'Kişisel Şeyler' kategorisi için arşiv

Radar Contact

Askerlik görevim sırasında gün boyu çok yoğun telsiz muhaberesi takip etmekteydim. Dinlediğim frekanslardan biri  LTAC (Esenboğa) idi. Bu sürekli ve yoğun hareketliliğin ardından askerlik bitip eve döndükten sonra, derin bir sessizlik dönemi başlamıştı benim için. :)

Ardından çözümü şu sitede bulmuş ve huzura kavuşmuştum; http://www.liveatc.net/

Az önce aklıma geldi siteye yine girdim, LTAC bağlantısı şu an için negatif :) Ama eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, üstünüzden geçen uçakları dinlemek için Atatürk Havalimanından (LTBA) canlı olarak Del/Gnd/Twr/App haberleşmesini takip edebilirsiniz; bunun için aşağıdaki bağlantıya tıklamanız yeterli;

http://www.liveatc.net/flisten.php?mount=ltba

while the shadows walking in the crowd..

Rüzgar 240 dereceden 5 knot

Bu ifade görev yaptığım meydanda “iniş için durum iyi sayılır” anlamına gelmekte. Umarım buraya yazmayalı blog sayfamın takipçileri de iyidir.

Ankara’da askeri bir havaalanında “kule operatörü” olarak askerlik görevimi sürdürüyorum. Görev genel olarak biraz rutin gelse de bazen çok eğlenceli ve heyecan verici olabiliyor. Bir çok hava aracının uçuşunu, iletişimini takip etmek ve gerektiğinde bağlantıya geçebilmek benim için burada yapabileceğim en güzel işlerden biriydi.

Piste girmiş “FOD” unsurunu (köpek ve sansarlar oluyor genelde) havadan kovalayan UH-1 helikopterler :) Sakin bir acil iniş eğitiminin bir anda gerçek bir acil duruma dönüşmesine neden olan T182′ler :( Kol uçuşu yapan 10′dan fazla Sikorsky ve AH-1 Cobra’nın masamın üzerindeki nesnelerin uyum içinde dans etmesine neden olması.. Kısacası sivil yaşamda pek karşılaşamayacağım gözlemler ve deneyimlerle geçiyor günlerim.

Önümüzdeki ay askerlik görevim tamamlanıyor..

Buraya dair en çok özlemle anacağım şey, gecenin bir yarısı Sikorsky S70′in transmisyon sesi ile uyanmak olacak sanıyorum. Bu ses, helikopterin içinde biraz çekilmez olsa da 100 m ötedeki ranzamda kusursuz çalışan her mühendislik ürününün sesi gibi bende Tchaikovski bestesi dinlemiş olma etkisi bırakıyor.

Bu satırları okuyan genç havacılık tutkunları olduğunu biliyorum onları kıskandırmak istemem ama yazmadan yapamayacağım; Sikorsky S70′le Ankara semalarında uçmak klişe bir ifadeyle “anlatılmaz yaşanır” :) Bu yüzden bu konuda ekleyecek pek bir şey bulamıyorum.

Ne kadar rahat ve iyi geçerse geçsin askerlik mesleğinin doğasında bulunan kavramlarla benim karakterimin pek uyuşmadığını burada bir kez daha anladım. Kısacası benden profesyonel asker olmaz. Bu mesleği -zorunlu olmadıkça- para karşılığı icra edemem. (Bu da Fırat Hocamın askerlik öncesi merak ettiği konuya yanıtım olsun)

Sözlerimi sonlandırırken iznimin 20 dakikasını  Playstation ile geçirmek yerine bu yazıya harcadığımı görüyo……

Askerlik

Askerlik görevim ve önceki aylarda yaşadığım iş yoğunluğundan dolayı uzun süredir blog sayfamla ilgilenemedim. Bu durum askerliğim süresince de böyle devam edecek sanıyorum..

Özellikle havacılık ve aviyonik ile ilgili yollanan tüm mesajları okuyorum ve fırsat buldukça cevap vermeye çalışıyorum. Eski bir kaç yazım için yorumları özellikle kapatmıyorum fakat bu durum her yollanan yorumu yayına alacağım anlamına gelmemeli. Bununla ilgili bazı tepki mesajları gelmiş. Her gönderilen yoruma nesnel yaklaşıyorum ama bazı mesajlar tartışmalara yön vermekten uzak olduğu için siliyorum, sonuçta burası kişisel bir site. :)

Herkese sevgiler..

