EAN için Yazar Arşivi

Ben yolumu kaybettiğimde

Yolunu kaybettiğinde

“Ben yolumu kaybettiğimde, bir çocuğun gözlerine bakarım. Çünkü bir çocuğun yetişkinlere öğretebileceği 3 şey vardır;  nedensiz mutlu olmaları, her zaman kendilerini meşgul edecek bir iş bulabilmeleri  ve elde etmek istediklerini var gücüyle dayatmaları.”

Paula Coelho

300 milyon yıllık cıvata

Cıvata1998 yılının Temmuz ayında Rus araştırmacılar çok ilginç bir buluş yapmışlardı. Rusya’nın Kalujsk bölgesinde yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında 300 milyon yıl önceye ait bir cıvata bulunmuştu.

Keşfi yapan Rus arkeolog Dmitriya Kurkova:

“Çakmak taşı diye bilinen taşı bulduğumda çok eski olduğunu anladım. Fırçayla üstünü temizleyince bir yüzünde doğal olmayan bir çıkıntı fark ettim. Dikkatli bakınca cıvatayı gördüm. Hemen araştırmaya başladık. Yapılan testler bunun akılalmaz bir keşif olduğunu gösteriyor.”

İçinde cıvata bulunan silisyum taş hızla Rusya’nın bütün büyük bilim akademilerini gezdi. Yapılan analizler, cıvatanın metal özelliğini kaybettiği, çeperini çevreleyen moleküllerin, demir moleküllerinin yerini aldığı ve, asıl önemlisi, cıvatanın ‘‘dinozorlarla neredeyse yaşıt olduğu’’ resmen kabul edildi.

O zaman oldukça yankılanan bu olay sonradan unutulup gitti. İnsanoğlunun tarihi yeniden gözden geçirmesine neden olabilecek ciddiyette bu keşfe Rus bilim adamları 4 neden öngörmüştü;

1. Cıvata’nın UFO’lardan düşmüş olması ihtimali

2. Uzay çöplüğünden meteorla birlikte düşmüş olması ihtimali

3. Hz. Nuh’tan önce yüksek teknolojiye sahip bir dünya uygarlığı vardı

4. Gelecekten geldi; Torunlarımızın torunları zamanda yolculuk yapabilecek teknolojiyi geliştirdiler. Ve günümüzden 300 milyon yıl öncesine yaptıkları bir seyahatte bu küçük cıvatayı düşürdüler. Yani, cıvatayı 300 milyon yıl öncesine gelecek nesillerimiz götürdü.

Üçüncü ihtimal başka arkeolojik kalıntılar olmadığı için devre dışı bırakıldı. Uzayın her hangi bir yerinde yaşamış bir uygarlığa ait uzay çöplüğünden gelme ihtimali de atmosfere giriş sırasında sürtünme nedeniyle yok olacağı için kabul gören bir düşünce değildi.

Geriye 1 ve 4 nolu olasılıklar kalıyordu.

Bence 1 = 4′tür ve kaynak gerçekten de bu. Ama bu konuda çeşitli kanıtlar olsa da hiç bir zaman kontrollü deneyler yapılamayacağı için bilimsel olarak o zaman gelene dek bu çalışmaların sonuçları hep bir asılsız tez ya da deli saçması olarak nitelendirilmeye devam edilecek.

O yüzden bu tür keşiflerin üzerine çok fazla gidilmiyor.

Bu verileri toplu olarak değerlendirirken, Kehf 60-82 arasında anlatılan Hz. Hızır ile Hz. Musa tarafından yapılan yolculuk, yine aynı surede adı geçen Zülkarneyn’in anlatıldığı kitabın (İskender Türe, 2000) bazı satırları aklıma geliyor ve dağınık görünen bu puzzle kafamda daha iyi bir şekilde yerine oturuyor.

Kötü İnsanları Tanıma Senesi

SagopaNefret etmekle çok sevmek arasında var olduğuna inandığım ince çizgi eski zamanların birinde, sevdiğim ve bana fiziği sevdiren bir teorisyenin sayı doğrusu ile ilgili söylediklerini hatırlatır hep bana. O sayıların lineer bir düzlem üzerinde gittiğini kabul etmezdi. Ona göre sayıların bir ağırlığı vardı ve -sonsuz ile +sonsuz bir bilinmezlikte buluşurdu.

Bu garip tezi tekrar aklıma getiren Sagopa Kajmer oldu. Bu arkadaş rap müziğe olan bakışımı alt üst etti. Nefret ettiğimi sandığım bir şeyden ne kadar çok hoşlandığımı farkettim.

Sana bir hikaye anlatayım ister misin?

Sagopa Kajmer’in yeni albümü Kötü İnsanları Tanıma Senesi‘ni bir an önce edinmenizi tavsiye ediyorum. Gölge Haramileri, Beyaban ve Yakın ve Uzak favorilerim..

