Ağustos, 2007 için Arşiv

Enerji sektörüne yatay geçiş :)

Rüzgar TürbiniSon zamanlarda blog’a fazla içerik gönderemez oldum. Bunun nedeni tatilden döndükten sonra özel bir firmada çalışmaya başlamış olmam. Sonunda hayat beni de kendi mesai saatlerimi kendi belirlediğim bir alanın (Bkz. BT) dışına iterek ‘Mesailer Kabilesi’ne kaydetmeyi başardı. Bu kadar kısa sürede nasıl herşeyin olup bittiğini aslında ben de pek anlayamadım.

Okulu bitirdikten sonra Ege ya da Akdeniz’de çeşitli destekler alarak bazı projelerimi hayata geçireceğim bir yer kuracaktım, bunun için uygun arazileri dahi seçmiştim. Fakat şu an çalıştığım firmada destekler ve mali prosedürler üzerinde uğraşmadan sadece araştırma geliştirme ile ilgilenebileceğim. Benimle bu konuyu görüşmek için Ankara’ya yarışa gelen ve sonra telefonda uzun bir görüşmenin ardından firmamı kurmaktan beni vazgeçiren iş arkadaşım Makine Mühendisi Ozan Çakıtlı’ya bana güveninden dolayı buradan da teşekkür etmek istiyorum. Kendisi 2006 Ekiminde CNN Türk’te güneş enerjisi ile ilgili yayınlanan bir röportajımdan yola çıkarak bana ulaşmış sağolsun.

Continue reading ‘Enerji sektörüne yatay geçiş :)’

OHAL’de çocuk olmak

Güneydoğu, 90′lı yıllar

Boş kovanlardan kolye yapmak,
Omuzlarda asılı silahları sıradan karşılamak,

Ölümü ve savaşı kanıksamaktı.

OHAL’de çocuk olmak ile şu halde çocuk olmak arasında farklar vardı.

Sınıfın duvarlarına saplanmış mermileri sayarak matematiği,
Kovanların arkalarındaki yazıları okumaya çalışarak okumayı öğrenmekti.

İnsanların 6 yaşındaki bir çocuğa ismini ve yaşını dahi sormadan önce,
etnik kökenini sormasını anlam veremeden izlemek ve susmaktı.

Anaokulunun içine kimin neden bir bomba bıraktığını,
hiç bir zaman anlayamamaktı.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Akşamları dışarıda uyumaya çalışırken,
Kayan yıldızları değil, izli mermileri saymaktı.

Havada ıslıklarla uçuşan kırmızı yün yumaklarının,
rüyaların bir parçası değil,
Çarptığı yere ölüm getirecek olan RPG 7 olduğunu,
ancak büyüyünce anlamaktı.

Gece çatışma devam ederken mum ışığında,
mutfağın en güvenli köşesinde yere yatmaktı.

Yerin içine girmeye çalışmaktı, sesler yaklaştıkça…

Gecenin bir yarısı evin sokağında askerler ve teröristler çatışırken,
Halen eve gelmemiş olan dayı için gözyaşı içinde dua etmekti.

OHAL’de çocuk olmak, şu halde çocuk olmak gibi değildi.

Top oynarken bir kaç metre ötedeki kahvehanenin havaya uçuşunu izlemek,
ve oradan sağ çıkan silahlı insanların sağa sola rastgele ateş edişine tanık olmaktı..

Yaşıtlar henüz ölümün ne olduğundan habersizken,
gözünün önünde kaç insanın son nefesini verdiğini hatırlayamamaktı.

Öğretmenin gözlerin önünde vurulup düşüşünü izlemek, ama ağlayamamak,
hiç bir şey hissedememek, susmak, sonra korkmak ve anlam vermeye çalışmak…

OHAL’de çocuk olmak, hayata yenik başlamaktı.

Ersin Arslan, Nisan 2007

Bir yelkenli tekne ile ilk gezim

Her ne kadar geçen sene bir daha uzunca bir süre Marmaris’e ayak basmayacağımı (SATEK’i yaparken başımıza gelen olaylardan dolayı :) ) söylemiş olsam da dayanamayıp bu sene tatil amacıyla yine oraya gittim. Çok alıştım artık.. Belki emekliliğimde oraya yerleşip resim filan yapabilirim, bilmiyorum. Ehem, bu hassas günlerde bu konuya girmesek iyi olacak. :)

EAN Federer

Ean Federer Inbound!

