- EAN, Formula 1′den ne anlıyorsun? Arabalar durmadan birbirini geçiyor başka da birşey yok…
- Peki sen 22 adamın bir topun peşinden koşmasından ne anlıyorsun?
- O farklı ama..
- Bana, saatte 300 kilometre hızla giden arabaların birbirini geçmeye çalışması, 22 adamın bir topun peşinden koşmasından daha heyecanlı geliyor…
Dün ÜDS açıklanmış, ilgisiz bir öğrenci olarak belki yüksek lisans yaparsam lazım olur tadında geçen ay girmiştim sınava.
Sınavın olduğu haftasonu okulda da ara sınavlarım başlamak üzereydi ve Cumartesi gününü de BJT Yükselteçlere çalışarak geçirmekteydim. (Bu dönem bir süre öğrenci olmaya karar verdimde!
)
Sınav yeri Göztepe’de bir liseydi ve ben daha önce o taraflara hiç gitmemiştim, sınav yerini tam olarak bilmiyordum.. Sonuç olarak oturup bir sayfa bile çalışmadığım sınava bir de yoğun stres altında girmekteydim.
Neyse ki bütün karışıklık içinde sınava girip çıkmayı başardım.
Sonuçların açıklandığını öğrenince biraz korktum, ama belli etmemeye çalıştım tabii.
65 alarak barajı geçmişim…
Geçen dönemde LES’e hiç çalışmadan, hatta hiç soru örneği incelemeden girip dört bin küsürüncü olunca şu sonucu çıkardım; ÖSYM beni seviyor olmalı
Aslına bakarsanız ben de ÖSYM’yi seviyorum. (Lisede okurken gelecekte böyle birşey söyleyeceğime kimse beni inandıramazdı sanırım…)
En azından ‘Elektrik Makinaları Lab’ başlıklı bir sınav için “şu deney setine bu üç fazlı trafo nasıl bağlanır, çiziniz!” gibi garip sorular sormuyorlar.
Manueline bakıp bağlarım diye cevap yazınca da kötü çocuk oluyorsunuz işte. İlla ezberleyeceksiniz bağlantıyı.. 
Çocukluğumun kasvetli Pazar günlerinde, Amiga 1200 başında geçirdiğim vakitler dışında en büyük eğlencem, Bay Meraklı (Orjinal adı; La Linea)’yı izlemekti.

Normalde sadece Voltron’ı, Transformers’ı izlemek için televizyon karşısına geçmekteyken, sırf Bay Meraklıyı izlemek için bilgisayarı televizyondan ayırırdım (eh o zamanlar monitörümüz yoktu!).
Az önce ne var ne yok diye biraz internette sörf yaparken Bay Meraklı’nın yaratıcısı, Osvaldo Cavandoli‘nin 3 Mart 2007′de vefat ettiği haberini okudum. Heyecanla izlediğimiz her bölümde, Bay Meraklı’ya türlü türlü işkenceler yaptığı için öteki tarafta durumu pek iyi olmayacak diye düşünüyorum.
Şaka bir yana, bu haber bana biraz eski günleri anımsattı. TV5 (Orjinal TV5 :))’in internet sitesinde Bay Meraklı’nın yayınlanmış tüm bölümleri mevcutmuş. Aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak hemen izleyebilirsiniz.
http://www.tv5.org/TV5Site/la_linea/
Yeri gelmişken, Bay Meraklı ile bizi tanıştıran Cenk Koray’a da Allah’tan rahmet diliyorum.
Web sitemin (ean.btturk.net) ocak ayı konuk durumunu inceledikten ve kısa süreli bir şok yaşadıktan sonra artık bir Google Adsense hesabı oluşturmanın zamanı geldiğine karar verdim
Sitemde reklam yayınlamak için Google’la iletişime geçebilirsiniz
Bu arada kapitalist filan değilim, sadece daha iyi bir uzay mekiğine sahip olmak istiyorum 
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Akademik Bilişim 2007‘ye sevgili dostum Fırat ile birlikte katılma fırsatı bulduk.
Sakarya - Kütahya yolculuğu, hava durumunun da etkisiyle yaklaşık 4 saat sürdü. Otobüsten indikten sonra biraz Kütahya’yı dolaştık. Kütahya’yı tanıma turumuz tamamlandıktan sonra havadan ve karadan internet bağlantısı sunan uygun bir otel bulduk…

Fırat’tan olukça estetik bir fotoğraf
Oteldeki Kablosuz Erişim Noktası‘nın arkasındaki yönlendiriciye ait parolaların varsayılan olarak bırakılmış olması otel için ciddi bir güvenlik riski oluşturuyordu. Tabii biz Command & Conquer: Generals oynadık sadece, yoksa syn flood filan yapmadık, ağa bağlı olan bilgisayarların listesini çıkarıp ağı filan da dinlemedik.
