'Havacılık ve Uzay' kategorisi için arşiv

Radar Contact

Askerlik görevim sırasında gün boyu çok yoğun telsiz muhaberesi takip etmekteydim. Dinlediğim frekanslardan biri  LTAC (Esenboğa) idi. Bu sürekli ve yoğun hareketliliğin ardından askerlik bitip eve döndükten sonra, derin bir sessizlik dönemi başlamıştı benim için. :)

Ardından çözümü şu sitede bulmuş ve huzura kavuşmuştum; http://www.liveatc.net/

Az önce aklıma geldi siteye yine girdim, LTAC bağlantısı şu an için negatif :) Ama eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, üstünüzden geçen uçakları dinlemek için Atatürk Havalimanından (LTBA) canlı olarak Del/Gnd/Twr/App haberleşmesini takip edebilirsiniz; bunun için aşağıdaki bağlantıya tıklamanız yeterli;

http://www.liveatc.net/flisten.php?mount=ltba

THY Amsterdam Kazası Ön Değerlendirme Raporu

http://www.onderzoeksraad.nl/docs/rapporten/Persverklaring_4_maart_GB.pdf

SchipholAdresinden ön değerlendirme raporuna erişebilirsiniz.

Kazadan sonraki gün yazmış olduğum yazıda yolcu anlatımları, görgü tanıklarının ifadeleri ve uçağın fotoğraflarından motor takat kaybı sonucu uçağın tutunmasını yitirmesi (stall) sonucu kazanın gerçekleştiğini belirtmiştim. Motordaki takat kaybının nedenini anlamanın ise o anki verilerle güç olduğunu ifade etmiştim.

Ön rapordan anlaşıldığı kadarıyla bu tespit doğru ve motorun takat kaybının nedeni, yüksekliği gösteren Altimeter cihazının aletli iniş sistemine vermiş olduğu geribesleme bilgisinin hatalı olması.

Uçak 1950 feet yüksekliğindeyken otomatik pilot yere yakın olduğunu düşünerek uçağın arka tekerlerini yere koymaya çalışmış ve hatta retard yapmış.

Pilotlar bu durumu ortam şartlarından (700 feet gibi alçak bir irtifada bulut yoğunluğu varmış) dolayı geç algılamışlardır. Görerek uçuşa geçişleri zaman almıştır. Oldukça az zaman kaldığı için uçağı tekrar toparlama adına pilotlara yapacak pek bir şey kalmamış görünüyor.

http://www.flightglobal.com/blogs/unusual-attitude/2009/03/turkish-airlines-crash-evidenc.html

Yukarıdaki adreste tüm suçu pilotlara yükleyen bir yazı yer almakta. Bu yazı hakkında bir yorumum olmayacak..

Boeing açısından olayı ele aldığımızda, eğer bu rapor doğru ise, hangi gerizekalıların uçağın ana kontrol bilgisayarını tasarladığını merak ettim. Geribesleme değerini tek bir sensörden ve filtrelemeden aletsel iniş sistemine yollayan mühendis kişi için gerizekalı demek bile iltifat sayılabilir.

Görev kritik bir sistemde bu denli büyük bir sensör hatası olmasını aklım almıyor..

Yolculuklarımda tasarım hatalarından dolayı kara listeye alarak binmemeye özen gösterdiğim MD-80 serisinden sonra güvendiğim dağlara da kar yağdı..

Bir diğer yandan son 8 uçuşta 2 kez arıza veren sol radar yükseklik ölçer cihazın değişmemesi ya da rapor edilmemesi THY tarafındaki soru işareti. Bu ön rapor doğru ise bir çok kişinin istifa etme zamanı gelmiştir.

THY Amsterdam Uçak Kazası

Amsterdam Uçak Motoru

Facebook profilime bir bağlantı vermiştim, fakat konu detaylı olduğu için onu silip buraya taşımaya karar verdim.

Öncelikle Çarşamba günün yaşanan elim kazadan dolayı derin üzüntülerimi bildirmek isterim. BYTE dergisindeki yazılarıyla ve forumdan tanıdığım, Hollanda’da doktora yapmakta olan Cüneyd Er’in de yolcu listesinde olduğunu gördüm ve üzüntüm daha arttı. Umut Aydın’ın twitter raporlarından öğrendiğim kadarıyla vücudundaki kırıklar nedeniyle durumu kritikmiş. Allah’tan kendisine ve tüm yaralılara acil şifalar diliyorum. Yaşamını yitiren kokpit ekibi ve yolculara Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.

