
Matrix ile birlikte müziği, oyunculuğu, kurgusu ve görüntü yönetimi ile en beğendiğim film olan Kara Şahin Düştü (Orjinal Adı: Black Hawk Down)
yarın akşam ATV’de olacakmış.Bu arada bu konu ile ilgili detaylı bir yazıyı
şurada yazmıştım.
Burada da ekşi sözlüktekilerin filme bakışını okuyabilirsiniz.
29 Mart 2006 günü gerçekleşecek tam güneş tutulmasının izleneceği yerler ve tam tutulma saatleri;
- Antalya (13:54:24)
- Konya (13:57:58)
- Karaman (13:59:23)
- Aksaray (14:00:44)
- Kırşehir (14:01:47)
- Nevşehir (14:02:04)
- Yozgat (14:03:42)
- Kayseri (14:04:01)
- Tokat (14:06:00)
- Amasya (14:06:24)
- Ordu (14:08:19)
- Giresun (14:09:03)
Not: 1999′daki tutulmadan tecrübemle şunu söyleyebilirim; tam tutulma anında güneşe doğru bakabiliyorsunuz. Çünkü görünür ışık gelmiyor. Ama siz kesinlikle bakmayın, çünkü görünmeyen ışık retinada en az görünür kadar etkili hasar bırakabilmekte. Bilim ve Teknik dergisi ile birlikte izleme gözlükleri dağıtılıyor.
Ben 1999′daki tutulmayı 1.44 floppy’nin manyetik bandını çıkarıp ikiye katlayarak izlemiştim. Bu da zararlıymış 
Aslında gün olabildiğince rutin başlamıştı. Sıradan ve sıkıcı bir laboratuar, bastırılmış kişilik sorunları yaşayan bir ‘hoca’mızın yaptığı kısa sınav derken gün bitti.. Ya da ben öyle sandım; çok yanılmışım.. Yeni başlıyormuş!
MBS’de biraz ‘bug’ temizliği yapmak için saat 21 civarına dek dekanlıkta çalıştım. İşim bittiğinde saat 22′ye geliyordu; her zamanki gibi arabaya bindim ve İzmit’e doğru seyrediyorum; okuldan 5-6 km ayrılmışken karşı taraftan bir babayiğitin uzun farlar açık şekilde 500 metre ilerimden yavaş yavaş bana doğru geldiğini gördüm, uzun far gördümde böylesini görmedim acaip güçlü, gözlerimi kamaştırıyordu; ikaz için bir kez selektör yaptım, sallamadı, bir kez daha, yine tık yok. Bu arada yaklaşıyoruz ve gerçekten farlar çok güçlü. Bir daha selektör bir daha, bir daha, derken renkli tavan lambaları yandı kırmızı, mavi; ‘auuuuaaaaaaaaaavvvv’ diyerek yanımdan geçti araç. Evet tahmin ettiğiniz gibi bir polis arabasıydı.
