
http://www.hidromobil.sakarya.edu.tr/

stones and flowers on the ground
we are lost and found
but love is gonna save us!
shadows walking in the crowd
we are lost and found
but love is gonna save us!

http://www.hidromobil.sakarya.edu.tr/

stones and flowers on the ground
we are lost and found
but love is gonna save us!
shadows walking in the crowd
we are lost and found
but love is gonna save us!

Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu üyeleri Shell Eco Marathon yarışı için Fransa’da bulunuyorlar ve yarış şu an devam ediyor. Kendilerine başarılı bir yarış dilemekle birlikte asıl şampiyonluğun bu güzellikte ve bu performansta bir aracı ortaya çıkarabilmek olduğunu da hatırlatmak isterim.
Sonuç ne olursa olsun onlar hep şampiyon.
SAITEM benim için ekip ruhunu, gerçek dostluğu, ortak bir hedefe yürümeyi öğreten bir okul oldu. Gerek ekip içinde gerekse görünüşte mücadele gerçekte ise ortak bir hedefe yürüme misyonunda olan ekipler arasındaki iletişim ve paylaşım üst düzeydeydi.
Şimdi bu ekip ruhunun ve ortak bilincin ulaştığı seviyeyi görünce bir zamanlar bu ekipte görev yapmış olmanın verdiği gururu yaşıyorum. SAITEM orada İTÜ ve Çukurova Üniversitesi takımları ile birlikte kendi klasmanında Türkiye’yi temsil etme görevini en iyi şekilde yapıyor.
Geçen gün İsmail ARI’nın günlüğünde Mark Twain’in harika bir sözünü okudum;
“Hayallerinizi kovmayınız. Çünkü onlar gittiler mi, belki siz kalırsınız ama artık yaşamıyorsunuz demektir.”
— Mark Twain
Hayallerini kovmayan ve gerçeğe çevirebilen herkese selam olsun!
ISK Sodex fuarında görev yaparken tanıştığım tatlı bir arkadaşın tavsiyesi üzerine geçtiğimiz hafta Iron Man adlı filme gittim. Kendisi bu filmi tavsiye ederken savunma teknolojileri ile ilgileniyorsan bu film tam sana göre demişti.
Filmin hemen başındaki sahnede Spark Industries ayarını aldıktan sonra savunma teknolojileri ilgilileri için ders niteliğinde bir film bekledim. Ama eve dönünce kendimi CAD programlarının başında buldum.

Her ne kadar saniyede 1 gigawatt’lık enerjiyi (olsa da yesek..) 2,5 mm’lik kablodan geçirerek gülümsememize neden olmuşsa da, bay Tony Stark’ın CAD / CAE süreçlerini neredeyse hayalden direkt olarak gerçeğe çevirdiği sahneler beni oldukça etkiledi. Ayrıca birinin bay Stark’a kompozit malzemeler hakkında bilgi vermesi gerekiyor.
Neyse bu teknik eleştirileri bir yana bırakacak olursak, bilim kurgu ve savunma teknolojileri ile ilgileniyorsanız hoş vakit geçirebileceğiniz bir film..
Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu tarafından 2007-2008 çalışma döneminde hayata geçirilen ve Fransa’da ülkemizi temsil edecek olan yeni nesil hidrojen arabamız SAHIMO MEKANO’nun tanıtımı 5 Mayıs 2008 Pazartesi günü Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasında gerçekleştirilecek.
SAHIMO MEKANO Duvar Kağıdı (256 K)
Sadece haberleşme sistemleri konusunda az bir katkım oldu. Fakat halen Sakarya’da olup sabahlara kadar araç tasarımı üzerine dostlarımla birlikte kafa yormayı, sonra 1 hafta boyunca atölyeden çıkmamayı, Tuzla’dan kampüse dönerken bu arkadaşların yaptıklarına benzer delilikler yapmayı, hatta eve döndüğümde üzerimin polyester kokmasını bile o kadar çok isterdim ki..
Bu arada şehirdeki reklam tabelasını hack’leyip 1 hafta boyunca SAITEM reklamı yapmayı da çok isterdim tabii
SAHIMO MEKANO’nun haberleşme yeteneklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Araçta bulunan GPS modülü aracılığıyla pist üzerinde konum takibi yapılabiliyor ve sensörler yardımıyla aracın tüm önemli dinamik verileri bir bilgisayar arayüzünden izlenebiliyor ve raporlanabiliyor. Tüm RF uygulamaları ekip tarafından gerçekleştirildi.
Bununla birlikte soğutma sistemi uzaktan kontrol edilebiliyor, ya da arıza durumu oluştuğunda araç pitten yapılan müdahale ile yeniden başlatılabiliyor. (Yani araç bozulduğunda Windows gibi yeniden başlatılarak düzeltilebiliyor
)

