'Havacılık ve Uzay' kategorisi için arşiv

Çin ve Amerika Arasında Casus Uydu Savaşları

IMINT ve SIGINT sınıfı askeri casus uydular günümüz savunma teknolojilerinin en önemli halkalarını oluştururlar. Bu gücü elinde bulundurma ile dünyada söz sahibi olma arasında doğru orantılı bir durum mevcuttur.

Fakat son 2 yılda yaşanan gelişmeler öyle ilginç ki, ABD lehine durağan görünen durum artık değişiyor.

Ocak ayının başında hatırlanacağı gibi Çin kendi yapımı olan 750 kg ağırlığında ve polar yörüngede seyreden bir meteoroloji uydusunu ASAT başlıklı modifiye edilmiş bir DF-21 ile vurup tamamen kullanılmaz hale getirmişti.

ASAT uzun yıllardır geliştirilen ve üzerinde çalışılan bir başlık fakat bugün değinmek istediğim konu klasik newton mekaniği yerine einstein mekaniği ile çalışan yeni nesil anti-casus uydu silahı olan; LAZER. Hayatımızın artık her alanına giren lazer, savunma teknolojilerine ilk ciddi girişini MIRACL projesi ile yapmıştı.

MIRACL projesinde elde edilen deneyimle ABD 1997 yılında yaptığı ilk anti-uydu silahı çalışmasında 30 W çıkış gücüne sahip bir lazer izi ile yüksek enerjili ikincil kaynağı harekete geçirerek 420 km irtifada seyreden uyduyu vuracaktı. Fakat sistemde yaşanan ‘teknik aksaklıklar’ sonucu 30 W’lık iz lazeri bir anda çok güçlenmiş süreci durdurmuştu. Deneysel gözlem sonucu bu düşük güçlü bozuk yapının bile uyduyu geçici olarak körleştirmeye yettiği görülmüştü.

Fakat Çin Amerika’nın yıllar süren çalışmalarını kolay yakalamış anlaşılan… İlk olarak 2006 yılında kendi bölgesi üzerinde keşif yapan Amerikan Casus Uydularını uyguladığı lazer saldırısı ile geçici olarak devre dışı bıraktı; [1]

Anti Casus Uydu Lazeri

Çin’in yüksek enerjili anti casus uydu silahı aktif

Defense News‘te okuduğum fakat şu an yayından kaldırılmış olduğunu gördüğüm bir makaleye göre, 2006′daki bu önleme saldırısında amaç Çin’in üzerinden geçen uyduyu hareketi boyunca lazer ışını ile izlemek ve böylece uyduya ait SAR ve Optik sensörleri devre dışı bırakmakmış. Makalede, ABD uzay araçlarına karşı kaç adet önleme yapıldığı ve bunların nasıl neticelendiğinin şu an bilinmediği ya da gizli tutulduğu aktarılıyor.

Yeni geliştirilen bu lazer silahı iki ana işleve sahip; uyduyu geçici olarak körleştirme ya da tamamen devre dışı bırakma. Fakat ikinci kısım için oldukça yüksek bir darbe enerjisi gereksinimi olduğundan çalışmalar bu yönde devam etmekteymiş. *

Bu, Jupiter’in Bestesi

Jupiter

Geçenlerde insanlığın sesinden bahsetmiştim.. Türün ilgililerine şu an güneş sisteminin dışına çıkmak üzere olan Voyager adlı uzay sondası tarafından kaydedilmiş harika bir müziği daha buradan iletmek istiyorum;

Bu sefer elektromagnetik yayın kaynağı güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jupiter.

Duyduğunuz harika müzik ise Jupiter’den gelen elektromagnetik dalgaların insan kulağının duyacağı forma indirgenmiş hali; büyük bir sanat eseri..

