Bu sene de zaman buldukça takip etmeye çalıştım. Gerçekten harika görüntüler oluşuyor gökyüzünde.
Az önce NASA tarafından paylaşılan ve bu yağmurlar esnasında Robert Arn tarafından çekilen aşağıdaki fotoğrafa denk geldim. Üzerine tıklayarak daha büyük halini inceleyebilirsiniz.
Bana askerliğim boyunca babalık, ağabeylik yapan güzel insan J. Plt. Yb. Levent Tabak ile 2. pilotu J. Plt. Ütğ. Murat Saraç ve Uçuş Teknisyeni J. Üçvş. Kamil Tuna Tokat’taki helikopter kazasında şehit oldu.
Kelimeler bazen gerçekten kifayetsiz kalıyor. Haberi aldıktan sonra içimden bir şeyler koptuğunu hissettim. Halen de kendimi toparlayabilmiş değilim.
6 ay boyunca her gün irtibatta olduğum, bir gün kalp kırıcı bir sözünü duymadığım, bana her konuda yardımcı olan çok değer verdiğim komutanımı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyorum. J. Plt. Ütğ. Murat Saraç keza dostluğu, içtenliği ve iyi niyeti ile daima kalbimde yaşayacaktır. 3 tane pırlanta gibi insan artık aramızda değil.
Komutanım, J. Plt. Yb. Levent Tabak
Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve tekrar O’na döneceğiz. Tek dileğim rahmetini esirgememesi, iyiliklerini karşılarına kat kat çıkarmasıdır.
Ailelerinin, sevenlerinin ve Jandarma Havacılık personeli ile askerlerinin başı sağ olsun.
Atatürk Havalimanı ATC‘den dün gece bana bir çağrı yapıldı
Echo Romeo Sierra India November Eight Two (E R S I N 8 2) blog sayfamın üst tarafında da gördüğünüz üzere benim yıllar önce kendim için seçtiğim çağrı adıydı.
Aşağıya önce bana yapılan çağrıyı ardından da kendi kaydettiğim ve buradan yayınladığım cevabı ekledim.
Çok teşekkür ediyorum. Hobi olarak dinlediğim hava trafik görüşmelerinde kendi adıma çağrı yapılması oldukça hoş bir duygu. Umarım gün gelir yine hobi amaçlı olarak PPL aldıktan sonra havadayken bu çağrıyı almak nasip olur.
Askerdeyken NTV radyonun yayınını bastırabilecek (susturabilecek) kadar güçlü ve güzel bir Aselsan masa telsizim vardı. Burada olsaydı cevabı havadan da gönderebilirdim. Nasıl olsa artık yaklaşma frekansına girdiğimde askerliğimin uzaması gibi bir durum söz konusu değil (Komutanım okuyorsa şaka, okumuyorsa ciddi, ciddiyse komik, şakaysa hiç komik değil )
Askerlik görevim sırasında gün boyu çok yoğun telsiz muhaberesi takip etmekteydim. Dinlediğim frekanslardan biri LTAC (Esenboğa) idi. Bu sürekli ve yoğun hareketliliğin ardından askerlik bitip eve döndükten sonra, derin bir sessizlik dönemi başlamıştı benim için.
Az önce aklıma geldi siteye yine girdim, LTAC bağlantısı şu an için negatif Ama eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, üstünüzden geçen uçakları dinlemek için Atatürk Havalimanından (LTBA) canlı olarak Del/Gnd/Twr/App haberleşmesini takip edebilirsiniz; bunun için aşağıdaki bağlantıya tıklamanız yeterli;
Bu ifade görev yaptığım meydanda “iniş için durum iyi sayılır” anlamına gelmekte. Umarım buraya yazmayalı blog sayfamın takipçileri de iyidir.
Ankara’da askeri bir havaalanında “kule operatörü” olarak askerlik görevimi sürdürüyorum. Görev genel olarak biraz rutin gelse de bazen çok eğlenceli ve heyecan verici olabiliyor. Bir çok hava aracının uçuşunu, iletişimini takip etmek ve gerektiğinde bağlantıya geçebilmek benim için burada yapabileceğim en güzel işlerden biriydi.