* * *

Kazanın nedeni ile ilgili yorum yapmak için henüz çok erken fakat motorun bir şekilde takat kaybettiği ve bu nedenle perdovites(stall) konumuna geçip flap ve slat açık 100 metrelik bir düşüş yaşandığı yolcu anlatımları, görgü tanıklarının ifadeleri ve fotoğraflardan anlaşılıyor. Motorun hangi nedenden dolayı takat kaybettiğini bu aşamada değerlendirmek zor.

Konu ile ilgili ilk izlenimim bir wind shear oluşma ihtimali idi. Bugün edindiğim ve yukarıda aktardığım bilgiye göre 100 metrelik stall durumu bu ihtimali çok uzak kılıyor. Çünkü 4500 m görüş mesafesi ile ILS yaklaşmasındaki bir uçağı bu kadar düşürmek gerçekten kolay iş değil. Çok ağır bir wind shear durumunda dahi o irtifada 100 metrelik dikey bir yer değiştirme oluşacağına imkan vermiyorum. Önceki uçağın inişinden oluşan vorteksten bahsediliyor fakat oradan uzay mekiği geçse bu kadar düşüş etkisi yaratamaz, uçak yalpalar, sert iniş yapar ama böyle bir dikey konum değişikliği olmaz.

Başta da söylediğim gibi motorlar bir şekilde takat yitirmiştir, turbofan motorlarda yapılan girişe yanıt süresi 7 saniye civarında olduğu için tekrar toparlanma zamanı bulamamıştır. Bunu farkeden pilot uçağı minimum hasarla tarlaya indirmeyi başarmıştır. Eğer tekerlekler açık olmayıp belly landing yapılmış olsaydı hiç ölüm ve yaralanma olmayabilirdi kanısındayım. Ama içinde bulunulan acil durumun şartlarını bilmeden bu yorumu dile getirmenin ne kadar doğru olduğu konusunda emin değilim. Umarım yetkili kurumlar bu kazadan gerekli dersleri çıkarır ve inşallah bir daha böyle elim bir olay ile karşı karşıya kalmayız.

Aloha Hava Yolları Uçuş 243

243

Sivil havacılık tarihini yeniden yazan uçuş 243, hayatımda gördüğüm en ilginç olaylardan biri.. 7300 metre olan normal uçuş yüksekliğine tırmanan uçaktan seyir esnasında bir çok yüzey bloğu ardı sıra kopmaya başlıyor.

Bu olayı inanılmaz kılan sadece 1 kabin görevlisinin ölümüyle sonuçlanmış olması.

Pilotlar yoğun bir çabayla üstü kopmuş, ağır hasarlı uçağı alana indirmeyi başarıyor. Sanırım uçağın yolcuları bu olaydan sonra mucizelere inanmaya başlamışlardır.

Uçuş 243, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencileri ve mezunları için tam bir ‘case study’ niteliğinde.

http://en.wikipedia.org/wiki/Aloha_Flight_243

http://video.google.com/videoplay?docid=-3033260135965188182

Uçakların iniş ve kalkışları esnasında yapısal öğeler üzerinde çok büyük bir stres meydana gelmektedir. Bu stres zamanla perçin ve epoksi kullanılarak üretilen bağlantı noktalarını zorlar ve kopmaya, parçalanmaya zorlar. Bu nedenle uçağa belli bir ömür biçilir. Boeing 737-200 serisi uçaklar için bu 75.000 iniş / kalkış devri olarak belirlenmiştir.

Oysa 1967′de göreve başlayan Uçuş 243′teki Boeing’in iniş / kalkış devri 90000′e ulaşmak üzereydi.

Yaşanan bu olay sonrası teknik prosedürlere bu tür metal yorgunluğu sorunlarının önceden anlaşılmasını sağlayacak talimatlar eklenmiştir.