Bu besteyi Ankara MEBS’de dün askerlik görevlerine başlayan ve burada yorumlarıyla tanıdığınız çok değerli hocam Mehmet RB ve sevgili dostum Fırat Küçük’e armağan ediyorum. :) Umarım ileride üzerinde bol bol konuşacağımız güzel anılarla askerlik görevlerini tamamlarlar.

Isparta’daki MD 83′ün düşüş nedeni..

Isparta’da geçtiğimiz aylarda yaşanan ve hepimizi çok üzen uçak kazasının oluş nedeni ile ilgili bir açıklama yapılmamış, hatta kara kutunun bozulmuş olduğu ifade edilmişti.

Bununla ilgili oldukça ilginç ve dikkate alınması gereken bir yazıya rastladım. Gazeteci Ömer Şan tarafından tarafından yayınlanan röportaj oldukça önemli noktalara işaret etmekte.

Görüşme kazadan hemen sonra yapılmış olsa da, süreç içinde kazanın oluş nedenine ilişkin ciddi bir açıklama yapılmaması yazıyı düşündürücü kılıyor.

Uçak VOR Yerine, Başka Bir Vericinin Parazitik Harmonik Frekansına mı Kilitlendi?

ucakazasi.jpgElektronik ve Haberleşme Mühendisi Morgül, 30 Yıldır Devlet Sırrı Olarak Saklanan Focker F-28 Uçaklarının Düşme Nedenlerini Açıklarken “30 Yıldır Susuyorum, Artık Susmayacağım” Dedi. Morgül, Isparta’da Düşen Uçağın da Aynı Nedenlerle Düşmüş Olabileceğini İleri Sürdü.

Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül’den 30 yıllık devlet sırrı açıklaması. Morgül, Isparta’ta düşen MD-83 tipi uçağın düşmediğini, aksine iniş yaptığını ileri sürdü.

Önceki gece Isparta’da düşen, Atlasjet Hava Yollarına ait MD-83 tipi uçağın düşme nedenleri araştırılırken, düşen uçakta henüz pilotaj hatasının olmadığı yönündeki açıklamalara dikkat çeken Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül, uçağın ‘Hava Alanı Yaklaşım Frekansı’ (VOR) yerine bu frekansa sarkan başka bir vericinin ‘parazitik harmonik frekansına’ kilitlenmiş olabileceğini iddia etti.

Özellikle 1970’li yıllarda Türk Hava Yollarında kullanılan Focker F-28 uçaklarının tamamına yakınının düşerek kaybolduğuna işaret eden Morgül, bu konuda 30 yıllık suskunluğunu bozduğunu kaydederek ilginç açıklamalarda bulundu. Isparta’daki uçak kazasının ardından ‘Artık bu tür kazaların yaşanmaması’ gerektiğini vurgulayan Morgül, “1977-2007 arasında geçen 30 yıllık sürede sustum. Artık susmayacağım.”diyerek, 30 yıldır ‘Devlet Sırrı’ olarak saklanan Focker F-28 uçaklarının düşme nedenlerini açıkladı.

Continue reading ‘Isparta’daki MD 83′ün düşüş nedeni..’

Endeavour Uzay Mekiğinin STS 123 Görevi ve Dextre

Ana görev olan Dextre robotunun montajı, sonraki uçuşta montajı yapılacak Kibo’nun parçalarının bir kısmının taşınması ve lojistik destek göreviyle fırlatılan ve dün Cape Canaveral’a iniş yapan Endeavour uzay mekiğinin görev boyunca alınan fotoğraf ve videolarına aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz;

En beğendiğim fotoğrafları bazı notlarla birlikte paylaşmak istiyorum;

0.jpg

Dextre’nin montajını yapacak astronotlar eğitim görüyor ve özel tulumları test ediliyor.

1.jpg

Kalkış öncesi denetim listesi gözden geçiriliyor.

