Mayıs, 2007 için Arşiv

Kedi, Radyo Kontrollü Helikopter’e Karşı

SR71 Blackbird vs ATC

SR-71Bir SR71 Blackbird uçağı Londra Kontrol kulesinin üzerinden geçiyormuş. Bağlantıya geçilen ATC görevlisi uçağın servis irtifasını (90.000 Feet yerden yaklaşık 30 kilometre yukarıda) bilmiyorken arada şöyle bir konuşma geçiyor;

Pilot: Radar, good day, airforce blackbird, request fl 600 (!) (Radar, İyi günler, Hava Kuvvetleri Uçağı Blackbird 60.000 feet irtifa için izin istiyor.)

Controller (amused): sir, if you can reach, you are cleared fl 600 (dalga geçerek - Efendim, eğer çıkabilirseniz 60.000 feet için serbestsiniz.)

Pilot:
US air force blackbird, leaving fl 800, decending level 600… (Hava Kuvvetleri Blackbird, 80.000 feet’i terk ediyor, 60.000 feet’e alçalıyor…)

:D

SATEK, 8 Mayıs 2007′de Sapanca Gölünde!

SATEK

Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu (SAİTEM) olarak yaklaşık 1,5 senedir üzerinde çalıştığımız 5 kişi taşıyabilen ve aralıksız 4 gün boyunca hareket edebilen güneş teknemizi son durağı olan Sapanca Gölü kıyısında bulunan SAÜ tesislerinden 8 Mayıs 2007 Salı günü göle indireceğiz. Orada bir tören ve yaklaşık 2 saatlik bir konser olacak.

Eğlenceli bir gün geçirmek isteyen herkesi haftaya göle bekliyoruz :)

SATEK hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için; http://satek.saitem.org/

Ayrton Senna

Ayrton SennaGelmiş geçmiş en iyi yarış pilotu tam 13 yıl önce bugün aramızdan ayrılmıştı. Ben onu, ilkokulumun karşısındaki atari salonunda oynamakta olduğum; Ayrton Senna’s Super Monaco GP adlı yarış oyunundan tanırdım. Sonraları Formula 1′e ilgim arttıkça kendisinin aramızdan ayrılışına daha çok üzülmüştüm.

Sözlükte bir yazı okumuştum geçen sene, batı dünyası başarılı insanlar, Güney Amerika ve Doğu ise efsaneler yetiştirir demişti bir yazar. İşte Senna bu efsanelerden biriydi…

Sadece bir yarış pilotu olarak değil Formula 1′e ruhunu ve hatta gerçek anlamda canını verdi. Onun ölümünden sonra FIA yarış kurallarında geniş çaplı değişikliklere gitti ve belki böylece bir çok yarış pilotu da hayatını onun başından geçen talihsiz olaya borçlu oldu.

Senna’nın ölüm nedeni, pistteki engebelerin ön tekerleklerin yer ile temasını kesecek bir biçimde aracın alt kısmını havaya kaldırması ve bunun üzerine aracın kontrolünü kaybetmesi idi. Temas anında ona en büyük hasarı veren durum ise, direksiyon milinin bugün bir standart olarak iç içe geçen çift katmanlı yapıda değil direkt rot’a giden tek mil şeklinde yapılmış olması idi. Bu durum çarpma anında milin ona doğru hızla çarpmasına neden oldu.

Ayrton Senna’nın mücadele hırsı beni hep çok etkilemiştir. Başarmak için çalışmak, sabretmek ve engelleri tek tek aşmak gerekir. Ama bence Senna’nın en iyi özelliği bu mücadele hırsının altında fair play ruhunun tüm samimiyeti ile sürekli kendini gösteriyor olmasıdır. Öyle ki Senna 1993 yılında yapılan bir yarışta birinci sırada devam ederken bir pilotun yaptığı ciddi kazayı görüyor ve aracını sağa çekip ona yardım etmeye koşuyordu. İşte bu bize mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini anlatan bir dersti.

Ülkemizde basit bir üniversitelerarası güneş arabaları yarışında dahi, bazı insanlar hırslarının kurbanı olup diğer ekiplerin yarışta gerçek performanslarını sergileyememesi için ellerinden geleni yapmaktalar. Senna’dan öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki…

Hiçbir sorunla karşılaşmadan kazanmak çok zordur. Kazanmak için savaşmak zorundasınız ve çoğu zaman, bu savaş kendi inançlarımız ve amaçlarınız uğruna başka insanları yenmekle kazanılıyor. Kendi görüşünüz, kendi fikirleriniz, kendi kişiliğiniz - herşeyin üzerinde. eğer sıkı savaşmazsanız, kendi çizdiğiniz yolu kaybediyorsunuz. ve bu yolu kaybederseniz, hiçkimse olup çıkarsınız. Bu yola sadık kalmak için, mücadeleden yılmamak gerekiyor. ve bazen gerçekten kavga etmeniz…

Senna kazanmayı çok severdi. İkincilik onun için en kötü dereceydi. Ama o rakibini asla küçümsemedi ve haksız bir galibiyet için hiç bir zaman çaba harcamadı. İşte bu onu batı dünyasının ‘başarılı‘ insanlarından ayıran en önemli farktı.