Uçağın üst kısmında oluşan yırtığın bu denli büyük olmasının nedeni ise oldukça enteresan ve yukarıda bağlantısını verdiğim videonun sonunda kendi incelemesini gerçekleştiren bir mühendis tarafından açıklanmış. Fakat bölgedeki yerel ve uluslararası havacılık güvenliği kurumları yırtılmanın bu denli büyük oluşunun nedeni ile ilgili bugüne dek resmi bir açıklama yapmamamışlar.

ILS yoksa uçak düşer!

Isparta’da Kasım 2007′de düşen MD 83′ün kaza raporu açıklanmış.

“Kaza Soruşturma Kurulu, TC-AKM tescil işaretli MD83 tipindeki KKK 4203 sefer sayılı uçuşun muhtemel kaza nedenlerinin, uçuş ekibinin yayınlanmış alçalma planlarındaki usulleri doğru uygulamaması, hava aracının bulunduğu coğrafi konumu ve arazi yapısını doğru değerlendirememesi, uçuş ekibinin karşılıklı çapraz kontrolü sağlamakta ve alet işarlarını değerlendirmede yetersiz kalmaları nedeniyle uçağın yayınlanmış usullere uygun uçmasını sağlayamamaları, özellikle EGPWS’de gözönünde bulundurularak uygun standartlarda gerçekleştirilmeyen uçuş öncesi EGPWS self test ve bu hususta arıza giderme işlemlerindeki eksiklik, eğitim eksikliği ve uçağın dağlık araziye çarpmasını önlemek için ekibin karar verme ve tepki göstermede gecikmesi sonucunda meydana gelmiş tipik bir CFIT/ Kontrollü Uçuşta Yere Çarpma Kazası olduğuna karar vermiştir.”

Olayın hemen ertesinde bir yazı yazmıştım;

http://ean.btturk.net/isparta-1976-ve-2007-ucak-kazalari/

Bu yazıda çarpmanın gerçekleşme koşuluna göre kaza sınıfının CFIT olabileceğinin üzerinde özellikle durmuştum. Yaklaşma cihazı arızası üzerinde de durmuştum. Kaza raporunda ana neden olarak konuyla ilgili ilk yazımda bahsettiğim iki olasılık gösterilmiş.

Kaza raporu verilerine göre;

  • Son uçuşta kalkıştan önceki 30 dakikalık süreç içerisinde EGPWS arızası kayıtlı.
  • Kalkış sırasında EGPWS  için yanan INOP (Çalışmıyor) ikazına pilotlar tepki vermiyor.
  • Uçağın her iki motoru da çarpmadan önce çalışır durumda.
  • Uçak, 23:35.38’de ‘inbound’ pozisyonu rapor ediyor, 10 dakika 23 saniye sonra, 23:46.01’de ise tekrar pozisyon raporu istiyor. (Önce alana iniş için kilitleniyorlar sonra nerede olduklarını soruyorlar.)

Bu verilere baktığımızda uçağın düşüş nedeni aşağı yukarı ortada. Fakat bu noktada ulaştırma bakanının yaptığı basın toplantısındaki bir diyalog beni çok endişelendirdi.

“Havaalanında aletli iniş sisteminin bulunmayışı, kazayı destekleyen nedenlerden biri olabilir mi?” sorusuna Yıldırım, “Bu havaalanına ilişkin bilgilerin önceden pilotlar tarafından bilindiğini belirterek, “Bir başka konu da tabii, bulunduğu yer itibariyle Isparta Havaalanına bugün dahi, hiç bir zaman aletli iniş sistemi kurulamaz. İniş ve kalkış ile ilgili tek emniyet sistemi de ILS değil. Bir çok emniyetli yaklaşma sistemleri var. Kaldı ki bunlar uçuş haritalarında havaalanlarında bilinen bilgiler. O bakımdan bunun bir katkısı yok” yanıtını verdi. *

Ben bir havacılık meraklısı olarak ILS ile VOR’un farkını biliyorum. Ama Türkiye Cumhuriyetinin Ulaştırma Bakanı bilmiyor olmalı. Bunlar teknik olarak karşılaştırılamaz sistemler. Bir çok emniyetli yaklaşma sisteminden kasıt nedir? Bizdeki meydanlarda bildiğim kadarıyla yaklaşma/konum tespit sistemi olarak VOR / ILS ve TACAN kullanılıyor. TACAN askeri uçaklar için geliştirilen bir sistem ve askeri meydanlarda kullanılıyor. Isparta’ya gelen uçaklar VOR dışında hangi emniyetli! yaklaşma sistemini kullanıyor örneğin?