Bir kaç gün yüzme, dalış ve tenis gibi uzun süredir ilgilenemediğim aktiviteleri yapma fırsatı bulduktan sonra geçen sene güneş teknemizin yapımında bize sponsor olan Barış Deniz Motorları firmasının sahibi Nuri Bey’i aradım. Tam zamanında aramışım.. Bizlerden birine ulaşmaya çalıştığını ama ulaşamadığını söyledi telefonda. Nuri Bey ve geçen sene bize yardımcı olan Hollandalı dostumuz Hann’la birlikte bir Güneş Teknesi yapmışlar. Biz teknenin nasıl yapılacağı ile ilgili tüm teknik bilgileri kendilerine oradayken ve yıl içinde internetten görüşerek iletmiştik. Onlar da bu bilgiler ışığında dizel motoru bulunan 8-10 kişiyi konforlu bir biçimde rahatça taşıyabilecek büyüklükte bir tekneyi güneş enerjisi ile çalışır hale getirmeyi büyük oranda başarmışlardı. Tek sorun tepe güç noktası yakalayıcı cihazın uygun şekilde programlanmamasından kaynaklanan bir şarj problemi idi. Bunu kısa bir sürede hallettikten sonra, babam, Ramazan Komutanım ( Aksaz Deniz Üs Komutanlığında görevli süper denizci abim ) ve Hann ile birlikte teknenin deneme sürüşüne çıktık. Oluşturduğumuz sistem tasarımının 8-10 kişilik bir tekneyi kabul edilir bir performans ile çalıştırması gerçekten oldukça gurur verici idi.

Continue reading ‘Bir yelkenli tekne ile ilk gezim’

Türkiye GP 2007

Turkey GP 2007Sonucu önceden belli olan her yarış gibi pek zevkli geçmedi. Pole’u aldınmı birinci olursun kuralı yine işledi. Her ne kadar alınan verilen irtifadan, pistin zorluğundan, 8. virajdan her fırsatta dem vurulsa da, bence çoğu pilot için bu pist sadece bir sahil gezintisi.

Enerjik ve keyifli bir yarış çıkmıyor bir türlü, nerede Kanada, nerede Monza hatta nerede Monaco bile. Tamam, sonuncusu şakaydı.. :)

Son yıllarda izlediğim en sıkıcı yarış olması nedeniyle hakkında yapacak pek yorumum yok.

Öyle ki yarış boyunca birbirlerini zorladıkları için trulli ile barrichello dışında izlemeye değen birşey yoktu. Formula 1′in sportif ruhu nedense Türkiye’de hiç kendini gösteremiyor ve başta da dediğim gibi ben bunun nedenini pistin yapısı olarak görüyorum.

Dick Cheney, 1994

Yorum Yok, No Comment, Keiner Kommentar, никакой комментарий…

Osmanlı Dönemi Elektrik Makinaları Kitabı (1813)

Osmanlı Dönemi Elektrik Makinaları Kitabı

Osmanlı döneminde yazılmış bir elektrik makinaları ve tesisatı kitabı.

SU 35 vs F 22 Raptor

Amerikalı Mühendislerin reklam, Rus Mühendislerin ise iş yaptığının bir kanıtını görmek isterseniz aşağıdaki videoları mutlaka izleyin. ;)

SU-35 (Rus - Sukhoi Construction Bureau)

F-22 (Amerikan - Lockheed Martin Co.)

Rus Havacılık firması SUKHOI tarafından üretilen SU 35′in ezici hava üstünlüğünü gördükten sonra yüksek manevra kabiliyetinin tamamen elektroniğe ve elektronik karıştırmaya dayanan günümüz hava savunma teknolojilerinde artık yerinin olmadığını düşünebilirsiniz. Ama SU-35′in tek özelliği üstün manevra kabiliyeti değil..