Korku Kültürü

Kardeşim, Doğan Cüceloğlu’nun kitaplarını çok sever ve sıkı bir takipçisidir. Ben teknik kitaplar dışında çok fazla kitap okumadığım için kardeşimin değerlendirmeleri ile tanırdım kendisini. :)

Geçenlerde bir dostumdan gelen mesaj ile hayran kaldığım bir değerlendirmesini okuma fırsatı buldum.  Buradan da  paylaşmak istiyorum.

Akvaryumİyi haberim balık hasta değil. Kötü haberim suyun hasta.

- Su hasta olur mu ya?

- Evet olur, iyi oksijen almıyor bu su. Bundan dolayı bir bakteri girmiş.. Ve bu bakteri balığın sinir sistemini böyle etkilemiş.

- Ne yapmam lazım?

- Balığın suyunu değiştireceksin , bir de pompanı değiştireceksin.

Su değişince, pompa sistemi değişince gerçekten de balık iyileşmiş bir süre sonra. Yine şahane biçimde dalga dalga gitmeye devam etmiş!

Bizim suyun hastalığı ne peki?

Korku kültürü.

Korku kültürü kavramını biraz açabilir misiniz?

Continue reading ‘Korku Kültürü’

Bu aralar..

Euro 2008′in Çiçeği- AJAX ile ilgili bir kaç kitap okudum. Eski uygulamalarda yaptığım hataları inceledim. AJAX‘ın nerelerde kullanılıp nerelerde kullanılmayacağı üzerine değerlendirmeler yaptım. Yeni başlayanlara bir tavsiyede bulunabilirim.

- 3 ay önce içim acıyarak almama (en az bir oakley kadar pahalıydı :) ) rağmen zaman yokluğundan bir türlü okumaya başlayamadığım Avionics Navigation Systems kitabını okumaya başladım.

- 1 Temmuz 2008′den itibaren internet teknolojileri ile tekrar yakından ilgilenmeye başlayacağım. Internet teknolojileri dışındaki ilgi alanlarım yüksek frekansta sayısal haberleşme, hareketli cisimlerin elektromagnetik algılanması ve aviyonik görev bilgisayarlarının tasarımı yönüne doğru kayıyor.

- 1 kg yükte 10 kwh enerji saklarım. O kadar.. (Bu konuyla ilgili gelen mesajlar yanıtsız kalacaktır :D )

- 2002 dünya kupasından sonra yeniden futbol maçı izlerken heyecan duyuyorum. En büyük Türkiye!

ve son olarak hayatımda ilk kez 4 üzerinden 3 ortalamam var. :)

Bu aralar çok sık duyduğumuz harika melodilerin kaynağı Helldorado‘dan A Drinking Song adlı eseri herkese armağan ederken bir sonraki yazımda görüşmek umuduyla.

SAHIMO MEKANO

Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu tarafından 2007-2008 çalışma döneminde hayata geçirilen ve Fransa’da ülkemizi temsil edecek olan yeni nesil hidrojen arabamız SAHIMO MEKANO’nun tanıtımı 5 Mayıs 2008 Pazartesi günü Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasında gerçekleştirilecek.

SAHIMO MEKANO

SAHIMO MEKANO Duvar Kağıdı (256 K)

Sadece haberleşme sistemleri konusunda az bir katkım oldu. Fakat halen Sakarya’da olup sabahlara kadar araç tasarımı üzerine dostlarımla birlikte kafa yormayı, sonra 1 hafta boyunca atölyeden çıkmamayı, Tuzla’dan kampüse dönerken bu arkadaşların yaptıklarına benzer delilikler yapmayı, hatta eve döndüğümde üzerimin polyester kokmasını bile o kadar çok isterdim ki.. :) Bu arada şehirdeki reklam tabelasını hack’leyip 1 hafta boyunca SAITEM reklamı yapmayı da çok isterdim tabii :D

SAHIMO MEKANO’nun haberleşme yeteneklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Araçta bulunan GPS modülü aracılığıyla pist üzerinde konum takibi yapılabiliyor ve sensörler yardımıyla aracın tüm önemli dinamik verileri bir bilgisayar arayüzünden izlenebiliyor ve raporlanabiliyor. Tüm RF uygulamaları ekip tarafından gerçekleştirildi.

