Temmuz, 2007 için Arşiv

SAGUAR X6 Formula G 2007 Türkiye 3.’sü

Yaklaşık 1 haftadır, TÜBİTAK tarafından düzenlenen Formula G ve Hidromobil yarışlarına katılmak için Ankara’da bulunmaktaydık.Şurada belirttiğim gibi Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu olarak SAGUAR X6 ve SAHİMO adlı araçlarımızla her iki yarışa da katıldık. SAGUAR X6′nın yarı final yarışı oldukça ilginç geçti. Yaşadığımız teknik aksaklıklar dışında pistte bulunan ve nereden geldiği belli olmayan! bir çivi araca hareketi veren blok üzerindeki tekeri patlattı. Bu yaklaşık 12 dakika kaybetmemize neden oldu ve yarı final yarışını bu nedenle 4. olarak bitirdik.

Yarı final birinciliğimizi engelleyen çivi

Yarı final birinciliğimizi elimizden alan çivi

29 Temmuz 2007 Pazar günü gerçekleşen Final yarışı ise oldukça zorlu ve bir o kadar da zevkliydi. İlk 22 tur boyunca SAGUAR X6 ile liderliği kimseye kaptırmadık. Fakat son turlarda araç ağırlığı ve enerji optimizasyon hataları nedeniyle geriye düşmeye başladık. Bizden yaklaşık 100 kg daha hafif olan kardeş takım İTÜ’nün ARIBA’ları (Araba değil Arıba :) ) 1. ve 2.’liğe yerleşti. Sakarya Üniversitesi olarak SAGUAR X6 ile 3.’lüğü elde ederek, bu sene de onlarca üniversite ve araba arasında dereceye girmeyi başardık ve üniversitemizi en iyi şekilde temsil ettik.

Kupa Töreni

Şirin’in boyu biraz kısa olduğu için 2. benmişim gibi görünüyor, boy avantajı :D

ARIBA ve SAGUAR

Şirin, Fatih, Ersin

Ben ve Kupamız

Ben ve Kupamız

Dün mesai saati bitimi ile birlikte benim de SAİTEM’deki görevim sona erdi :D Her ne kadar Barış bunun için dilekçe yazmamı ve bu emeklilik dilekçesinin kendisi tarafından onaylanması gerektiğini söylese de 2003′ten bu yana sürdürdüğüm zor, öğretici ama aynı zamanda oldukça eğlenceli olan bu macerayı hayatımın en büyük hedeflerinden birini gerçekleştirmek için burada noktalamak durumundayım.

Artık yerimize gelen kardeşlerimizin hedefleri daha büyük. Önce Fransa, sonra Avustralya’daki yarışlarda sadece üniversitemizi değil aynı zamanda ülkemizi temsil edecekler.

SAGUAR X6

SAGUAR X6, SAkarya GÜneş ARabası, Efsane Araba, Formula G 2007 Türkiye 3.’sü

 

SAHIMO

SAHİMO, SAkarya Hİdro MObil, 6 aylık yoğun bir çabanın ürünü, ANOK Kupası 4.’sü Hidrojen Arabası

 

SAUTEK

SAUTEK, Tasarım ödülünün gönlümüzdeki gerçek sahibi, ANOK Kupası 3.’sü Güneş Arabası

Hidrocartal

HİDROCARTAL, ANOK Kupası 2.’si okulumuzun diğer Hidrojen Arabası

Ekipteki arkadaşlarımın aileleri başta olmak üzere, bizlerden maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen herkese teşekkürü bir borç bilirim.

“Bir kişinin bu tür bir çalışma yapmasını sağlayan zihin durumu, tapınan bir dindara ya da bir aşığınkine benzer; her günkü çaba, planlanmış amaçtan ya da programdan değil, doğrudan kalpten gelir.”

Albert Einstein, 1918
Principles of Research

Yurdum Polisi vs UFO

Geçtiğimiz ay Antalya’da bir grup insan havada garip bir cisim ile karşılaşıyor. Durumu da polise haber veriyorlar, polisin verdiği cevap şu;

“Havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız.”

Kaynak

Başarısız bir korkutma operasyonunun öyküsü

Sakarya Üniversitesi Kampüsünde Sabaha KarşıOperasyon Adı: Korku Yolu 1

Konum: Sakarya Üniversitesi Esentepe Kampüsü

Zaman: 02:52 (GMT), 04:52 (TSİ)

Operasyon Sorumlusu:
EAN
Operasyon Ünitesi: EAN

Hedef: 5 kişiden oluşan tek grupta, mobil haldeki SAİTEM üyeleri.