Continue reading ‘Endeavour Uzay Mekiğinin STS 123 Görevi ve Dextre’

JAXA, Japonlar ve ilginç bir haber

Japonların Kağıt UçaklarıOkuduğum bir haber oldukça düşündürücü ve komik geldi. Japonlar uzay seyahati masraflarını düşürmek için bir kağıt uçak üzerinde çeşitli çalışmalar yapmışlar ve kağıt uçağı 7 mach hıza ve 200 santigrad dereceye dayanıklı hale getirmeyi başarmışlar.

Yaptıkları çalışmanın Fransız Bilimler Akademisi çalışmasına dönmesini sağlayan şey ise bu uçağın atmosfere girişten sonra takibini yapmak için seçtikleri yöntem. :D

Ya bir verici konacakmış ya da uçağın üzerine her dilden “Bulursanız bize haber verin. JAXA yazılacakmış. Yani yıllarca uğraş didin seramiğe alternatif bir selülozik madde keşfet; atmosfer giriş sıcaklığına dayansın, bundan uçak yap, uzaya çıkar, oradan aşağı at sonra da valla yere inmiş olabilir ama tam olarak nereye indiğini bilmiyoruz, bulurlarsa arayacaklarmış modunda bekle.

Japonlar Çinlilere benzemeye başlamış yahu.. :)

İnsanlığın Sesi

Dishİnsanlığın gelişimi ile iletişim birbirlerinin neden ve sonuçlarıdır. İnsanoğlu, çoğaldıktan ve araya mesafeler girdikten sonra varlığını sürdürme özgörevinin en önemli halkası olan iletişimi gerçekleştirebilmek için çeşitli gereçlere ihtiyaç duymuştur.

Eski devirlerden günümüze dumanla ve ateşle başlayan bu yolculuk, o zamanlarda öngörülemeyecek ilerlemeler kat etmiş ve bugün insanlık, evrenin derinliklerine elektromagnetik dalgalar ile varlığını bildirir hale gelmiştir.

Belki duymuş olduğunuz bir teze göre bu elektromagnetik dalgalar gibi konuşmalarımız da kaybolmuyor ve bir yerlerde bekliyormuş. Araştırdığım kadarıyla bilimsel bir geriplanı olmayan bu iddiayı uykuya dalmadan önce aklıma getiren ise SAITEM’in yeni sitesi için ses efekti ararken bulmuş olduğum cosmic_debris.wav adlı dosya oldu.

Geçtiğimiz sene bu zamanlar analog tv yayınlarındaki ve radyolardaki “gürültü”ye dikkatinizi çekmeye çalışmıştım.

Bu yazıdan bir sene sonra dikkatinizi bu kez sürecin değil sonucun sesine, yani insanlığın uzaya televizyon, radyo ve veri sinyallerinin aktarımı için yaymış olduğu dalgaların iyonosfer tabakasında insan kulağının duyacağı formuna çekeceğim..

İyonosferde duyulan sesi dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Bu melodinin üzerine yazacak pek birşey bulamıyorum açıkçası, oldukça etkileyici.

Ram”m”stein

Almanya’nın Ramstein Hava Üssünde 28 Ağustos 1988 tarihinde gerçekleşen kaza dünyanın bugüne dek gördüğü en büyük gösteri uçuşu kazalarından biriydi.

İtalyan Hava Kuvvetlerine ait 10 Adet Aermacchi MB-339 tipi jet uçağı “Delik Kalp” adlı gösteri formasyonunu gerçekleştireceklerdi. Buna göre iki ayrı grup havada kalp şeklini oluşturacak son olarak solo uçan tek uçak kalbi ortadan geçerek delecekti.

Fakat işler planlandığı gibi gitmedi ve şu gerçekleşti;

Havacılık tarihi ile ilgilenen çoğu kimse bu olayı duymuş ve nedenlerini az çok biliyordur. Yeni öğrendiğim ve paylaşmak istediğim şey, dinlediğim az sayıda metal müzik gruplarından biri olan Rammstein‘ın ismi bu kazadan esinlenerek konulmuş. Bu bana çok ilginç geldi ve paylaşmak istedim. Aynı zamanda grubun Ramstein adlı eseri de bu kaza üzerine yazılmış. Bizim buralarda (Allah korusun) böyle bir felaket gerçekleşse sanıyorum daha içli ve yürek acıtan melodiler tercih edilirdi.