Diyarbakır uçağı sisten dolayı düştüğünde ILS olsaydı düşmezdi demiştik ki çok doğruydu ama meydanda TACAN olduğu için bir de ILS kurmak teknik olarak mümkün değildi.

Isparta’daki teknik kısıt ise pistin yanlış yere inşa edilmiş olmasından kaynaklanmakta.  Son olarak yazıya ve bu konuya 1 Aralık 2007′de Yılmaz ÖZDİL’in yazdığı bir makale ve ‘can alıcı’ paragrafı ile son noktayı koyuyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7792918.asp?yazarid=249

Uçak Diyarbakır’a inerken düştüğünde, “Aslında Diyarbakır’da ILS olacaktı, buraya takmayıp, torpille Isparta’ya taktılar” diye iddialar ortaya atılmıştı. 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, kendini savunmak için, Anadolu Ajansı’na konuşmuştu: “Bu iddialar doğru olamaz, çünkü Isparta’da zaten ILS yok!”

‘I will call you back’ :(

Çin’in uzayı bile sahteymiş :)

poolwalk.jpg

Çin’in Eylül’de gerçekleştirdiği uzay yürüyüşünü! hatırlayacaksınız.

http://ean.btturk.net/cinin-gerceklestirdigi-ilk-uzay-yuruyusu-eva/

Ruslar ve Amerikalılar bu EVA operasyonunun, su altı testlerinin uzay yürüyüşü olarak yutturulmasından başka bir şey olmadığını ortaya çıkardılar.

Aslında ilk olarak fırlatmadan 1 gün önce Çin’in hükümet sitelerinden “teknik arıza” sonucu verilen basın bülteni bu operasyonun sahte olduğunun izlerini taşımaktaydı. Geçilen basın bülteninde uzay adamı ile yer istasyonu arasında henüz konuşulmamış olan diyaloglar yayınlanmıştı.

Uzaydan! yayın başladığında benim ilk dikkatimi çeken şey kapak açıldıktan sonra araçtan fırlayan beyaz parçacıklar oldu. Çin malı araç sonuçta olur böyle şeyler dedim, kepler kanunları çıkan maddelerin hızlarının böyle dramatik değişmeyeceğini söylese de.

Yahu araç yörüngesinde güzel güzel oturmuşken içerideki madde nasıl değişken bir hızla dışarı fırlar? O gördüğüm şeyler hava kabarcıklarıymış.. Ruslar farketmiş bunu. Ben farkedemedim.

Nokia N95′in sahtesini yaptıklarında anlamalıydık bunu aslında, ya da BMW’nin, Mercedes’in, Ferrari’nin..

Evet, sonunda uzayın da sahtesini yaptılar Çinliler.

Eğer Çin hükümetinin bu durumdan haberi varsa çok kötü, haberi yoksa ve Çin Uzay Ajansının bir oyunu ise sanırım bayağı bir kişi kurşuna dizilecek. Ama Çin’in pek değerli büyüklerinin bilmeleri gereken şey, bilimsel gelişmelerin baskıcı rejimle çalışmadığıdır. Bilim, özgürlük ve toplumsal refahın olduğu ortamlarda gelişir.

Yoksa böyle son dakika oyunları ile tüm dünyaya rezil olursunuz.

http://www.youtube.com/watch?v=lBL98p0wZ7g

http://www.youtube.com/watch?v=bWKqDBrtvMU

http://www.youtube.com/watch?v=NVbBFwdmldA

Çin’in Gerçekleştirdiği ilk Uzay Yürüyüşü (EVA)

Çin tarafından uzun yıllar boyunca geliştirilen Long March 2 roketi 1995 yılında taşıdığı haberleşme uydusunu yörüngeye bırakmak için havalanmış fakat bir kaç saniye sonra havada parçalanmıştı.

1996 yılında yine benzer bir haberleşme uydusunu yörüngeye taşıma amacıyla havalanan Long March 3 bu kez daha da trajik olarak Sichuan eyaletindeki fırlatma üssü yakınında bulunan Xichang kasabasına düşmüş, yerel kaynaklara göre 57, bağımsız kaynaklara göre binlerce insanın ölümüne neden olmuştu.

