündür üzerinde çalıştığım bir proje nedeniyle assembly kodluyorum. If’i While’ı o kadar özledim ki anlatamam. Visual Basic’te program yazdığım zamanlar C++ için “gereksiz tefferuatlarla uğraştırıp zaman kaybettiriyor” dediğim için kendimden utanıyorum.

Nasıl olur da assembly’de kod yazmadan böyle bir yargıda bulunurum :)

Bu arada, URAS projesini zaman ve maddi imkan yetersizliğinden dolayı askıya aldım. Okul bittikten sonra devam etmeyi planlıyorum. SAGUAR X5 çalışmaları son sürat devam ediyor, son olarak OTOKAR ile anlaşma sağladık ama halen ciddi bir kaynak gereksinimi mevcut, yoğun bir şekilde sponsor arayışındayız…

Yorumsuz :)

 

Galatasaray Yardım

İyileştim, sanırım..

16 Ocak Pazar günü çok şiddetli bir karın ağrım oldu. Ertesi gün bu ağrı daha şiddetli bir şekilde tekrarlayınca Kocaeli Tıp Fakültesinin acil servisine giriş yaptım, ve bugün çıktım. 1 düzineden fazla serumu yedikten sonra tabii :)

En çok özlediğim şey BT Türk oldu. Hastanede BT Türk V4′e bir wap arabirimi eklemenin ne kadar büyük bir gereklilik olduğunu anladım. Çünkü dinlenmenin dışında kalan zamanlarda GPRS üzerinden Google tarafından çağırılan BT Türk’ü gezerken pek rahat ettiğim söylenemez.

Sanırım hastalığımın nedeni düzensiz uyku ve beslenme alışkanlığım. Bunu değiştirmek için yoğun çaba sarfediyorum. Bu arada sağlığınızın kıymetini bilin ve düzenli yaşayın desemde eğer bir programcı iseniz siz söylediklerimi pek önemsemeyeceksiniz, çünkü gerçekten sadece elden gittikten sonra anlaşılıyormuş. Bu bana söylendiğinde de “-hımm, -evet, -tamam” ile cevap verirdim. Ama şimdi hastaneden çıktıktan sonra anlıyorum ki evet sadece elden gittikten sonra anlaşılıyor.

Hastanede beni arayarak, ziyaret ederek yalnız bırakmayan tüm dostlarıma karşı derin bir minnet duyuyorum. Karda kışta Umuttepe gibi dünyanın öbür ucuna yapılmış, yolları kardan kapalı hastaneye gelmemeleri için çok ısrar etmiştim oysa..

Fırat Hocama hastanede kaldığım süre içinde ‘eğlenerek’ vakit geçirmemi sağlayan Linus Torvalds’ın “Yalnızca Eğlenmek İçin” adlı kitabını hediye ettiği için ayrıca teşekkür ediyorum.

Afşin Dönüyor…

Herkese iyi bayramlar. 18 ocakta insallah teskereyi aliyorum. Darisi her Türk gencinin basina.

Bir bilgisayar ve yeteri kadar makarna ile hayatının geri kalanını geçirebilecek* dostlarımdan, Afşin Taşkıran vatani görevini tamamlamış ve 18 Ocakta geri dönüyormuş..

Bu habere çok sevindim :)

Yaşam kahveyse..

İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:

“Farkına vardınız mi bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alindi, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı..

Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.

Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır.

Bunlar yalnızca Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın
kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.

Vizeler bitti, yazılım geliştirme modundayım

Bu aralar SAÜ Mezun Bilgi Sistemi üzerinde yoğun olarak çalışıyorum. Öyle ki geçen gün yoğun kod yazımından dolayı klavyemin hararet yaptığını fark ettim ve gecenin bir yarısı dışarıda yağmur yağarken pencereyi açtım. :)

Evet, yeni MBS bitti bitecek gibi. Bu sefer yazdığım kodlar da görsel tasarımda içime sindi diyebilirim.

Ama yayından önce bir dizi ciddi güvenlik testinden geçirilmesi gerekiyor. Bunun için Fırat Hocamla bağlantıya geçmeye niyetlenip site adresini tıklayınca tasarımın değişmiş olduğunu gördüm; site yenilenmiş ve adresi değişmiş; (mikropyuvasi.org), bununla birlikte open source fikre ama closed mind akla sahip b2evo geliştiricilerinden desteğini çekmiş sitede yazdıklarına göre.. :)

Yılmaz UYAROĞLU Kişisel Ağ Sayfası

Çok değer verdiğim, mütevazı insan Yılmaz UYAROĞLU hocamın kişisel ağ sayfasını burayı tıklayarak inceleyebilirsiniz.

What else is there?

Royksopp = “İyi müzik”;
Karin Dreijer = “Süper vokal”;
What else is there = “Muhteşem şarkı”;

Havalar Soğurken

Dersler içimi ısıtıyor.. 11 dersle uğraşmak kolay değil, bitirme ödevi olarak yine boyumuzdan büyük bir işe kalkıştık bir ‘UAV’ yapmayı planlıyoruz, ayrıca SAGUAR X5 için kolları sıvamış vaziyetteyiz..

Yani bu defa BT alanında değil başka alanlarda yoğunum. :)

İnşallah bütün bunlardan alnımın akı ile sıyrılmayı başarabilirim.

Not: Seyrek yazmamın nedeni bütün bu uğraşlardan dolayı pek boş zamanımın olmaması.

Hayırlı Ramazanlar

Herkesin Ramazanını kutluyorum.

Umarım kendisiyle birlikte tüm dünyaya barış getirir.

Barışın önünü tıkayanların da sonunu…