Operasyon sonucu: Başarısız

Ayrıntılar:

SAGUAR X6′nın son montajını gerçekleştirmek için Perşembe günü öğlen saatlerinde çalışmaya başlamıştık. Ertesi gün saat 04:45′e dek sıkı bir şekilde çalıştık. Kandil gecesini atölyede çalışarak geçiren güruh olarak bir nebze suçluluk hissettiğimizden olacak sanırım, arkadaşlar sabah namazını okuldaki camide kılmayı teklif etti. Açıkçası o yorgunlukla camiye kadar yürümek pek içimden gelmiyordu. Dışarıda straforlar var ve bunun için uygun, camiye kadar gitmeye gerek yok dediysem de grup bir kere harekete karar vermişti. Durdurmak ne mümkün…

“Bu saatte camide kimse yoktur”. “İnlerle cinler top oynuyordur” ve benzeri imalarla o yolu yürümekten kurtulmaya çalışsam da, korkusuz grup yürümeye başladı. :D

Sonra ben de Laboratuvarda zaten bir grup arkadaş çalışmaya devam ettiği için giden arkadaşlara katılmaya karar verdim. Ama korkmaya hazır hale gelen 5 kişilik gruba sağlam bir ayar vermenin gerekliliğine inanmaya başlamıştım.

Hemen iyi bir plan yapıp devreye soktum. Öncelikle siyah tişörtümü sadece önümü görecek biçimde başıma sardım. Yeterince korkutucu bir hal aldığıma inandığım an ABB laboratuvarı ile Fen Fakültesi arasındaki çalılıklara doğru açık arazide koşmaya başladım. Plana göre arkadaşlar arkadaki yokuşu tırmanırken ABB Lab’ın arkasındaki ışık olmayan çalılıkların arasına girip Fen Fakültesinin önündeki ışıksız yolda önlerini kesecek ve saatte 200 km hızla atölyeye dönmelerini sağlayacaktım. Hatta 100 metre zaman rekorunu kırmazlarsa başarısız sayacaktım kendimi, plana o kadar güveniyordum.

Çalılıklara kadar herşey yolundaydı. Karşıdan geldiklerini gördüm ve o yöne doğru yürümeye başlarken birden çalılıkların arasında karşımda dev bir köpek belirdi, yatıyordu :D

Ben bu sağlam planı bir köpek yüzünden yarıda bırakamazdım, oraya doğru yürüdüm, köpek ayağa kalktı. Ben ona doğru bir adım attım, o bana doğru bir adım.. Sonra beklenen oldu ve köpek beni kovalamaya başladı :D

Bunu çabuk atlattım ve hemen başka bir korkutma bölgesi tayini için arka yoldan büyük kafeteryaya doğru yol almaya başladım. Bu sefer önlerini caminin kafeteryaya doğru olan arazisinden içeri girerek cami girişindeki ışıksız yolda kesecektim. Ben uzun yolu seçtiğim için grup benden uzaklaşmıştı.

Kısa yoldan ulaşmak için zifiri karanlık araziye girdim. Artık plandan geri dönüş yoktu çünkü…

Tam camiye 300 metre kala ve grup benden 100 metre uzaktayken karşımda orta boy bir köpek, sol tarafta büyük bir köpek, sağımda onlara göre biraz daha uzakta az önce beni kovalayan köpek tam bir çemberin ortasında olduğumu ve hayvanların havlamadığını (Bkz. Havlayan köpek ısırmaz felsefesi) büyük bir sükut-u hayal içinde farkettim.

Önce çemberin dışına doğru bir kaç sakin adım sonra normal zamanda asla ulaşamayacağım bir hızla gruba doğru koşmaya başladım, 3′ü birden peşime takıldı ve inanılmaz koşuyorlar yakalamak için. Seslerden dolayı gruptaki arkadaşlar bizi farkettiler. Ama öyle sanıyorum ki ortam karanlık olduğu için beni tanıyamadılar sadece onlara doğru bir grup köpeğin geldiğini sanıyorlardı. Genç arkadaşlar hemen cami’ye doğru koşmaya başladılar. Sadece Action Man takma adlı Hüsnü arkadaşımız genç SAİTEM üyelerini köpeklerden korumak için eline taş alıp bekliyordu kendimi onun yanına zor attım. Sonra ben de yerden taş alıp arkamı döndüm köpekler durdu ve geri kaçmaya başladılar. :D

Böylece planım suya düştü. Onları saatte 200 km hıza ulaştıma niyetindeyken sanıyorum en az 1 tane 100 metre rekoru kırdım.