Bu iki trajik örnek geçtiğimiz hafta gerçekleşen başarılı uzay yürüyüşünün aslında CNSA için biraz uzak olduğunu düşündürüyordu.

http://www.youtube.com/watch?v=8_EnrVf9u8s

Fırlatmadan iniş aşamasına kadar sıkı bir şekilde takip ettiğim Shenzhou VII görevi bahsettiğim kötü örneklere göre oldukça başarılı geçtiği görünüyor. Discovery’de yayınlanan bir belgeselde malum batılılar Çin uzay programı için; “aç karınlarını doyurmaya çalışırken yaptıkları roketlerden oluşan bir uzay programı” tanımlamasını yapmışlardı.

Diğer yandan Çin’in Shenzhou VII programında emin olduğum şey bu araçlarda Çin malı OPAMP ve analog entegre kullanılmadığıdır. Yoksa sonuç kesinlikle Long March gibi olurdu :) ( Deneyimlerime dayanarak söylüyorum ;) )

Eğer erişim sağlayabiliyorsanız aşağıda yapılan ilk yürüyüşün bir video kaydı yer alıyor.

 http://www.youtube.com/watch?v=MvpPknmHGAM

EVA Amerika

Henüz uzayda yürürken fotoğraftaki Amerikalı astronot kadar rahat olmasalar da,  3 milyon euro harcadıkları uzay giysilerinde ne olduğunu çok merak etsem de, inişin oldukça rahatsız edici ve ilginç olduğunu görmüş olsam da  Çin’i tebrik ediyorum :)

Pilotluk ve Soğukkanlı olmak üzerine

Graphsim F/A 18 Hornet1997 yılında bir bilgisayar firmasının teknik servisinde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladığımda firmanın genel müdür yardımcısı bana Graphsim‘in ürettiği F/A-18 Hornet adlı uçuş simülasyonunu hediye etmişti.

Teknik ingilizceyi de temel havacılık teknolojilerini de bu simülasyonla birlikte gelen çokça sayfalı bir kitapçık ve videolar sayesinde öğrenmiştim.

Yaklaşık 2 yıl boyunca boş zamanlarımı başında geçirdiğim simülasyonu bana hatırlatan olay bir sitede okuduğum enteresan bir haber oldu.

“196 yolcusuyla 14 Ağustos Perşembe günü saat 15:25 sıralarında İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Nijerya’nın başkenti Lagos’a gitmek için havalanan Türk Hava Yolları’nın TK1123 sefer sayılı Airbus 310-300 tipi uçağı, Nijerya hava sahasında rotasında ilerlerken yerel saatle saat 22:00 da uçağın navigasyon ve haberleşme sistemleri bir anda devre dışı kaldı. Bunun üzerine yön bulma ve haberleşme sistemlerinden mahrum kalan kaptan pilot, sahili takip edip Togo, Benin veya Gana’da ki havalimanlarından birine görerek inmek için batı doğrultusunda uçağın rotasını çevirdi. Havada uzun süre tur atan uçağın kaptan pilotu, görerek inebileceği havalimanı aradı. Bu sırada Togo’nun başkenti Lome Havalimanı’nda kalkış için son hazırlıkları yapan bir Air France uçağının pilotu THY uçağının tur attığını görerek olayı Lome Havalimanı Kontrol Kulesi’ne bildirdi.

THY’nin kaptan pilotu uçağı görerek yaklaşma yöntemiyle pisti bir kez pas geçti. Pilot yön bulmaya yarayan sistemlerin ve telsizin devre dışı kalmasına rağmen ikinci denemede görerek Lome Havalimanı’na indi. İnişin sorunsuz olması nedeniyle yolcu ve mürettebatın korku dolu anları da son buldu. Navigasyon ve haberleşme sistemleri devre dışı kalan uçağın teknik arızası daha sonra uçakta bulunan teknisyen tarafından giderildi.” Kaynak

Boeing 777

Gecenin bir yarısı afrikanın üzerinde bir yerdesiniz tüm aviyonik devre dışı kalıyor. Olayla biraz ilgilenen biri kesin olarak bilir ki bu ‘kaçınılmaz’ bir sona doğru yolculuk etmektir. Ama burada kaçınılmaz bir sondan başarıyla kaçmayı başaran insanlar var. Bu haberdeki uçağın pilotlarına en derin saygılarımı ve tebriklerimi iletmek istiyorum.

