800 yolcu taşıyabilen Airbus A380 ile sivil havacılık piyasasına yeni bir bakış açısı getiren Airbus, yeni uçağın soğuk havaya uyumu ve elektrik sistem arızaları nedeniyle neredeyse fiyaskoyla sonuçlanacak kadar sancılı bir üretim süreci geçirmişti.
Bu sancılı sürecin ardında, kullanılan tüm donanımın -özellikle güvenilirliği arttırmak amacıyla- solid state seçilmesi (öyle ki sigortalar mantıksal devrelerle gerçekleştirildi, tüm kontaktörler yerine IGBT ya da GTO’lar kullanıldı) ve uçağın içinde dünyanın etrafını 5 kez dönecek kadar uzun elektrik hatlarının bulunması yatmaktaydı. Bu nedenle Airbus mühendislerinin kabloların birbirlerine elektromagnetik etkilerinden kaynaklanan bir sistem arızasını çözmeleri yaklaşık 6 ayı bulmuştu.
Airbus A380 bu zorlu sürecin ardından ortaya aviyonik ünitelerinin tamamı bilgisayar kontrollü olan uçan bir dev çıkarmıştı. (A380 hidroliklerin elektronik üniteler ile kontrol edildiği ilk uçak olarak tarih geçti)
A380 ile aynı sınıfta olmasa dahi, iki firmanın gelecek vizyonlarının farklılığını ortaya koyan Boeing’in 6 yıldır devam etmekte olan tasarım ve üretim sürecini ilgiyle takip ettiğim yeni nesil yolcu uçağı 787 Dreamliner, dün sabah Seattle‘da yapılan büyük bir törenle halka tanıtıldı.

Boeing 787 Dreamliner’in kokpiti eski tasarımlara göre oldukça sade
Boeing, 787 Dreamliner ile A380′in sürümden kazanma felsefesi (daha çok kişiyi aynı anda taşıyarak yakıt tasarrufu yapmak) yerine az sayıda kişiyi daha az yakıtla daha yüksek konforda taşıyacak bir yol izlemeye karar vermişti.

Boeing 787 Dreamliner yolcu taşımaya hazır.
Bu kapsamda alüminyum bakır (duralüminyum) ve alüminyum magnezyum alaşımlarından oluşan gövde malzemesini karbon fiber kompozit malzemesiyle değiştirdi. Olabildiğince fazla plastik ve kompozit malzeme ile gövde üretildi. Ağırlık büyük oranda düşürüldü. Bu durum uçağın eski modellere göre çok daha az yakıt yakan, daha az gürültü çıkaran ve daha çevre dostu donanımlara sahip bir yapıya kavuşmasını sağladı.
gecen seneki Seattle seyahatimizde Boeing fabrikasini ve muzesini gezme imkanimiz olmustu. o zaman bu ucagi tanitan videolar ve 3D calismalari gostermislerdi. acikcasi bence bu video cok yuzseysel kalmis, ucak gercekten etkileyici. bu videoda daha cok ic tasarimdan bahsedilmis ki, o siparise gore degisiyor. ucaklarda simdiye kadar kullanilan en buyuk pencereler bu ucakta, birlesimsiz en buyuk parcalar da yine bu ucakta.
ben sahsen ucagin dihedral tasarimini ve genel olarak kanat tasarimini da cok begendim. bu videoda da dikkat ederseniz belli oluyor, [3D cizimlerde cok net belli oluyor] kanatlarda dihedral var ve bu aciyi verirken cok estetik yapmislar.
ayrica muze kisminda ucagin ic tasarimini simule eden bir kabin vardi, gercekten cok hos…
1930 lu yillarda ucakta seri uretime gecmis bir ulke olarak, havacilik sektorunde bugunku yerimiz maalesef cok cok kotu. merak edenlere Nuri Demirağ, onun ucak fabrikasi ve havacilik okulu ile, bunlarin hangi entrikalarla kimler tarafindan nasil kapatildigi konularini arastirip okumalarini tavsiye ederim…
Hocam üst aydınlatmada dikkatinizi çekmiştir belki, yeni bir led teknolojisi kullanılıyor. Bunlarla geçtiğimiz ay tanıştım.
Hidrojen Arabası ile ilgili bir parça için bağlantı kurduğumuz EBV Elektronik aracılığıyla ulaşmıştım.
Gerçekten harika bir ürün. Uçağın iç tasarımını en çok gösteren bu yeni aydınlatma sistemi.. Hem görsel açıdan sakin ve ferahlatıcı hisler uyandırıyor, hem de uzun uçuşlarda zaman mefhumunun yitirilmemesi için çalışıyor (Bkz. Jet Lag)
LED’lerin tanesi de 100 parçadan sonra 0.79 € civarında.
Uçağın genel tasarımı hakkında diyecek pek bir şey yok bence de hocam. Tek kelime ile harika olmuş.