Nihayetinde sabah namazını kılıp farklı bir yoldan lab’a geri döndük :)

Bu başarısız operasyondan çıkardığım sonuçlar; Ava giden avlanır ve kandil gecesi namaz kılmaya giden bir grubu korkutmaya çalışma :D

Formula G 2007 ve Formula H 2007 yarışlarına davet!

Bu sene Sakarya Üniversitesi olarak 4 araçla Formula G ve Formula H yarışlarına katılacağız;

Formula G 2007′de yarışacak araçlarımız;

SAGUAR X6 ve SAUTEK

Formula H 2007′de yarışacak araçlarımız ise;

SAHİMO ve HİDROCARTAL

SAÜ, İTÜ, YTÜ ve EÜ takımları hatıra fotoğrafı - Formula G 2006

SAGUAR X6 ve SAHİMO takımlarında görev yapan biri olarak bu arabaların ne denli büyük çaba ve özveri ile üretildiğini, bunun sadece teknolojik alanda ülkemize birşeyler katabilmek için, yenilenebilir enerji kaynaklarının tanıtımı misyonuna ve bu bağlamda daha temiz bir geleceğe katkı sağlamak için, hiçbir maddi karşılık beklemeden ve tam bir gönüllülük esası ile yapıldığını çok iyi biliyorum.

Sizler de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını ülke gündemine taşıma misyonuna, bu yarışlara hak ettiği ilgiyi göstererek katkıda bulunabilirsiniz. Yarış muhtemelen TV’den canlı yayınlanacak, fakat piste gelip orada bu heyecanı yaşamanızı kesinlikle tavsiye ederim…

Bir aksilik olmazsa SAGUAR X6‘nın Yarı Final ve Final pilotluğunu ben yapacağım (tabii aracın 2. pilotu olan Hüsnü arkadaşım (also known as Action Man) sıralama turlarında arabayı parçalamış olmazsa :D ) 28 - 29 Temmuz 2007 haftasonunda tüm dostlarımı ve blog takipçilerimi Ankara Hipodrom‘a bekliyorum :) (Senior Ansugo okuyor musun?)

Kişisel olarak da şunu eklemek istiyorum; katılacağım son yarış olması biraz içimi acıtıyor. Fakat geriye dönüp baktığımda son 3 yılda çok hoş anılara sahip olduğumu fark ediyorum. Umarım Ankara’da bu güzel anılara yenilerini ekleyebilirim.

Ankara’da görüşmek üzere…

Daha güzel bir gelecek, daha temiz bir dünya kurmak için, güneşin gücü adına! ;)

Koreli bilim insanlarından süper buluş: Plastik Güneş Paneli!

Güneş enerjisinin kullanımının yaygınlaştırılması ve bu sayede dünyanın fosil yakıtlardan bir an önce kurtulması için dünyanın her tarafında çeşitli araştırmalar yapılıyor.

Plastik güneş paneli

Kore’deki Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsünde çalışmakta olan araştırmacılar yeni bir güneş hücresi teknolojisi keşfettiler.

13 Temmuz 2007‘de duyurulan yeni teknolojinin endüstriye en önemli katkısı, maliyetin mevcut üretim teknolojilerine göre neredeyse 20 kat daha düşük olması.

Halen kullanılmakta olan ve 4 ayrı sınıftan en ucuzu olan çok kristalli, silisyum bazlı güneş hücreleri 2.5 $ / Watt’lık bir üretim maliyetine sahipler.

Bu da, yenilenebilir enerji arayışında güneş enerjisi tercihinin önüne çıkan en büyük engel.

Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü çatısı altında, Lee Kwang-hee önderliğinde çalışan Koreli bilim adamları şu an için %6,5 verimde çalışabilen hücrelerin plastik bazlı olduğunu ve watt başına maliyeti de 10 cent’e (0.1$) düşürdüğünü belirtmişler.

2012′de ticari olarak kullanıma çıkarılması ön görülen yeni nesil hücrelerin veriminin o zamana dek %15′e çıkarılması planlanıyor.

Buluşun önemine vurgu yapmak için şu örneği vermek istiyorum güneş arabamız SAGUAR‘ın üstünü bu teknolojiyi kullanarak kaplarsak üretim maliyeti sadece 80 $ oluyor!