Continue reading ‘Akademik Bilişim 2007′
Efenim, lamer avcısı bendeniz, böyle kendi kendini özetleyen bir durumla kesinlikle daha önce karşılaşmamıştım… O zaman nasıl olmuşsa pek dikkat etmemişim. BT TÜRK’ün yeni sürümü ile ilgilenirken gördüm ve gülmekten bu iletiyi zor yazıyorum.
Geçtiğimiz Haziran ayında BT TÜRK’ün core yazılımı LDU’da çıkan bir açıktan sonra sitemize ciddi saldırılar başlamıştı, bu kapsamda bir lamer siteye 5 gün boyunca saldırmış ve en sonunda pes etmiş! Aşağıdaki ekran görüntüsünde olayın gerçekleştiği süreçte bendeniz ile dönemin güvenlikten sorumlu değerli BT TÜRK komutanı Alparslan SARI Paşa arasında geçen konuşmalar yer alıyor.
Alparslan Hocam’ın affına sığınarak geçtiğimiz haziran BT TÜRK’te bana yolladığı şu özel iletileri paylaşmak istiyorum;

BT Türk yazarı sevgili dostlarımız Karamemed ile Alparslan Sarı blog sitelerini açmışlar…
Alparslan -> http://alpsar.freehostia.com/WordPress/
Karamemed -> http://karamemed.blogspot.com/
Ocak 2006′dan bu yana kişisel web sitem 1 milyon tıklama almış, bunu gördüğümde şaşırdım açıkçası
Hani sanat veya zanaat icra etmeden ilgi görmek bu olsa gerek, kendimi Ajdar gibi hissettim bir an 
Mutasyon‘da bir konuya yollamış Deny bunu, çok hoşuma gitti
Benim mesajı okumak için tıklayın.. 
Bilgisayarımda bahar temizliği yaparken farkettim, 2001 tarihinde devriye adlı bir program yazmaya başlamışım, programın amacı internete girdiğimde çalışması gereken yazılımları bir alanda toplayıp giriş anında hepsini sırayla çalıştırmakmış. Yazık ki bayağı da API’lerle uğraştırmış beni..
Aradan 5 yıl geçti. 2006′dayız ve dial-up kullanımı neredeyse bitti..
Başladığım çalışmaları zamanında bitirmem gerektiği konusunda iyi bir ders ve hatıra olarak kalması için bir ekran görüntüsü aldım;

NTVMSNCS‘de bir süredir periyodik olarak evrimle ilgili haberlerin çıktığını görüyorum. Evrim’in eksik ve canlıların oluşumunu açıklamakta yetersiz bir hipotez olduğunu düşünsemde evrime karşı bir alerjim yok. İsteyen istediğine ‘inanır’.
Yalnız benim sorunum şu ki bilimsel olarak bir değer taşımayan ya da şöyle ifade edeyim, bilimsel literatürde dahi geçerlilik kazanmamış bir hipotezin toplumun çoğunluğunu etikleyen bir medya kuruluşu tarafından bu kadar abartılı bir biçimde sunulması insanın aklına başka şeyler getiriyor; buyrun;
http://www.ntvmsnbc.com/news/372561.asp
En iyi açıklama evrim teorisi imiş. Eğer ortaöğretimde aldığım Biyoloji eğitimi (aminoasitler, proteinler..) okuduğum anatomi kitapları doğru ise; hayır en iyi açıklama o değildir. Bir sineğin gözünün nasıl oluştuğunu açıklamaktan aciz bir teori insanlığın var oluşunu açıklayamaz.
Bakın son paragrafta ne demiş bay Futuyama;
“…yaşam formlarının tümünü tasarlayan üstün bir varlığın esas alındığını ve bu düşüncenin dinsel bir doktrin olduğunu ileri sürdü.”
Akıllı tasarımın dinsel bir doktrin olduğunu ifade etmiş. Buradan anlaşıldığı üzere bu ‘hocaların’ amaçları evrim teorisini araç olarak kullanarak yeni bir şeylere erişmek değil (bilimin amacı budur), eğer öyle olsaydı sağa sola laf yetiştireceklerine işlerine bakarlardı.
