
10 Nisan – 25 Nisan: Sivas Kangal Burcu
5 Temmuz – 25 Temmuz: Afrika Dere Kurbağası Burcu
25 Temmuz – 2 Ağustos: Van Kedisi Burcu
15 Ekim – 1 Kasım: Turunçgil Kırmızı Örümceği Burcu
29 kasım-5 aralık: Çıngıraklı Yılan Burcu
6 aralık-10 aralık: Piton Yılanı Burcu
Yukarıdakiler son derece saçma öyle değil mi? Şu an inanılan burçlar da aynı ölçüde saçmalıktan ibarettir.
Bundan binlerce yıl önce uzayda var olan ‘derinlik’ kavramından habersiz toplumların yıldızları çeşitli hayvanlara benzeterek gelecek tahmini yapmasını o dönemin şartları ve bilinç düzeyinde normal karşılayabilirim.
Ama günümüz insanının bu saçmalıkların referansında geleceklerini şekillendirmeye çalışmaları tam anlamıyla bir cehalet örneğidir. Az önce ekşi sözlükte başlıklara göz atarken burçların değişmiş olduğunu gördüm. Almanlar başka bir hesap yapmış ve bu hesapta daha farklı burçlar çıkmış.. Zaten önceki ‘hesabın’ da bir zemini yok ki? Daha doğrusu bunun varsayımlara dayanmayan bir matematiksel geriplanı yok.
Gelin kendi kendimizi kandırmayı bırakalım artık. Bunu akla ve mantığa sığdırmak için uğraşanların söyledikleri ve yazdıkları bir ‘astronomi’ ilgilisi olarak sadece gülümsememe neden oluyor.
Astroloji ile Astronomi’nin ilgisi, Ajdar’la Türk Sanat Müziğinin birbiri ile olan ilgisinden bile daha azdır.
Milliyet’in konuyla ilgili haberi

Sivil havacılık tarihini yeniden yazan uçuş 243, hayatımda gördüğüm en ilginç olaylardan biri.. 7300 metre olan normal uçuş yüksekliğine tırmanan uçaktan seyir esnasında bir çok yüzey bloğu ardı sıra kopmaya başlıyor.
Bu olayı inanılmaz kılan sadece 1 kabin görevlisinin ölümüyle sonuçlanmış olması.
Pilotlar yoğun bir çabayla üstü kopmuş, ağır hasarlı uçağı alana indirmeyi başarıyor. Sanırım uçağın yolcuları bu olaydan sonra mucizelere inanmaya başlamışlardır.
Uçuş 243, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencileri ve mezunları için tam bir ‘case study’ niteliğinde.
http://en.wikipedia.org/wiki/Aloha_Flight_243
http://video.google.com/videoplay?docid=-3033260135965188182
Uçakların iniş ve kalkışları esnasında yapısal öğeler üzerinde çok büyük bir stres meydana gelmektedir. Bu stres zamanla perçin ve epoksi kullanılarak üretilen bağlantı noktalarını zorlar ve kopmaya, parçalanmaya zorlar. Bu nedenle uçağa belli bir ömür biçilir. Boeing 737-200 serisi uçaklar için bu 75.000 iniş / kalkış devri olarak belirlenmiştir.
Oysa 1967′de göreve başlayan Uçuş 243′teki Boeing’in iniş / kalkış devri 90000′e ulaşmak üzereydi.
Yaşanan bu olay sonrası teknik prosedürlere bu tür metal yorgunluğu sorunlarının önceden anlaşılmasını sağlayacak talimatlar eklenmiştir.
Uçağın üst kısmında oluşan yırtığın bu denli büyük olmasının nedeni ise oldukça enteresan ve yukarıda bağlantısını verdiğim videonun sonunda kendi incelemesini gerçekleştiren bir mühendis tarafından açıklanmış. Fakat bölgedeki yerel ve uluslararası havacılık güvenliği kurumları yırtılmanın bu denli büyük oluşunun nedeni ile ilgili bugüne dek resmi bir açıklama yapmamamışlar.
Çin’in sözde uzay yolculuğu ve Çin malı elektronik komponentlerin devreyi kararsız çalıştırdığı yönünde söylediklerimden dolayı bana tepki gösteren arkadaşlar oldu. En büyük gerekçeleri ise eğer Çin olmasa biz elektronik ürünleri bu kadar ucuza alamayacakmışız.
Peki aldığımız ürünlerin kullanım ömrü ne olacak?
1994′te aldığım Sony Walkmen halen çalışıyor. İçerdiği onca mekanik düzeneğe rağmen bozulduğundan dolayı bir kez içini açmamışımdır. Bozulmamasına rağmen kendi yaptığım radyo alıcısı için ‘benchmark’ amacıyla bir kez dağıtıp tekrar topladığımı hatırlıyorum halen çalışıyor.
1986′da ben 4 yaşında iken alınan Toshiba marka televizyon evden çıkmadan önce halen kusursuz çalışıyordu.
Kaç yılında alındığını bilmediğim dedemin almış olduğu Grundig marka radyo halen çalışıyor.
Hangi Çin malı elektronik ürün için bu garantiyi verebilirsiniz?
Geçenlerde Mahoni, SAITEM Lab’da çok ilginç bir fotoğraf paylaşmıştı. Bana göre Çinlilerin güne başlama sözü ‘cost down’dır. Bu uğurda da herşeyi yapacak gibi görünüyorlar.
Buyrun;
