Bir felaketin anatomisi; Columbia STS 107

Columbia STS 1074 sene önce uydu anten ayarı yapmak için eski evimizin üstüne çıkardığım analog alıcı ve televizyon ile 3-4 saat uğraşmış, sonunda uygun açıyı bulup BBC’nin analog yayınını yakalamayı başarmıştım.

Yakaladığım görüntüde uçan bir cisim yanarak aşağı düşüyordu. Columbia uzay mekiğinin o gün ineceğini biliyordum ama o olduğuna inanmak istemedim. Görüntü gidip geldiği için biraz gecikse de, düşen cismin Columbia uzay mekiği olduğunu anladım.

1 Şubat 2003, unutamadığım günlerden biridir.

Geçen gün sözlükte başka bir konuda entry savaşı yaparken shirazi‘nin bu konu hakkında hoş bir teknik analizine rastladım ve bunu paylaşmak istedim;

“Uzayda sadece bilimsel araştırmalar için düşünülmüş olan sts 107 uçuşu aslında 11 ocak 2001 tarihinde yapılacaktı, ancak orijinal uçuş 18 kez ertelene ertelene kazanın olduğu uçuşun gerçekleştirildiği 16 ocak 2003′e kaydırıldı. Bu ertelemelerin nedeni yakıt sisteminde çıkan arızalardı. Columbia kazası kriz masası daha sonra bu arızaların mekiğin düşüşüyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkladı.

Kazanın nedeni, uzay mekiğini şişman tanka bağlayan bağlantıların şişman tank üstünde takıldığı yerdeki eklemdeydi. Bu eklem çok özel bir köpükten yapılıyor ve sadece çok özel uzman teknisyenlerin oraya takmasına izin veriliyor. Kalkış anında buradan kopan bir parçanın mekiğin sol kanadındaki karbon fiberden yapılma kalkanlardan birisini parçaladığı, ayrıntılı video analizleri sonucunda görüldü ve bulundu. Yani problem kalkarken olmuş. “Bağlantı yeri köpükten mi olur” denebilir. Boru değil, NASA kimbilir kaç bilimadamını kaç kere çalıştırmıştır bu tip materyalleri tasarlatmak için.

Mekik uzaydaki görevlerini tamamladıktan sonra 1 şubat 2003′te sabah 8:44′te yeryüzünden 120 km yukarıda atmosfere girdi. Bu esnada mekik pasifik okyanusu üstündeydi ve rotası ABD’nin batısından başlayarak Texas üstünden Florida’daki Cape Canaveral uzay üssüne gidiyordu. Isı sensörleri bu esnada 1400 derecelik bir sıcaklık gösteriyordu.

Bir süre sonra sol kanattaki ısı sensörünün aşırı sıcaklık verileri yolladığı yer kontrol merkezi tarafından tespit edildi. Ancak bu bilgi mekiğe söylenmedi. Bu esnada mekiğin hızı mach 24.5′tü (yaklaşık 30.000 km/h). Saat 8:52′de üsse 500 km uzaklıktayken kaliforniya üstünde yerden 70 km yukarıda sol kanat ısı sensörü 1450′lik bir sıcaklık gösterdi. Bu esnada hızı yaklaşık 26.950 km/h idi. Olaydan sonra yapılan analizlerde, o anlarda tesadüfen çekim yapan amatör gözlemciler mekiğin gittiği güzergahta parçaların ışıl ışıl ayrıldığını söylüyorlardı.

Saat 8:55′te 25.000 km/h’da 69.3 km yükseklikte nevada hava sahası üstünde sol kanat sensörleri 1650 derece sıcaklık gösteriyordu.

Saat 8:59′ta yer kontrol merkezi, mekiğin sol iniş takımının lastik basınç değerlerinin artık okunamadığını açıkladı. Yani sol kanadın parçalanan panellerinden içeri giren aşırı sıcaklık dalgası mekiğin sol kanadının içine girerek iniş tekerleklerini mahvetmiş. Bu bilgiden kısa süre sonra Rick Husband’ın sesi kısa bir süre duyuldu ve sonra mekik ile iletişim kesildi… Mekiğin bundan sonra parçalandığı sanılıyor.”