Piste girmiş “FOD” unsurunu (köpek ve sansarlar oluyor genelde) havadan kovalayan UH-1 helikopterler Sakin bir acil iniş eğitiminin bir anda gerçek bir acil duruma dönüşmesine neden olan T182′ler Kol uçuşu yapan 10′dan fazla Sikorsky ve AH-1 Cobra’nın masamın üzerindeki nesnelerin uyum içinde dans etmesine neden olması.. Kısacası sivil yaşamda pek karşılaşamayacağım gözlemler ve deneyimlerle geçiyor günlerim.
Önümüzdeki ay askerlik görevim tamamlanıyor..
Buraya dair en çok özlemle anacağım şey, gecenin bir yarısı Sikorsky S70′in transmisyon sesi ile uyanmak olacak sanıyorum. Bu ses, helikopterin içinde biraz çekilmez olsa da 100 m ötedeki ranzamda kusursuz çalışan her mühendislik ürününün sesi gibi bende Tchaikovski bestesi dinlemiş olma etkisi bırakıyor.
Bu satırları okuyan genç havacılık tutkunları olduğunu biliyorum onları kıskandırmak istemem ama yazmadan yapamayacağım; Sikorsky S70′le Ankara semalarında uçmak klişe bir ifadeyle “anlatılmaz yaşanır” Bu yüzden bu konuda ekleyecek pek bir şey bulamıyorum.
Ne kadar rahat ve iyi geçerse geçsin askerlik mesleğinin doğasında bulunan kavramlarla benim karakterimin pek uyuşmadığını burada bir kez daha anladım. Kısacası benden profesyonel asker olmaz. Bu mesleği -zorunlu olmadıkça- para karşılığı icra edemem. (Bu da Fırat Hocamın askerlik öncesi merak ettiği konuya yanıtım olsun)
Sözlerimi sonlandırırken iznimin 20 dakikasını Playstation ile geçirmek yerine bu yazıya harcadığımı görüyo……
Askerlik görevim ve önceki aylarda yaşadığım iş yoğunluğundan dolayı uzun süredir blog sayfamla ilgilenemedim. Bu durum askerliğim süresince de böyle devam edecek sanıyorum..
Özellikle havacılık ve aviyonik ile ilgili yollanan tüm mesajları okuyorum ve fırsat buldukça cevap vermeye çalışıyorum. Eski bir kaç yazım için yorumları özellikle kapatmıyorum fakat bu durum her yollanan yorumu yayına alacağım anlamına gelmemeli. Bununla ilgili bazı tepki mesajları gelmiş. Her gönderilen yoruma nesnel yaklaşıyorum ama bazı mesajlar tartışmalara yön vermekten uzak olduğu için siliyorum, sonuçta burası kişisel bir site.
Kardeşim, Doğan Cüceloğlu’nun kitaplarını çok sever ve sıkı bir takipçisidir. Ben teknik kitaplar dışında çok fazla kitap okumadığım için kardeşimin değerlendirmeleri ile tanırdım kendisini.
Geçenlerde bir dostumdan gelen mesaj ile hayran kaldığım bir değerlendirmesini okuma fırsatı buldum. Buradan da paylaşmak istiyorum.
İyi haberim balık hasta değil. Kötü haberim suyun hasta.
- Su hasta olur mu ya?
- Evet olur, iyi oksijen almıyor bu su. Bundan dolayı bir bakteri girmiş.. Ve bu bakteri balığın sinir sistemini böyle etkilemiş.
- Ne yapmam lazım?
- Balığın suyunu değiştireceksin , bir de pompanı değiştireceksin.
Su değişince, pompa sistemi değişince gerçekten de balık iyileşmiş bir süre sonra. Yine şahane biçimde dalga dalga gitmeye devam etmiş!