Buradan yıllardır bana zorla Sagopa dinletmeye çalışan sevgili kardeşim Ezgi, sevgili kuzenim Emre ve gölge haramilerine bir selam!

Neden derse girmedin?

Çünkü benim hiçbir zaman aşağıdaki gibi bir hocam olmadı :D (Durun şimdi hakkını yemeyeyim bir tane süper hocam olmuştu, rezonans frekansını alaturka gitar ile anlatan çok değerli bir hocam..)

Professor Walter Lewin

 

Professor Walter Lewin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

Bay Lewin bu derste sarkacın periyodunu anlatıyormuş. Lewin tarafından verilen tüm dersleri buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Ben de şu an “Kepler’s Laws - Elliptical Orbits - Satellites - Change of Orbits - Ham Sandwich” içerikli 22. dersi takip ediyorum ve merakla “Ham Sandwich” kısmını bekliyorum.. :)

İnsanlığın Sesi

Dishİnsanlığın gelişimi ile iletişim birbirlerinin neden ve sonuçlarıdır. İnsanoğlu, çoğaldıktan ve araya mesafeler girdikten sonra varlığını sürdürme özgörevinin en önemli halkası olan iletişimi gerçekleştirebilmek için çeşitli gereçlere ihtiyaç duymuştur.

Eski devirlerden günümüze dumanla ve ateşle başlayan bu yolculuk, o zamanlarda öngörülemeyecek ilerlemeler kat etmiş ve bugün insanlık, evrenin derinliklerine elektromagnetik dalgalar ile varlığını bildirir hale gelmiştir.

Belki duymuş olduğunuz bir teze göre bu elektromagnetik dalgalar gibi konuşmalarımız da kaybolmuyor ve bir yerlerde bekliyormuş. Araştırdığım kadarıyla bilimsel bir geriplanı olmayan bu iddiayı uykuya dalmadan önce aklıma getiren ise SAITEM’in yeni sitesi için ses efekti ararken bulmuş olduğum cosmic_debris.wav adlı dosya oldu.

Geçtiğimiz sene bu zamanlar analog tv yayınlarındaki ve radyolardaki “gürültü”ye dikkatinizi çekmeye çalışmıştım.

Bu yazıdan bir sene sonra dikkatinizi bu kez sürecin değil sonucun sesine, yani insanlığın uzaya televizyon, radyo ve veri sinyallerinin aktarımı için yaymış olduğu dalgaların iyonosfer tabakasında insan kulağının duyacağı formuna çekeceğim..

İyonosferde duyulan sesi dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Bu melodinin üzerine yazacak pek birşey bulamıyorum açıkçası, oldukça etkileyici.

Toyota’dan Dersler; İç Tasarım 101!

Çocukluğumdan bu yana sürmekte olan Toyota sevgim hiç bir zaman bitmeyecek sanırım. Toyota’nın şehir içinde devrim yapmaya hazırlanan IQ modeli de bunu kanıtlar nitelikte bir iç tasarıma sahip.

Tasarım açısından Toyota’nın en büyük hatası 90′lı yılların sonunda keskin hatları bırakıp oval hatlar ve yuvarlak çizgilere geçişi oldu sanıyorum. Frankfurt fuarındaki konsept araçlara baktığımda Toyota’nın tekrar eski çizgisini yakalamaya başladığını rahatlıkla söyleyebilirim..

IQ’nun dış tasarımında önemli bütünlük hataları olduğunu düşünsem de aracın iç tasarımı bu hataları görmezden gelmeme yetecek nitelikte kusursuz olmuş.

Toyota IQ 1

Toyota IQ’nun arka koltuktan görünüşü..
2 yetişkin ve 1 çocuğu taşıyabilecek aracın sadece 1000 cc’lik bir motoru var.

Toyota IQ Ekran

Bu da aracımızın menüsü oluyor :)

Siz siz olun yolda giderken cep telefonu gibi kurcalamaya çalışmayın ;)

Toyota IQ 2

Koltuklara ve renk uyumuna özellikle dikkatinizi çekerim.

Şuradaki fotoğrafta daha geniş açıdan aracın iç tasarımını görmek mümkün. Direksiyona dikkatli bakın çünkü önümüzdeki bir kaç sene içinde tüm markaların direksiyonlarını benzer hale getireceğini göreceksiniz. :)

Neredeydin?

Doc

Çoook önemli bir deney için yayına bir süreliğine yerel sunucumda (127.0.0.1) devam ettim.

Sonra birden elektrikler kesildi. Neyse ki rüzgar enerjisinden ve fotovoltaik etkiden insanlığın haberi vardı.. Ama bu durum, daha iyi bir site tasarlayacak zaman bulmamı zorlaştırdı garip bir şekilde.