Siz hiç kontrol teorileri ile ilgilenen birinin bir kontrol teorisini 10 günde bir basın yayın kuruluşlarına geçtiğini, ya da bu basın yayın kuruluşlarında çalışanların (Örneğin NTVMSNBC teknoloji bölümü editörü) 10 günde bir bu kontrol teorisi ile ilgili haber kastıklarını gördünüz mü?
Ben de görmedim.
Aslında gün olabildiğince rutin başlamıştı. Sıradan ve sıkıcı bir laboratuar, bastırılmış kişilik sorunları yaşayan bir ‘hoca’mızın yaptığı kısa sınav derken gün bitti.. Ya da ben öyle sandım; çok yanılmışım.. Yeni başlıyormuş!
MBS’de biraz ‘bug’ temizliği yapmak için saat 21 civarına dek dekanlıkta çalıştım. İşim bittiğinde saat 22′ye geliyordu; her zamanki gibi arabaya bindim ve İzmit’e doğru seyrediyorum; okuldan 5-6 km ayrılmışken karşı taraftan bir babayiğitin uzun farlar açık şekilde 500 metre ilerimden yavaş yavaş bana doğru geldiğini gördüm, uzun far gördümde böylesini görmedim acaip güçlü, gözlerimi kamaştırıyordu; ikaz için bir kez selektör yaptım, sallamadı, bir kez daha, yine tık yok. Bu arada yaklaşıyoruz ve gerçekten farlar çok güçlü. Bir daha selektör bir daha, bir daha, derken renkli tavan lambaları yandı kırmızı, mavi; ‘auuuuaaaaaaaaaavvvv’ diyerek yanımdan geçti araç. Evet tahmin ettiğiniz gibi bir polis arabasıydı.
Tabii asıl olay bu değil, bu sadece adrenalin seviyesini eşik değerin az üzerine çıkarmış az sonraki olayı bekler duruma getirmişti;
İzmit’e 5 km mesafede, 3 şeritli çift yol üzerinde en sol şeritte izmit yönüne doğru seyrediyorum. Tahmini seyir süratim 105 km/sa civarında idi, normalde çift yollarda dahi 90′ı aşmam ama akşam olduğu için yollar çok boştu ve normal seyir süratinin biraz üzerine çıkmıştım. Kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıyordum, 50 metre kala kavşağı kontrol ettim, gelen giden yok. 25 metre kimse yok. Sol şeritte devam ediyorum. 10 metre var; Birden sol taraftan devasa bir köpek yola fırladı. Seyir süratim 90′ın üzerinde! Bu kesinlikle anlatılacak bir şey değil ama anlatmayı deneyeyim; zaman durdu. Yaşadığım her mikrosaniyeyi hissederek yaşıyordum. O an sanırım 100 tane ihtimal geçti aklımdan yapılacak. Hiç birşey yapmasam tam ortadan çarpacağım hayvana ve o kadar büyük ki eminim olan sadece ona olmayacak. Dikiz aynasına bakmam ve direksiyonu tam sağ yapmam bir oldu. Bir anda en sağ şeride geçtim, köpek sol tarafımda kaldı, o hızda bu denli sert bir hamle yaptığım için aracın kontrolünü kaybedeceğimi biliyordum. Nitekim hesap doğru çıktı ve en sağda iken yol dışına çıkmamak için sola doğru hamleyi yaptığım anda amerikan filmlerindeki lastik sesleri gelmeye başladı, burada anahtar cümleyi çok iyi hatırladım ve iyi ki hatırladım; “freni unut, arabada fren yok!”. Direksiyona hakim bir şekilde aracın tekrar kararlılığını sağlamasını bekledim, ve tahmin ettiğim gibi oldu. 30 metre içinde araç toparlandı. Normal bir şekilde yola devam ettim…
Çarpsaydım eğer çok üzülürdüm. Gözleri gözümün önünden gitmiyor köpeğin.. 3 ay önce de Eşme girişinde Tır’ın biri çarpmıştı benzer bir köpeğe. Gözümün önünde ikiye ayrılmıştı hayvancağız. Benim anlamadığım olay şu köpekler ve kediler için yolun bu tarafında olup da, diğer tarafında olmayan şey nedir? Yani akraba ziyaretine mi gidiyorsun gecenin bir yarısı? Okuldan mı dönüyorsun? İşten eve mi gidiyorsun?
Yüksek lisans yaparsam eğer tezim için iyi bir konuyu şimdiden buldum sanıyorum: Bu hayvanları yoldan uzak tutmanın bir çaresini bulacağım.