Karbon fiber blokların üretim süreci ile ilgili şu bağlantıda detaylı bilgiler yer alıyor; Reinforced Carbon-Carbon. Teknik açıdan çok zor olmasa da maddi açıdan yapımı çok zormuş. Isı kalkanı olarak kullanılan karbon fiber bloklarından birinini üretimi 100.000 $’ın üzerinde. (Mekiğin toplam maliyeti 2.2 Milyar Dolar)

İsrail’li ilk astronotu bu uçuşla uzaya götüren Columbia’nın parçalarının Amerika’da Palestine (Filistin) adlı bir bölgeye düşmesi de bu olayın ilginç yönlerinden biri olmuştu.

“Bir felaketin anatomisi; Columbia STS 107” için 5 Yorum yapılmış.


  1. 1 Mehmet RB

    Florida’daki Cape Canaveral uzay ussunu gezdigimizde, bu RCC bloklari anlatmislar, ve colombia’dan da bahsetmislerdi. RCC nin teknik ozelliklerini okumak incelemek vs elbette ki “ne malzeme yapmislar” dedirtiyor. orada bunu bir de canli olarak gormek mumkun. bir yuzu kalinca bir katman olarak siyaha boyanmis ytong parcasi dusunun, blogun goruntusu aynen boyle… ve kalinligi tahminen 15 cm nin altindadir. anlatan kisi once eline argon kaynagi benzeri alev cikartan bir cihaz ve bir celik cucuk aldi. celik cubugu maşa ile, maşayi da kalin bir eldiven ile tuttu ve celik cubugu o cihazdan cikan alev ile isitti. celik cubuk once kizardi, iyice kor oldu ve sonra erime safhasina gelip 1-2 dk icinde yamulmaya basladi. sonrasinda ayni aleve bahsi gecen RCC blogu maruz birakti. ama topu topu en fazla 15 cm kalinligi olan blogun siyah tarafindan bu alevi uygularken, diger taraftan ciplak el ile tutuyordu. siyah kisim kizardi, korlasti ama diger taraftan hala ciplak el ile tutuyordu.

    uzay mekiginin burnu, komple alt tarafi, kanatlarin hucum kenarlari ile dikey sabitleyicinin hucum kenari ve arkada atesleme bolumu siyah gorunur ya, iste bu siyah gorunen kisimlar tamamen RCC ile kaplanmis vaziyette. kalkistaki asiri yuksek isi ve donuste atmosfere giriste olusan asiri yuksek isidan korunmak sebebiyle… bunun kolombiya ile ilgili kismi zaten yazida ayrintili anlatilmis…

    bu bloklarin tanesinin 100bin dolarin uzerinde maliyete sahip oldugunu soyledikten sonra disaridaki mekiklere daha degisik bakmistik:)

    su linkte colombiada olenler dahil, amerikanin uzay calismalarinda hayatini kaybedenler icin cape canaveral icindeki hatira tabelasinin resmi var:
    http://www.microchip.web.tr/DSC00235.jpg

    su linkte de uzay mekiginin alt kismi var, bir de ben:
    http://www.microchip.web.tr/DSC00234.jpg
    seramik gibi kare kare doseli olan, RCC bloklar, siritan ise ben…
    [elimde ilk defa bir kac milyar dolarlik bir esya tutunca, ister istemez oyle bir siritis olmus:) ]

  2. 2 EAN

    Hocam fotoğraf harika :)

    Cameron Diaz ile mi yoksa Atlantis uzay mekiği ile mi yanyana fotoğraf çektirmek istersin deseler cevabım belli, dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz :)

    Benim bu konuda boş durdukça düşündüğüm ve fiziksel açıdan neden uğraşılmıyor dediğim konu; atmosfere giriş sırasında ulaşılan çok yüksek hızların neden düşürülmeye çalışılmadığı..