SU-35, 400 km menzilli radarı ile 24 hedef için izleme (tracking) ve bunlardan 8′ine aynı anda ateş açabilme kabiliyetine sahip. Bu haliyle hem eski nesil hem de yeni nesil savunma tekniklerini aynı anda üst düzeyde uygulayabiliyor.

SU 27′den evrilen SU 35′te tüm aviyonik sistemler analog değil dijital olarak çalışıyor. Uçağın Lyulka tarafından üretilen yeni motorları da eskisinden çok daha verimli ve güçlü.

F1 Türkiye GP 2007 için geriye sayım başladı…

McLaren Pilotları Hamilton ve AlonsoTatilimin birinci kısmını tamamlamış, eve dönmüş ve ikinci kısmı için hazırlanırken nasıl olduysa unutmuş olduğum önemli bir ayrıntı nedeniyle bu kısmı belirsiz bir tarihe erteledim :)

Formula 1 Türkiye yarışına çok az bir zaman kaldı.

F1 Türkiye GP 2005′i sponsorum Shell‘in desteği ile pistte iyi bir yerden takip etmiştim :D 2006′da ise SATEK ile uğraşıyor olduğumdan dolayı sadece medyadan takip edebilmiştim..

Bu sene McLaren ve Ferrari arasında casusluk skandalından sonra yaşanan gerginlik, Monaco’da yaşananların açığa çıkması rekabeti hissedilir şekilde arttırdı. Bunun dışında McLaren’dan sonra en sevdiğim takım olan BMW Sauber‘in de sezon başından beri zirveyi zorlaması yarışları geçen senelere göre çok daha zevkli hale getirdi.

Bu yarışı izlemek bir kaç hafta tatile eşdeğer bence :)

Bu arada, yarışla ilgili son gelişmeleri araştırırken aşağıdaki bağlantıya rastladım;

F1 pilotları All Star takımı ile karşılaşacak

Bu hayır amaçlı yapılacak bir futbol maçı imiş ve Ali Sami Yen stadında yapılacakmış. Bu maçın en önemli özelliği ise, 1994′te Imola’daki yarışta aramızdan ayrılan Ayrton Senna ve 2005′te ölen Monaco Prensinin de sahada olmaları ( Haberde öyle yazıyor :D )

‘Echo Alpha November 82, going into holding pattern’

Ocak 2005′ten bu yana devam eden yoğun temponun ardından, önce Akdeniz ardından Güneydoğu tatili nedeniyle bir süreliğine buralarda olmayacağım.

Tekrar görüşene dek, hoşçakalın..

McLaren’dan süper tanıtım filmi; The Competition!

Bir müzik enstrümanı olarak Renault F1

Gerçek Mühendis :)

  • Gerçek mühendis, eğer iki çorabının rengi tutuyorsa, şık olduğunu düşünür.
  • Gerçek mühendis, eşine doğum günü hediyesi olarak tornavida seti alır.
  • Gerçek mühendisin teknik olmayan kelime haznesi 800 kelimedir.
  • Gerçek mühendis; fotoğraf makinasını, telefonunu, televizyonunu, saatini kendi tamir eder.
  • Gerçek mühendis Bugün hava 25 derece Celcius, yani 77 derece Fahrenheit veya 298 Kelvin der. Bir fani ise sadece “Bugün hava güzel” diyebilir.
  • Gerçek mühendis, kim olduğunu unutmamak için yaka kartı takar. Bazen bu kartın üzerinde “Benim bir otomobilim var” da yazabilir.
  • Gerçek mühendisin politikayla ilgisi, kendi adının yazılı olduğu bir park alanı bulup pencereli bir ofise yerleşinceye kadardır.
  • Gerçek mühendis, bilgisayarının örtüsünü kaldırmayı bilir ve bunu yaparken asla korkmaz.
  • Gerçek mühendisin çantasında bir tornavida seti, bir kuantum Fiziği kitabı ve çeyrek ekmek arası peynir bulunur.
  • Gerçek mühendis, bu sıraladıklarımızı komik bulmaz.

Yazı için SAİTEM üyesi arkadaşım Hüsnü ALKAN’a teşekkürler :)