Pazartesi günü törende teknik olarak daha ayrıntılı bir anlatım gerçekleşecek. Orada benim de kısa bir konuşmam olacak. Katılma imkanı olan herkesi Pazartesi günü saat 14:00′da Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi binasına beklerken, SAHIMO MEKANO’nun mimarları olan başta SAITEM Başkanı Barış AKYÜZ, SAHIMO MEKANO Proje Yöneticisi Resul UYGUN ve SAITEM Baş Danışmanı değerli hocamız Dr. Ahmet ÖZEL olmak üzere tüm SAITEM üyelerine bu harika araç için tebriklerimi iletmek istiyorum.
IMINT ve SIGINT sınıfı askeri casus uydular günümüz savunma teknolojilerinin en önemli halkalarını oluştururlar. Bu gücü elinde bulundurma ile dünyada söz sahibi olma arasında doğru orantılı bir durum mevcuttur.
Fakat son 2 yılda yaşanan gelişmeler öyle ilginç ki, ABD lehine durağan görünen durum artık değişiyor.
Ocak ayının başında hatırlanacağı gibi Çin kendi yapımı olan 750 kg ağırlığında ve polar yörüngede seyreden bir meteoroloji uydusunu ASAT başlıklı modifiye edilmiş bir DF-21 ile vurup tamamen kullanılmaz hale getirmişti.
ASAT uzun yıllardır geliştirilen ve üzerinde çalışılan bir başlık fakat bugün değinmek istediğim konu klasik newton mekaniği yerine einstein mekaniği ile çalışan yeni nesil anti-casus uydu silahı olan; LAZER. Hayatımızın artık her alanına giren lazer, savunma teknolojilerine ilk ciddi girişini MIRACL projesi ile yapmıştı.
MIRACL projesinde elde edilen deneyimle ABD 1997 yılında yaptığı ilk anti-uydu silahı çalışmasında 30 W çıkış gücüne sahip bir lazer izi ile yüksek enerjili ikincil kaynağı harekete geçirerek 420 km irtifada seyreden uyduyu vuracaktı. Fakat sistemde yaşanan ‘teknik aksaklıklar’ sonucu 30 W’lık iz lazeri bir anda çok güçlenmiş süreci durdurmuştu. Deneysel gözlem sonucu bu düşük güçlü bozuk yapının bile uyduyu geçici olarak körleştirmeye yettiği görülmüştü.
Fakat Çin Amerika’nın yıllar süren çalışmalarını kolay yakalamış anlaşılan… İlk olarak 2006 yılında kendi bölgesi üzerinde keşif yapan Amerikan Casus Uydularını uyguladığı lazer saldırısı ile geçici olarak devre dışı bıraktı; [1]

Çin’in yüksek enerjili anti casus uydu silahı aktif
Defense News‘te okuduğum fakat şu an yayından kaldırılmış olduğunu gördüğüm bir makaleye göre, 2006′daki bu önleme saldırısında amaç Çin’in üzerinden geçen uyduyu hareketi boyunca lazer ışını ile izlemek ve böylece uyduya ait SAR ve Optik sensörleri devre dışı bırakmakmış. Makalede, ABD uzay araçlarına karşı kaç adet önleme yapıldığı ve bunların nasıl neticelendiğinin şu an bilinmediği ya da gizli tutulduğu aktarılıyor.
Yeni geliştirilen bu lazer silahı iki ana işleve sahip; uyduyu geçici olarak körleştirme ya da tamamen devre dışı bırakma. Fakat ikinci kısım için oldukça yüksek bir darbe enerjisi gereksinimi olduğundan çalışmalar bu yönde devam etmekteymiş. *