'Eğitim Sistemi' kategorisi için arşiv

Okullar yaratıcılığı öldürüyor

Sir Ken Robinson, yaratıcılığı (baltalamaktan ziyade) besleyen bir eğitim sistemi yaratma ülküsünü eğlenceli ve son derece sürükleyici bir üslupla bizlerle paylaşıyor. (“View Subtitles” bağlantısından Türkçe’yi seçerek altyazılı takip edebilirsiniz.)

Neden derse girmedin?

Çünkü benim hiçbir zaman aşağıdaki gibi bir hocam olmadı :D (Durun şimdi hakkını yemeyeyim bir tane süper hocam olmuştu, rezonans frekansını alaturka gitar ile anlatan çok değerli bir hocam..)

Professor Walter Lewin

 

Professor Walter Lewin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

Bay Lewin bu derste sarkacın periyodunu anlatıyormuş. Lewin tarafından verilen tüm dersleri buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Ben de şu an “Kepler’s Laws – Elliptical Orbits – Satellites – Change of Orbits – Ham Sandwich” içerikli 22. dersi takip ediyorum ve merakla “Ham Sandwich” kısmını bekliyorum.. :)

MEGEP; yeni yaklaşım!

MEGEP projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı mesleki ve teknik güncel dökümanları erişime açmış.

http://www.megep.meb.gov.tr/indextr.html

Öğrenmek istediğiniz konuda az ve öz bilgi edinebileceğiniz harika bir kaynak.

Bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletirken iş gücünü arttırmak amacıyla atılan bu adımın yalnız bu misyona hizmet etmediğini aynı zamanda adsense yüzünden çöplüğe dönüşmekte olan Türkçe internet içeriğini kurtarmanın yolunun da bu tür çalışmalardan geçtiğini hatırlatmakta yarar görüyorum.

Tutku, konfor ve mutluluk hakkında

“Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.”"Konfor ve mutluluk, benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat, ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.”

“Modern eğitim tarzı, araştırma merakını henüz tam olarak boğamamıştır. Nazenin bir çiçeğe benzeyen araştırma merakı teşvik ve özellikle hürriyete ihtiyaç duyar, aksi takdirde sararıp solar. Gözlem ve araştırma yapma hazzının baskı, zorlama veya ödev duygusundan kaynaklandığına inanmak ciddi bir hatadır”

“Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim”

“Belli bir hisle, saf düşüncenin, eskilerin rüyasını gördükleri, gerçeği yakalama istidadına sahip olduğunu düşünüyorum”

Bu sözler kime ait söylememe gerek yok sanıyorum…

Akademik ‘Çalışma’lar

Çok sert bir genelleme yapacağım..

Öncelike istisnaların kaideyi bozmayacağını belirterek başlayayım…

Eskiden idealist insanlar akademisyen olurdu.

Şimdi ise bu kadar açık konuştuğum için beni affedin ama bir tarafını kurtarmak isteyen insanlar akademisyen olmaya çalışıyor.

Lise seviyesindeki fizik sorularını cevaplayamayacak, yorum yapmaktan aciz insanlar sağdan soldan kopyaladıkları paper’ları ile bilim yapıyorlar!

Türkiye için aşağıdaki cümleyi yazdıran kişiler, tek suçlu siz değilsiniz, siz sadece buz dağının görünen yüzüsünüz… Üniversitelerdeki sözde bilimsel özde “yapmış olmak için yapma” anlayışının su yüzüne çıkışısınız.

Ezberci öğrenciler, yorum yapmaktan aciz ve intihal yapan öğretim üyeleri… İşte eğitim sisteminin çöktüğü an. Sıkı durun;

“There are some cultures in which plagiarism is not even regarded as deplorable.”

Nature Dergisi, Volume 449 Number 7158

Curiosity kills the cat?!

Merak kediyi öldürür mü?Birşeyleri zorla öğrenmekle isteyerek öğrenmek arasındaki farkı iyi bildiğimi düşünüyorum. İkisi gerçekten birbirinden çok farklı şeyler!

Ortaokulun son sınıfındayken, lisedeyken ve bulunduğum her iki üniversitede bilgisayar’la ilgili çeşitli firmalarda ve departmanlarda çalıştım. Oralarda çalışırken ‘curiosity kills the cat‘ felsefesi gereği birşeyler öğrenmek bana zevk veriyordu. Ethernet kartının üzerindeki jumper’ı ayarlayarak onu istediğim kesmede çalıştırmak bir Lise 1 öğrencisi olarak bana oldukça heyecanlı geliyordu.

Fakat nedense ilgi alanım olan konuların üniversitede bana ‘öğretilme’ şekli, bende bu merakı uyandırmaktan öte itici gelmeye başladı. Bunun nedenleri ile ilgili bir kitap yazabilecek kadar veri toplamış olduğuma inanıyorum.

Eğitim sistemine olan karşıtlığımı beni tanıyan herkes az çok biliyor.

İlkokul 1′den Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü son sınıfına kadar çarpım tablosu dışında pek birşey ezberlemeyerek gelmeyi başarmıştım. :)

Ama sonunda transkriptimde bir şeyleri ezberlemeden geçemeyeceğim dersler (bunun nedeni kesinlikle dersin kendisi değil!) kaldı ve bende oyunu kuralına göre oynadım. Doğal olarak büyük oranda başarılı oldum. Bu durumun verdiği suçluluk duygusu beni bu iletiyi yazmaya sevk etti.

Bir konuyu tam olarak anlamak için, onu görmek ve yaşamak gerekir. Unutmadan öğrenmenin tek yolu budur. Bunun adı da deneyimdir. Özellikle pratiğe yönelik mesleklerde öğrenciye formülleri ve yöntemleri zorla enjekte ederek vereceğiniz hiç bir şeyin geri dönüşü YOKTUR.

Geri kalmış diye nitelenen Libya’nın geri kafalı liderinin 1970 yılında yazdığı şu paragraf sanıyorum ne anlatmak istediğimi çok iyi özetliyor;

“Bilim veya öğretim, gençlerin yan yana konmuş sıralar üzerinde basılı kitaplardan belirli saatler içerisinde öğrenmeye mecbur tutuldukları düzenli program ve sınıflandırılmış bilgiler değildir. Bütün dünyada egemen olan bu öğretim, özgürlüğe aykırı bir yöntemdir. Dünya devletlerinin iftihar duydukları ve gençlerine imkan buldukça uyguladıkları zorunlu eğitim, özgürlüğü kısıtlayan, insan yeteneklerini körleten ve bireyin eğilimlerini zorla yönlendiren bir yöntemdir. İnsanı serbest seçim yapmak ve düşünmekten alıkoyduğu için diktatörce bir davranıştır.

Gerçekte, zorunlu, düzenli ve sistematik öğretim, halk topluluklarını zorunlu şekilde cahil bırakmaktadır. Dünyada egemen olan öğretim yöntemleri evrensel bir kültür devrimi tarafından yıkılmalıdır.”

Muammer Kaddafi, 1970

Bu geri kalmış adam bile bunları söylüyorsa biz konum olarak neredeyiz açıkçası içinden çıkamıyorum.