Kısaca şöyle söylemek gerek; eskiden pahalı ama gururlu bir güneş arabası vardı, sanırım yakında kapınızın önünde bir tane olacak ondan :D

Cep telefonunun bedene etkilerini azaltmak için

Nokia Aston MartinWHO (Dünya sağlık örgütü)’nun mobil iletişim için yayınlamış olduğu raporda cep telefonu kullanımı hakkında bazı önerilerine rastladım:

  • Telefonunuz çaldığı zaman, telefon elinizdeyken açma tuşuna basın, kulağınıza götürmeden 2 saniye bekleyin, ardından konuşmaya başlayın.
  • Karşı tarafı ararken telefon kulağınıza yakın olmasın, mümkünse hands free kullanarak arama yapın, karşı taraf telefonu açtıktan sonra kulağınıza götürün.
  • Konuşmayı mümkün olduğunca kısa tutun.

WHO raporuna göre, bir insan 24 saat boyunca 45 V/m‘lik elektrik alana maruz kaldığında bedende 1 C derecelik sıcaklık artışı gerçekleşiyor. Bu durum bünyeye göre ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor.

Cep telefonunun ilk iki durumda 2.2 cm uzağa yaptığı etki tam 400 V/m.

Günlük hayatımız için artık bir vazgeçilmez olan cep telefonlarını kullanırken WHO tarafından yapılan tavsiyelere önem vermek ve yeni cep telefonu alırken sağlığa etkilerini de dikkate almak ileride ‘başımızın ağrımaması’ için alınacak önlemlerin başında geliyor.

Bir felaketin anatomisi; Columbia STS 107

Columbia STS 1074 sene önce uydu anten ayarı yapmak için eski evimizin üstüne çıkardığım analog alıcı ve televizyon ile 3-4 saat uğraşmış, sonunda uygun açıyı bulup BBC’nin analog yayınını yakalamayı başarmıştım.

Yakaladığım görüntüde uçan bir cisim yanarak aşağı düşüyordu. Columbia uzay mekiğinin o gün ineceğini biliyordum ama o olduğuna inanmak istemedim. Görüntü gidip geldiği için biraz gecikse de, düşen cismin Columbia uzay mekiği olduğunu anladım.

1 Şubat 2003, unutamadığım günlerden biridir.

Geçen gün sözlükte başka bir konuda entry savaşı yaparken shirazi‘nin bu konu hakkında hoş bir teknik analizine rastladım ve bunu paylaşmak istedim;

“Uzayda sadece bilimsel araştırmalar için düşünülmüş olan sts 107 uçuşu aslında 11 ocak 2001 tarihinde yapılacaktı, ancak orijinal uçuş 18 kez ertelene ertelene kazanın olduğu uçuşun gerçekleştirildiği 16 ocak 2003′e kaydırıldı. Bu ertelemelerin nedeni yakıt sisteminde çıkan arızalardı. Columbia kazası kriz masası daha sonra bu arızaların mekiğin düşüşüyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkladı.

Kazanın nedeni, uzay mekiğini şişman tanka bağlayan bağlantıların şişman tank üstünde takıldığı yerdeki eklemdeydi. Bu eklem çok özel bir köpükten yapılıyor ve sadece çok özel uzman teknisyenlerin oraya takmasına izin veriliyor. Kalkış anında buradan kopan bir parçanın mekiğin sol kanadındaki karbon fiberden yapılma kalkanlardan birisini parçaladığı, ayrıntılı video analizleri sonucunda görüldü ve bulundu. Yani problem kalkarken olmuş. “Bağlantı yeri köpükten mi olur” denebilir. Boru değil, NASA kimbilir kaç bilimadamını kaç kere çalıştırmıştır bu tip materyalleri tasarlatmak için.

Mekik uzaydaki görevlerini tamamladıktan sonra 1 şubat 2003′te sabah 8:44′te yeryüzünden 120 km yukarıda atmosfere girdi. Bu esnada mekik pasifik okyanusu üstündeydi ve rotası ABD’nin batısından başlayarak Texas üstünden Florida’daki Cape Canaveral uzay üssüne gidiyordu. Isı sensörleri bu esnada 1400 derecelik bir sıcaklık gösteriyordu.

Bir süre sonra sol kanattaki ısı sensörünün aşırı sıcaklık verileri yolladığı yer kontrol merkezi tarafından tespit edildi. Ancak bu bilgi mekiğe söylenmedi. Bu esnada mekiğin hızı mach 24.5′tü (yaklaşık 30.000 km/h). Saat 8:52′de üsse 500 km uzaklıktayken kaliforniya üstünde yerden 70 km yukarıda sol kanat ısı sensörü 1450′lik bir sıcaklık gösterdi. Bu esnada hızı yaklaşık 26.950 km/h idi. Olaydan sonra yapılan analizlerde, o anlarda tesadüfen çekim yapan amatör gözlemciler mekiğin gittiği güzergahta parçaların ışıl ışıl ayrıldığını söylüyorlardı.