- AJAX ile ilgili bir kaç kitap okudum. Eski uygulamalarda yaptığım hataları inceledim. AJAX‘ın nerelerde kullanılıp nerelerde kullanılmayacağı üzerine değerlendirmeler yaptım. Yeni başlayanlara bir tavsiyede bulunabilirim.
- 3 ay önce içim acıyarak almama (en az bir oakley kadar pahalıydı ) rağmen zaman yokluğundan bir türlü okumaya başlayamadığım Avionics Navigation Systems kitabını okumaya başladım.
- 1 Temmuz 2008′den itibaren internet teknolojileri ile tekrar yakından ilgilenmeye başlayacağım. Internet teknolojileri dışındaki ilgi alanlarım yüksek frekansta sayısal haberleşme, hareketli cisimlerin elektromagnetik algılanması ve aviyonik görev bilgisayarlarının tasarımı yönüne doğru kayıyor.
- 1 kg yükte 10 kwh enerji saklarım. O kadar.. (Bu konuyla ilgili gelen mesajlar yanıtsız kalacaktır )
- 2002 dünya kupasından sonra yeniden futbol maçı izlerken heyecan duyuyorum. En büyük Türkiye!
ve son olarak hayatımda ilk kez 4 üzerinden 3 ortalamam var.
Bu aralar çok sık duyduğumuz harika melodilerin kaynağı Helldorado‘dan A Drinking Song adlı eseri herkese armağan ederken bir sonraki yazımda görüşmek umuduyla.
Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu tarafından 2007-2008 çalışma döneminde hayata geçirilen ve Fransa’da ülkemizi temsil edecek olan yeni nesil hidrojen arabamız SAHIMO MEKANO’nun tanıtımı 5 Mayıs 2008 Pazartesi günü Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasında gerçekleştirilecek.
SAHIMO MEKANO Duvar Kağıdı (256 K)
Sadece haberleşme sistemleri konusunda az bir katkım oldu. Fakat halen Sakarya’da olup sabahlara kadar araç tasarımı üzerine dostlarımla birlikte kafa yormayı, sonra 1 hafta boyunca atölyeden çıkmamayı, Tuzla’dan kampüse dönerken bu arkadaşların yaptıklarına benzer delilikler yapmayı, hatta eve döndüğümde üzerimin polyester kokmasını bile o kadar çok isterdim ki.. Bu arada şehirdeki reklam tabelasını hack’leyip 1 hafta boyunca SAITEM reklamı yapmayı da çok isterdim tabii
SAHIMO MEKANO’nun haberleşme yeteneklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Araçta bulunan GPS modülü aracılığıyla pist üzerinde konum takibi yapılabiliyor ve sensörler yardımıyla aracın tüm önemli dinamik verileri bir bilgisayar arayüzünden izlenebiliyor ve raporlanabiliyor. Tüm RF uygulamaları ekip tarafından gerçekleştirildi.
Bununla birlikte soğutma sistemi uzaktan kontrol edilebiliyor, ya da arıza durumu oluştuğunda araç pitten yapılan müdahale ile yeniden başlatılabiliyor. (Yani araç bozulduğunda Windows gibi yeniden başlatılarak düzeltilebiliyor )
Pazartesi günü törende teknik olarak daha ayrıntılı bir anlatım gerçekleşecek. Orada benim de kısa bir konuşmam olacak. Katılma imkanı olan herkesi Pazartesi günü saat 14:00′da Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasına beklerken, SAHIMO MEKANO’nun mimarları olan başta SAITEM Başkanı Barış AKYÜZ, SAHIMO MEKANO Proje Yöneticisi Resul UYGUN ve SAITEM Baş Danışmanı değerli hocamız Dr. Ahmet ÖZEL olmak üzere tüm SAITEM üyelerine bu harika araç için tebriklerimi iletmek istiyorum.
Ara
Site Hakkında
Ersin Arslan'ın çalışmalarını tanıttığı, bilim, teknoloji ve hayata dair izlenimlerini paylaştığı kişisel ağ sayfası.
Neredesiniz?
Şu an EAN BLOG blog arşivinde Kişisel Şeyler kategorisine bakıyorsunuz.