Düşündüm de.. Bazen ara vermek gerekiyor bir de. Sonra da halen hayatta isek, geri dönmek. Değilsek bir süre sonra zaten sunucu 404 hatası vermeye başlayacaktır. Yani sorun yok. Ama bunu anlayacak ve diğer ihtimalleri öğrenebilecek bir yapay zeka yazılımı geliştirmeyi düşünmüyor da değilim.

Daha fazla cıvımadan konunun özüne dönecek olursak,

Uyan Mogadishu, eve geri döndüm! ;)

SAHIMO X3

Şok şok şok, flaş flaş flaş.. Sakarya Üniversitesi’nin yeni nesil hidrojen arabası SAHIMO X3′ün üretim aşamasından bir fotoğraf ele geçirmiş bulunmaktayım..

Çok sıkı bir şekilde korunan üretim tesisine 2 ajan gönderip bu fotoğrafa ulaştım :)

Yorum yapamıyorum, tek diyeceğim şu; harikasınız çocuklar!

SAHIMO X3

MEGEP; yeni yaklaşım!

MEGEP projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı mesleki ve teknik güncel dökümanları erişime açmış.

http://www.megep.meb.gov.tr/indextr.html

Öğrenmek istediğiniz konuda az ve öz bilgi edinebileceğiniz harika bir kaynak.

Bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletirken iş gücünü arttırmak amacıyla atılan bu adımın yalnız bu misyona hizmet etmediğini aynı zamanda adsense yüzünden çöplüğe dönüşmekte olan Türkçe internet içeriğini kurtarmanın yolunun da bu tür çalışmalardan geçtiğini hatırlatmakta yarar görüyorum.

En sıradışı köprü tasarımlarım

Hepimiz biliyoruz ki insanlar Pontifex’i oynamış olanlar ve oynamamış olanlar olarak ikiye ayrılır.

Pontifex’te size verilen bütçe ile istenen şartlarda bir köprüyü tasarlamanız isteniyor. Köprü tamamlandıktan sonra üzerinden tren ya da araba geçirilerek test ediliyor. Bu nedenle test butonuna basmadan önce araçlardaki masum insanları düşünün ve köprünün stres analizlerini iyice gözden geçirin. Köprü tamamlandıktan sonra stres durumuna göre ekleme ya da çıkarmalar yapmanız gerekebilir.

Aşağıda benim Medium görev seviyesindeki iki sıradışı köprü tasarımım görünüyor. :)

Köprü 1

 

Köprü 1

 

Köprü 1 Test

 

Bu tasarımda köprünün orta noktası 2 metre yukarı çıkıp iniyor ve tren bir arazi aracına dönüşüyor.

 

Ana hat bloğu olmadan

Bu şekilde ise verilen ana hat noktasını (inşaatçılar buna “baba” diyor) kullanmadan yapmış olduğum süper bir tasarım var :D

Siz de Pontifex manyağı iseniz sıradışı tasarımlarınızı buraya yollayın yarışalım. ;)

Yaşamayı bilmek

İnsanların çoğu sevmekten korkuyor,
kaybetmekten korktuğu için.

Düşünmekten korkuyor,
sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor,
eleştirilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor,
gençliğin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor,
dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor,
aslında yaşamayı bilmediği için

Shakespeare

İçerik hırsızlığı ve Adsense

Buraya eklemiş olduğum yazıların çalınarak başka sitelerde, başkalarının yazıları gibi yayınlanması beni buraya yeni içerik eklemekten soğuttu.

İşe yarar birşey olsa neyse, oyunlarla ilgili yaptığım yorumları bile bir kaç gün sonra sözüm ona ‘forum’larda başka bloglarda cümlelerimin altında başkalarının imzasıyla okuyorum.

Bu öküzlüğün adsense gelirlerinden başka bir açıklaması yok bana göre. Türkçe interneti seviyesiz bir bilgi çöplüğü haline getiren copy/paste adamcıklarının saptanması ve cezalandırılması gerektiğine inanıyorum.

Nasıl olacak derseniz bu sorunun kaynağı Google Adsense ise çözecek olan da o. İçeriğimin çalındığını (en azından kaynak belirtilmeden yayınlandığını) saptayabilecek algoritmayı koşturmak için ne kadar işlem gücü gerekiyorsa, eminim bunun 20-30 katı hali hazırda vardır google kampüsündeki sunucularda.. (Ya sayı saymasını bilmiyorum ya da daha önce tüm interneti tarayan bir algoritma geliştirmedim :D )

Buradan yetkililere sesleniyorum.. Eğer böyle devam ederse Google’ı heklemek zorunda kalacam o olacak. (Ansugo ve Durant’tan yardım isteyerek tabii ki..) ;)

Böylece arama yapmak dışında, internet tarayıcısının adres satırı yerine google arama kutusunu kullanarak internette gezen insan sayısında da bir azalma olur.