F/A-18 Hornet bir savaş simülasyonu olduğu için görev sırasında uçak çeşitli darbeler alabiliyordu. Buna bağlı olarak navigasyon ve haberleşme kesildiğinde eğer şanslı iseniz mevcut yakıtla gidebileceğiniz tek yer genellikle düşman hava alanı oluyordu.

Dolayısıyla bu tür bir durumda yaptığım şey Panik + Shift + E = Eject tuşuna basmaktı :) Oysa onlarca yolcunun sorumluluğu üzerinde iken soğukkanlılığını yitirmeden uçağı başarılı bir şekilde yere indirmek..

Bunun adı tek kelime ile kahramanlıktır.

Çin ve Amerika Arasında Casus Uydu Savaşları

IMINT ve SIGINT sınıfı askeri casus uydular günümüz savunma teknolojilerinin en önemli halkalarını oluştururlar. Bu gücü elinde bulundurma ile dünyada söz sahibi olma arasında doğru orantılı bir durum mevcuttur.

Fakat son 2 yılda yaşanan gelişmeler öyle ilginç ki, ABD lehine durağan görünen durum artık değişiyor.

Ocak ayının başında hatırlanacağı gibi Çin kendi yapımı olan 750 kg ağırlığında ve polar yörüngede seyreden bir meteoroloji uydusunu ASAT başlıklı modifiye edilmiş bir DF-21 ile vurup tamamen kullanılmaz hale getirmişti.

ASAT uzun yıllardır geliştirilen ve üzerinde çalışılan bir başlık fakat bugün değinmek istediğim konu klasik newton mekaniği yerine einstein mekaniği ile çalışan yeni nesil anti-casus uydu silahı olan; LAZER. Hayatımızın artık her alanına giren lazer, savunma teknolojilerine ilk ciddi girişini MIRACL projesi ile yapmıştı.

MIRACL projesinde elde edilen deneyimle ABD 1997 yılında yaptığı ilk anti-uydu silahı çalışmasında 30 W çıkış gücüne sahip bir lazer izi ile yüksek enerjili ikincil kaynağı harekete geçirerek 420 km irtifada seyreden uyduyu vuracaktı. Fakat sistemde yaşanan ‘teknik aksaklıklar’ sonucu 30 W’lık iz lazeri bir anda çok güçlenmiş süreci durdurmuştu. Deneysel gözlem sonucu bu düşük güçlü bozuk yapının bile uyduyu geçici olarak körleştirmeye yettiği görülmüştü.

Fakat Çin Amerika’nın yıllar süren çalışmalarını kolay yakalamış anlaşılan… İlk olarak 2006 yılında kendi bölgesi üzerinde keşif yapan Amerikan Casus Uydularını uyguladığı lazer saldırısı ile geçici olarak devre dışı bıraktı; [1]

Anti Casus Uydu Lazeri

Çin’in yüksek enerjili anti casus uydu silahı aktif

Defense News‘te okuduğum fakat şu an yayından kaldırılmış olduğunu gördüğüm bir makaleye göre, 2006′daki bu önleme saldırısında amaç Çin’in üzerinden geçen uyduyu hareketi boyunca lazer ışını ile izlemek ve böylece uyduya ait SAR ve Optik sensörleri devre dışı bırakmakmış. Makalede, ABD uzay araçlarına karşı kaç adet önleme yapıldığı ve bunların nasıl neticelendiğinin şu an bilinmediği ya da gizli tutulduğu aktarılıyor.

Yeni geliştirilen bu lazer silahı iki ana işleve sahip; uyduyu geçici olarak körleştirme ya da tamamen devre dışı bırakma. Fakat ikinci kısım için oldukça yüksek bir darbe enerjisi gereksinimi olduğundan çalışmalar bu yönde devam etmekteymiş. *

Bu, Jupiter’in Bestesi

Jupiter

Geçenlerde insanlığın sesinden bahsetmiştim.. Türün ilgililerine şu an güneş sisteminin dışına çıkmak üzere olan Voyager adlı uzay sondası tarafından kaydedilmiş harika bir müziği daha buradan iletmek istiyorum;

Bu sefer elektromagnetik yayın kaynağı güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jupiter.