    Friction ve Drag ifadelerinden bu hız düşürülünce sürtünme kuvvetinin ve buradan da RCC’de sönümlendirilen enerjinin düşeceği görülüyor. Peki neden bu hızı düşürmek için bir çaba sarfedilmiyor da bu enerji mekik üstünde sönümlendirilmeye çalışıyor? Ya da aslında bu 30.000 km/saat’lik hız olabildiğince düşürülmüş hız mı?

    Bir ara bu konuyu daha detaylı araştırmayı planlıyorum.

  3. 3 EAN

    Mehmet Hocam,

    Size yanıt yazdıktan sonra aklım sürtünme kuvveti ve astrodinamik sürtünme denklemine takıldı.

    II. ifadenin temeli viskoz sürtünme denklemi olduğundan f = -b.v’den v’nin olaya etkisi açıkça belli.

    Ama ilk ifadede, sürtünme denklemine göre u sürtünme katsayısı ve N tepki kuvveti önemli (Fs = u.N). N tepki kuvvetini de hız etkilemekte (2. denklemden). Fakat bu tamamen x’e bağlı. (x = v.t olduğundan v düştükçe t’nin artması gerekiyor x sabit olduğundan…)

    Bu durumda 1. denkleme göre x sabit olduğu sürece orada harcanan enerji sabitmiş gibi anlamsız bir sonuçla karşılaşıyorum. Bir yerlerde hata yaptığım kesin ama çözemedim. Sanırım ilk ifade burada geçerli değil, sadece 2. denkleme göre çalışmak gerekiyor. Yani herhalde öyledir kesinlikle.. :)

  4. 4 Mehmet RB

    “Yani herhalde öyledir kesinlikle.. ”
    bu ifade sanki biraz kafanin karistigini gosteriyor gibi :)
    kafa karistiran seylere ben hic girmeyeyim su aralar, su tezimi teslim edene kadar baska seylerle kafa karistirmamam gerek…

    bu arada aslinda en sanslilardan birisi degilim, cunklu benim cape canaveral’da oldugum gun, aslinda discovery uzay mekiginin firlatilmasi gerekiyordu ve plana gore biz o kalkisi canli izleyecektik. ancak hava muhalefeti dolayisiyla o kalkisi goremedik, sadece ussun turistik kismini gezip, bir kac 3D film izleme ve bir kac resim cektirme sansi yakalayabildik. o kalkisi canli gormek eminim ki cok guzel olurdu…

    bu arada benim resim cektirdigim Atlantis degildi, onu sana biraktim :) benim resim cektirdigimin ismini sen sevmezsin, ismi firefox olsa daha hosuna gider :P
    benimkinin ismi surada yaziyor:
    http://www.microchip.web.tr/DSC00196.jpg

    su resimde de mekik uzerindeki RCC bloklar yakindan gorunuyor:
    http://www.microchip.web.tr/DSC00177.jpg

    bu arada Cameron Diaz eksik kalir mi, onunla da resim cektirdim elbette:D :
    http://www.microchip.web.tr/DSC00224.jpg

    bu arada kusura bakma, senin blogunda 5 tane resim yayinlamis oldum bunlarla birlikte. ancak bu seyahatimi anlattigim cok kimse -birkac istisna haricinde neredeyse herkes-, Universal film studyolari, disneyland, seaworld ve kennedy space center arasinda neden kennedy’yi tercih ettigimi anlayamadi. oysa sen ben henuz anlatmadigim halde neler hissettigimi anladigin icin gaza geldim, kendimi tutamadim, bir kac resim daha ekleyiverdim. kusurumuz affola…

  5. 5 EAN

    Hocam ne kusuru, fotoğraflar süper :)

    Özellikle RCC’lerin yakın çekim görüntüsü OpenCortex’teki ‘informative shot’ sınıfına girecek cinsten olmuş.

    İnşallah Firefox’u yapmak da Türk Uzay Ajansına nasip olur. :)

    Bu arada yukarıdaki olayı da çözdüm sanırım. Ben v ile x arasında bir bağıntı kurmaya çalışıyormuşum, bu gereksiz ve bir yere götürmüyor. II. denklemdeki sonuç N’ye etki ediyor anladığım kadarıyla.

Yorum yapın