Shadow 200 FPV UAV

Isparta: 1976 ve 2007 Uçak Kazaları

MD 83‘ler ile ilki 1998′de olmak üzere bir kaç kez seyahat ettim. Son olarak 2005′te Diyarbakır - İstanbul seferinde bir MD 83′e binmiştim. Bu uçaklar muadili olan Airbus A320 ve Boeing 737 serisi gibi sessiz ve konforlu değil (Tabii bu konuda A320 > B737 olduğunu da hatırlatayım :) ) ama düşük yakıt sarfiyatı ve bakım maliyetlerinin diğerlerine göre az olması nedeniyle özellikle daha az bütçeli havayolu şirketleri tarafından tercih ediliyor.

MD 83′lerde motorlar, kuyruğun hemen ön tarafında sağ ve solda olmak üzere 2 adet.

MD 83

Motorların buraya bırakılmasının nedeni yakıt tasarrufunu arttırmak. Benzer bir formasyon Boeing 727′de de kullanılıyordu. Arka tarafta hali hazırda mevcut olan aerodinamik kirliliğe motor blokları da ekleniyor dolayısıyla taşıyıcı kanatlar üzerinde kendi kirliliği dışında ek bir kirlilik oluşmuyor.

Isparta’da bundan önceki kaza 1976′da gerçekleşmişti. Türk Hava Yolları’nın “Antalya” adlı uçağı, Milan - İstanbul - Antalya seferini yaparken Isparta’da havaalanı bulunmamasına karşın, o zaman ki radar teknolojilerinin ileri düzey olmamasından kaynaklanan bir hatalı alçalma ile Isparta’ya inmeye çalışmıştı

Bu kazanın nedeni Uçuş Ekibi Navigasyon Hatası, yani CFIT sınıfı pilotaj hatası idi. Kaptan pilot yorgun olduğunu belirtmiş, fakat İstanbul dispatch’te kendisine Antalya’da dinlenmesi tavsiye edilerek uçuşa gönderilmişti. Yardımcı ise Boeing 727 uçuşlarına yeni başlayan deneyimsiz bir pilottu.

22:45′te İstanbul’dan havalanan uçağın kaptan pilotu havalandıktan hemen sonra kokpitin dışına çıkarak kontrolü yardımcı pilota bırakmış ve dinlenmeye çekilmişti.

Uçuş deneyimi az olan yardımcı pilot Isparta’nın şehir ışıklarını ineceği havaalanı sandı. Antalya Kule’ye pist ışıklarını gördüğünü belirtip 36′dan yaklaşma izni istedi. Chart üstü yaklaşma koordinatları da birbirini tutunca uçuş mühendisi birşeylerin ters olduğunu anlayamadı. Pilot kokpit dışında olmasına rağmen durumu anladı Karakutu kayıtlarına göre müdahale etmek için kokpite girdi ama artık çok geçti. Uçak 19 Eylül 1976 saat 23:11′de Isparta’da 3700 feet yüksekliğindeki Karatepe mevkiine çakıldı. Kanat üzeri çarpan uçaktaki 146 yolcu 8 mürettebat yaşamını yitirmişti. Orada kaza sonrası bir çok skandal yaşanmış. Ama konumuz olmadığı için onu geçeceğim..

30 Kasım 2007′de yaşanan kazaya baktığımızda önceki kaza ile aynı formasyonda bir uçak var elimizde. VOR üzeri izin alındığını ve Inbound pozisyonuna geçildiğini görüyoruz. Bu noktada motorlardan birine kuş girse ya da herhangi bir nedenle devre dışı kalsa dahi tek motor o uçağı oraya indirmeye yetecek gücü sağlar. En fazla pist üzerinde duramayıp pist dışı(overran runway) yapabilirdi.