Duyduğunuz harika müzik ise Jupiter’den gelen elektromagnetik dalgaların insan kulağının duyacağı forma indirgenmiş hali; büyük bir sanat eseri..

Bu besteyi Ankara MEBS’de dün askerlik görevlerine başlayan ve burada yorumlarıyla tanıdığınız çok değerli hocam Mehmet RB ve sevgili dostum Fırat Küçük’e armağan ediyorum. :) Umarım ileride üzerinde bol bol konuşacağımız güzel anılarla askerlik görevlerini tamamlarlar.

Isparta’daki MD 83′ün düşüş nedeni..

Isparta’da geçtiğimiz aylarda yaşanan ve hepimizi çok üzen uçak kazasının oluş nedeni ile ilgili bir açıklama yapılmamış, hatta kara kutunun bozulmuş olduğu ifade edilmişti.

Bununla ilgili oldukça ilginç ve dikkate alınması gereken bir yazıya rastladım. Gazeteci Ömer Şan tarafından tarafından yayınlanan röportaj oldukça önemli noktalara işaret etmekte.

Görüşme kazadan hemen sonra yapılmış olsa da, süreç içinde kazanın oluş nedenine ilişkin ciddi bir açıklama yapılmaması yazıyı düşündürücü kılıyor.

Uçak VOR Yerine, Başka Bir Vericinin Parazitik Harmonik Frekansına mı Kilitlendi?

ucakazasi.jpgElektronik ve Haberleşme Mühendisi Morgül, 30 Yıldır Devlet Sırrı Olarak Saklanan Focker F-28 Uçaklarının Düşme Nedenlerini Açıklarken “30 Yıldır Susuyorum, Artık Susmayacağım” Dedi. Morgül, Isparta’da Düşen Uçağın da Aynı Nedenlerle Düşmüş Olabileceğini İleri Sürdü.

Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül’den 30 yıllık devlet sırrı açıklaması. Morgül, Isparta’ta düşen MD-83 tipi uçağın düşmediğini, aksine iniş yaptığını ileri sürdü.

Önceki gece Isparta’da düşen, Atlasjet Hava Yollarına ait MD-83 tipi uçağın düşme nedenleri araştırılırken, düşen uçakta henüz pilotaj hatasının olmadığı yönündeki açıklamalara dikkat çeken Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül, uçağın ‘Hava Alanı Yaklaşım Frekansı’ (VOR) yerine bu frekansa sarkan başka bir vericinin ‘parazitik harmonik frekansına’ kilitlenmiş olabileceğini iddia etti.

Özellikle 1970’li yıllarda Türk Hava Yollarında kullanılan Focker F-28 uçaklarının tamamına yakınının düşerek kaybolduğuna işaret eden Morgül, bu konuda 30 yıllık suskunluğunu bozduğunu kaydederek ilginç açıklamalarda bulundu. Isparta’daki uçak kazasının ardından ‘Artık bu tür kazaların yaşanmaması’ gerektiğini vurgulayan Morgül, “1977-2007 arasında geçen 30 yıllık sürede sustum. Artık susmayacağım.”diyerek, 30 yıldır ‘Devlet Sırrı’ olarak saklanan Focker F-28 uçaklarının düşme nedenlerini açıkladı.

Continue reading ‘Isparta’daki MD 83′ün düşüş nedeni..’

Endeavour Uzay Mekiğinin STS 123 Görevi ve Dextre

Ana görev olan Dextre robotunun montajı, sonraki uçuşta montajı yapılacak Kibo’nun parçalarının bir kısmının taşınması ve lojistik destek göreviyle fırlatılan ve dün Cape Canaveral’a iniş yapan Endeavour uzay mekiğinin görev boyunca alınan fotoğraf ve videolarına aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz;

En beğendiğim fotoğrafları bazı notlarla birlikte paylaşmak istiyorum;

0.jpg

Dextre’nin montajını yapacak astronotlar eğitim görüyor ve özel tulumları test ediliyor.

1.jpg

Kalkış öncesi denetim listesi gözden geçiriliyor.

Continue reading ‘Endeavour Uzay Mekiğinin STS 123 Görevi ve Dextre’