Saat 8:55′te 25.000 km/h’da 69.3 km yükseklikte nevada hava sahası üstünde sol kanat sensörleri 1650 derece sıcaklık gösteriyordu.

Saat 8:59′ta yer kontrol merkezi, mekiğin sol iniş takımının lastik basınç değerlerinin artık okunamadığını açıkladı. Yani sol kanadın parçalanan panellerinden içeri giren aşırı sıcaklık dalgası mekiğin sol kanadının içine girerek iniş tekerleklerini mahvetmiş. Bu bilgiden kısa süre sonra Rick Husband’ın sesi kısa bir süre duyuldu ve sonra mekik ile iletişim kesildi… Mekiğin bundan sonra parçalandığı sanılıyor.”

Karbon fiber blokların üretim süreci ile ilgili şu bağlantıda detaylı bilgiler yer alıyor; Reinforced Carbon-Carbon. Teknik açıdan çok zor olmasa da maddi açıdan yapımı çok zormuş. Isı kalkanı olarak kullanılan karbon fiber bloklarından birinini üretimi 100.000 $’ın üzerinde. (Mekiğin toplam maliyeti 2.2 Milyar Dolar)

İsrail’li ilk astronotu bu uçuşla uzaya götüren Columbia’nın parçalarının Amerika’da Palestine (Filistin) adlı bir bölgeye düşmesi de bu olayın ilginç yönlerinden biri olmuştu.

Boeing 787 “Dreamliner” Tanıtıldı

800 yolcu taşıyabilen Airbus A380 ile sivil havacılık piyasasına yeni bir bakış açısı getiren Airbus, yeni uçağın soğuk havaya uyumu ve elektrik sistem arızaları nedeniyle neredeyse fiyaskoyla sonuçlanacak kadar sancılı bir üretim süreci geçirmişti.

Bu sancılı sürecin ardında, kullanılan tüm donanımın -özellikle güvenilirliği arttırmak amacıyla- solid state seçilmesi (öyle ki sigortalar mantıksal devrelerle gerçekleştirildi, tüm kontaktörler yerine IGBT ya da GTO’lar kullanıldı) ve uçağın içinde dünyanın etrafını 5 kez dönecek kadar uzun elektrik hatlarının bulunması yatmaktaydı. Bu nedenle Airbus mühendislerinin kabloların birbirlerine elektromagnetik etkilerinden kaynaklanan bir sistem arızasını çözmeleri yaklaşık 6 ayı bulmuştu.

Airbus A380 bu zorlu sürecin ardından ortaya aviyonik ünitelerinin tamamı bilgisayar kontrollü olan uçan bir dev çıkarmıştı. (A380 hidroliklerin elektronik üniteler ile kontrol edildiği ilk uçak olarak tarih geçti)

A380 ile aynı sınıfta olmasa dahi, iki firmanın gelecek vizyonlarının farklılığını ortaya koyan Boeing’in 6 yıldır devam etmekte olan tasarım ve üretim sürecini ilgiyle takip ettiğim yeni nesil yolcu uçağı 787 Dreamliner, dün sabah Seattle‘da yapılan büyük bir törenle halka tanıtıldı.

Boeing 787 Kokpiti

Boeing 787 Dreamliner’in kokpiti eski tasarımlara göre oldukça sade

Boeing, 787 Dreamliner ile A380′in sürümden kazanma felsefesi (daha çok kişiyi aynı anda taşıyarak yakıt tasarrufu yapmak) yerine az sayıda kişiyi daha az yakıtla daha yüksek konforda taşıyacak bir yol izlemeye karar vermişti.

Boeing 787
Boeing 787 Dreamliner yolcu taşımaya hazır.

Bu kapsamda alüminyum bakır (duralüminyum) ve alüminyum magnezyum alaşımlarından oluşan gövde malzemesini karbon fiber kompozit malzemesiyle değiştirdi. Olabildiğince fazla plastik ve kompozit malzeme ile gövde üretildi. Ağırlık büyük oranda düşürüldü. Bu durum uçağın eski modellere göre çok daha az yakıt yakan, daha az gürültü çıkaran ve daha çevre dostu donanımlara sahip bir yapıya kavuşmasını sağladı.

Edwin Aldrin’den İtiraflar

Sadece Apollo görevlerinde değil STS’lerde de bunların yaşandığını ve yayınlanan bu görüntülerin de sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu Edwin “Buzz” Aldrin‘in itiraflarına eklemek gerekiyor.