Bununla birlikte soğutma sistemi uzaktan kontrol edilebiliyor, ya da arıza durumu oluştuğunda araç pitten yapılan müdahale ile yeniden başlatılabiliyor. (Yani araç bozulduğunda Windows gibi yeniden başlatılarak düzeltilebiliyor :) )

SAHIMO Arayüz

Pazartesi günü törende teknik olarak daha ayrıntılı bir anlatım gerçekleşecek. Orada benim de kısa bir konuşmam olacak. Katılma imkanı olan herkesi Pazartesi günü saat 14:00′da Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasına beklerken, SAHIMO MEKANO’nun mimarları olan başta SAITEM Başkanı Barış AKYÜZ, SAHIMO MEKANO Proje Yöneticisi Resul UYGUN ve SAITEM Baş Danışmanı değerli hocamız Dr. Ahmet ÖZEL olmak üzere tüm SAITEM üyelerine bu harika araç için tebriklerimi iletmek istiyorum.

Duke Nukem 3D

Duke Nukem 3DSene 1995, her yaz olduğu gibi 2. dönem bittiği gibi İzmit’e gitmiştim. O zamanlar Outlet Center’ın olduğu yerde orjinal oyun CD’leri satan bir yer vardı. Diyarbakır’da bilgisayar firmalarında teknik servis olarak takılırken biriktirdiğim paranın bir kısmı ile iki oyun aldım oradan; Duke Nukem 3D ve Theme Hospital.

Yaz bitip eve geri döndüğümde sırf bu Duke Nukem 3D için yeni bilgisayar istiyordum babamdan.

Şimdinin Battlefield, Counter Strike manyağı kardeşlerim muhtemelen bu oyunu görseler burun kıvıracaklardır, hatta yüzüne bile bakmayacaklardır. Ama o zamanlar daha iyi bir oyunun yapılabileceği ihtimali bile aklımdan geçmiyordu. Geceler boyu kötü canavarlarla savaşıyordum. :)

Şimdi bütün bunları niye anlatıyorum.. Youtube tekrar açılmış (gerçi yalama oldu artık bir ara kapanacak ve hiç açılmayacak sanırım). Bir bakalım ne var ne yok derken aşağıdaki videoya rastladım, tıkladım ve gözümün önünden bir kaç film şeridi geçti. :D

Bu da canlı bir performans ve süper;

Ben yolumu kaybettiğimde

Yolunu kaybettiğinde

“Ben yolumu kaybettiğimde, bir çocuğun gözlerine bakarım. Çünkü bir çocuğun yetişkinlere öğretebileceği 3 şey vardır;  nedensiz mutlu olmaları, her zaman kendilerini meşgul edecek bir iş bulabilmeleri  ve elde etmek istediklerini var gücüyle dayatmaları.”

Paula Coelho

Neden derse girmedin?

Çünkü benim hiçbir zaman aşağıdaki gibi bir hocam olmadı :D (Durun şimdi hakkını yemeyeyim bir tane süper hocam olmuştu, rezonans frekansını alaturka gitar ile anlatan çok değerli bir hocam..)

Professor Walter Lewin

 

Professor Walter Lewin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

Bay Lewin bu derste sarkacın periyodunu anlatıyormuş. Lewin tarafından verilen tüm dersleri buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Ben de şu an “Kepler’s Laws – Elliptical Orbits – Satellites – Change of Orbits – Ham Sandwich” içerikli 22. dersi takip ediyorum ve merakla “Ham Sandwich” kısmını bekliyorum.. :)

Neredeydin?

Doc

Çoook önemli bir deney için yayına bir süreliğine yerel sunucumda (127.0.0.1) devam ettim.

Sonra birden elektrikler kesildi. Neyse ki rüzgar enerjisinden ve fotovoltaik etkiden insanlığın haberi vardı.. Ama bu durum, daha iyi bir site tasarlayacak zaman bulmamı zorlaştırdı garip bir şekilde.

Düşündüm de.. Bazen ara vermek gerekiyor bir de. Sonra da halen hayatta isek, geri dönmek. Değilsek bir süre sonra zaten sunucu 404 hatası vermeye başlayacaktır. Yani sorun yok. Ama bunu anlayacak ve diğer ihtimalleri öğrenebilecek bir yapay zeka yazılımı geliştirmeyi düşünmüyor da değilim.

Daha fazla cıvımadan konunun özüne dönecek olursak,

Uyan Mogadishu, eve geri döndüm! ;)

Yaşamayı bilmek

İnsanların çoğu sevmekten korkuyor,
kaybetmekten korktuğu için.

Düşünmekten korkuyor,
sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor,
eleştirilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor,
gençliğin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor,
dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor,
aslında yaşamayı bilmediği için

Shakespeare