Eğer belirtildiği gibi ilk çarpma kuyrukta başlamışsa net bir biçimde bunun bir pilotaj ya da engebe gösterge cihazı arızası olduğunu söyleyebiliriz. Fakat kanat üzeri çarpma gerçekleşmişse işte o zaman sadece pilotaj hatası ihtimali kalıyor geriye.

ILS olsa idi…

ILS, Instrument Landing System. ILS, bence aviyonikte bugüne dek yapılmış en büyük buluştur. ILS, VOR gibi sadece doğrultu bilgisi vermekle kalmıyor. Uçağın tüm yaklaşma bilgilerini alıp buna göre geribeslemeli bir sistemi devreye sokarak uçağı alana indiriyor. Çoğu uçakta pilotun tek yaptığı iş motor gücünü ayarlamak ve göstergeleri kontrol etmek oluyor. ILS’in ne olduğunu ne kadar anlatırsam anlatayım, kör iniş yapan şu uçağın videosu kadar işe yaramayacaktır…

Uçak kazalarında az veri ile kesin sonuçlara varmak her zaman yanıltıcı olabilir. Sadece önceki incelemelerime dayanarak yorumlarımı paylaşmak istedim. Bu gidenleri geri getirmiyor ama bunlar üzerinde konuşmak gelecekte daha güvenli uçuş için farkındalık sahibi olmamızı sağlayacaktır.

Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına da sabır diliyorum. Allah böyle bir acıyı tekrar yaşatmasın bizlere..

Güney Amerika’daki Tanımsız Uçan Nesneler

Güney Amerika’da bazen sıradan bir çekime takılan bazen de çok yakından görüntülenen UFO (Unidentified Flying Objects) fotoğrafları Inexplicata’dan Scott Corrales tarafından derlenmiş…

Manisa’daki Tanımsız Uçan Cisim

2001 yılında bir yolculuk sırasında Manisa civarında seyir halindeyken yaklaşık 15 dakika boyunca aralıksız olarak havada garip bir cisim gözlemlemiştik. Ailemle birlikte gözlemlediğimiz cismin uçak veya helikopter olmadığına yaptığı sıradışı hareketlerden dolayı emin olmuştuk.

Az önce internette gezerken gözlem yerimize yakın bir bölgede 2002 yılında çekilen bir fotoğrafı görünce çok şaşırdım;

http://forum.netfotograf.com/fotografcilik.asp?msg_id=22646

Manisa’daki Tanımsız Uçan Cisim

SU 35 vs F 22 Raptor

Amerikalı Mühendislerin reklam, Rus Mühendislerin ise iş yaptığının bir kanıtını görmek isterseniz aşağıdaki videoları mutlaka izleyin. ;)

SU-35 (Rus - Sukhoi Construction Bureau)

F-22 (Amerikan - Lockheed Martin Co.)

Rus Havacılık firması SUKHOI tarafından üretilen SU 35′in ezici hava üstünlüğünü gördükten sonra yüksek manevra kabiliyetinin tamamen elektroniğe ve elektronik karıştırmaya dayanan günümüz hava savunma teknolojilerinde artık yerinin olmadığını düşünebilirsiniz. Ama SU-35′in tek özelliği üstün manevra kabiliyeti değil..

SU-35, 400 km menzilli radarı ile 24 hedef için izleme (tracking) ve bunlardan 8′ine aynı anda ateş açabilme kabiliyetine sahip. Bu haliyle hem eski nesil hem de yeni nesil savunma tekniklerini aynı anda üst düzeyde uygulayabiliyor.

SU 27′den evrilen SU 35′te tüm aviyonik sistemler analog değil dijital olarak çalışıyor. Uçağın Lyulka tarafından üretilen yeni motorları da eskisinden çok daha verimli ve güçlü.