Bu ifade görev yaptığım meydanda “iniş için durum iyi sayılır” anlamına gelmekte. Umarım buraya yazmayalı blog sayfamın takipçileri de iyidir.
Ankara’da askeri bir havaalanında “kule operatörü” olarak askerlik görevimi sürdürüyorum. Görev genel olarak biraz rutin gelse de bazen çok eğlenceli ve heyecan verici olabiliyor. Bir çok hava aracının uçuşunu, iletişimini takip etmek ve gerektiğinde bağlantıya geçebilmek benim için burada yapabileceğim en güzel işlerden biriydi.
Piste girmiş “FOD” unsurunu (köpek ve sansarlar oluyor genelde) havadan kovalayan UH-1 helikopterler
Sakin bir acil iniş eğitiminin bir anda gerçek bir acil duruma dönüşmesine neden olan T182′ler
Kol uçuşu yapan 10′dan fazla Sikorsky ve AH-1 Cobra’nın masamın üzerindeki nesnelerin uyum içinde dans etmesine neden olması.. Kısacası sivil yaşamda pek karşılaşamayacağım gözlemler ve deneyimlerle geçiyor günlerim.
Önümüzdeki ay askerlik görevim tamamlanıyor..
Buraya dair en çok özlemle anacağım şey, gecenin bir yarısı Sikorsky S70′in transmisyon sesi ile uyanmak olacak sanıyorum. Bu ses, helikopterin içinde biraz çekilmez olsa da 100 m ötedeki ranzamda kusursuz çalışan her mühendislik ürününün sesi gibi bende Tchaikovski bestesi dinlemiş olma etkisi bırakıyor.
Bu satırları okuyan genç havacılık tutkunları olduğunu biliyorum onları kıskandırmak istemem ama yazmadan yapamayacağım; Sikorsky S70′le Ankara semalarında uçmak klişe bir ifadeyle “anlatılmaz yaşanır”
Bu yüzden bu konuda ekleyecek pek bir şey bulamıyorum.
Ne kadar rahat ve iyi geçerse geçsin askerlik mesleğinin doğasında bulunan kavramlarla benim karakterimin pek uyuşmadığını burada bir kez daha anladım. Kısacası benden profesyonel asker olmaz. Bu mesleği -zorunlu olmadıkça- para karşılığı icra edemem. (Bu da Fırat Hocamın askerlik öncesi merak ettiği konuya yanıtım olsun)
Sözlerimi sonlandırırken iznimin 20 dakikasını Playstation ile geçirmek yerine bu yazıya harcadığımı görüyo……