Tabii asıl olay bu değil, bu sadece adrenalin seviyesini eşik değerin az üzerine çıkarmış az sonraki olayı bekler duruma getirmişti;
İzmit’e 5 km mesafede, 3 şeritli çift yol üzerinde en sol şeritte izmit yönüne doğru seyrediyorum. Tahmini seyir süratim 105 km/sa civarında idi, normalde çift yollarda dahi 90′ı aşmam ama akşam olduğu için yollar çok boştu ve normal seyir süratinin biraz üzerine çıkmıştım. Kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıyordum, 50 metre kala kavşağı kontrol ettim, gelen giden yok. 25 metre kimse yok. Sol şeritte devam ediyorum. 10 metre var; Birden sol taraftan devasa bir köpek yola fırladı. Seyir süratim 90′ın üzerinde! Bu kesinlikle anlatılacak bir şey değil ama anlatmayı deneyeyim; zaman durdu. Yaşadığım her mikrosaniyeyi hissederek yaşıyordum. O an sanırım 100 tane ihtimal geçti aklımdan yapılacak. Hiç birşey yapmasam tam ortadan çarpacağım hayvana ve o kadar büyük ki eminim olan sadece ona olmayacak. Dikiz aynasına bakmam ve direksiyonu tam sağ yapmam bir oldu. Bir anda en sağ şeride geçtim, köpek sol tarafımda kaldı, o hızda bu denli sert bir hamle yaptığım için aracın kontrolünü kaybedeceğimi biliyordum. Nitekim hesap doğru çıktı ve en sağda iken yol dışına çıkmamak için sola doğru hamleyi yaptığım anda amerikan filmlerindeki lastik sesleri gelmeye başladı, burada anahtar cümleyi çok iyi hatırladım ve iyi ki hatırladım; “freni unut, arabada fren yok!”. Direksiyona hakim bir şekilde aracın tekrar kararlılığını sağlamasını bekledim, ve tahmin ettiğim gibi oldu. 30 metre içinde araç toparlandı. Normal bir şekilde yola devam ettim…
Çarpsaydım eğer çok üzülürdüm. Gözleri gözümün önünden gitmiyor köpeğin.. 3 ay önce de Eşme girişinde Tır’ın biri çarpmıştı benzer bir köpeğe. Gözümün önünde ikiye ayrılmıştı hayvancağız. Benim anlamadığım olay şu köpekler ve kediler için yolun bu tarafında olup da, diğer tarafında olmayan şey nedir? Yani akraba ziyaretine mi gidiyorsun gecenin bir yarısı? Okuldan mı dönüyorsun? İşten eve mi gidiyorsun?
Yüksek lisans yaparsam eğer tezim için iyi bir konuyu şimdiden buldum sanıyorum: Bu hayvanları yoldan uzak tutmanın bir çaresini bulacağım.
2004 yılında 3 aylık bir çalışma sonucu Hava Kuvvetleri Komutanlığının düzenlemiş olduğu Web Tasarım yarışmasında birinci olmuştum.
Bazı kimseler yarışma ile ilgili Internet’te yazılanlardan yola çıkarak yayındaki siteyi benim tasarladığımı zannediyor ve tasarım hakkındaki görüşlerini bana iletiyorlar, buradan bu yanlış anlaşılmaya bir son vermek istiyorum.
Yayındaki site benim tasarımım değildir. Benim Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile resmi bir bağlantım yoktur. Yayındaki site Hava Kuvvetleri Komutanlığı Internet Kurulu tarafından tasarlanmıştır. Mevcut tasarım hakkındaki fikirlerinizi sitede yer alan e-posta adreslerine yollayabilirsiniz.
Benim tasarladığım sitenin bir ekran görüntüsü bu iletideki resimde yer almaktadır.
Kamuoyuna sevgi ve saygılarımla, 
Fırat’ın sitesinde IBM’in Linux reklamını görünce şaşırdım diyemem, ama bu reklamın Flash gömülü olarak sitede durması beni şaşırttı. Ama işin teknolojisinden dolayı değil, Fırat‘ın ’standartlara’ olan düşkünlüğünü bildiğimden dolayı şaşırdım.
Fırat‘ın Türkiye’de Linux konusundaki modayı belirlediğine olan inancımdan dolayı, modaya uyarak onunkinden daha hoş
bir IBM-Linux reklamını embed ediyorum; buyrun;
Sanki 1980′lerden 2006′ya fırlamış, insanda ciddi bir uçma hissi uyandıran bir parça / aynı zamanda albümün ismi de aynı.
Fransızlardan pek hazzetmem, bu yüzden müziklerini de dinlemem çok.. Sanırım bu beğendiğim ilk fransızca parça. Salut, deja vu, s’il vous plait’den başka fransızca bilmediğim için sözlerinden hiçbirşey anlamıyorum.
Ama müzik ve vokal ciddi bir canlılık veriyor insana.
Sözleri Babel Fish aracılığıyla ortalama çevirdiğimde ciddi anlamlar ihtiva etmediğini gördüm, bir what else is there‘den bir chor javon‘dan sonra ne anlam ifade eder bilmiyorum ama eğlenmek için dinleyin derim
Bu arada fransızların meleklerin cinsiyetleri olmadığı konusunda fransız olduğunu da sözlere ilk bakışta anlıyoruz.
Slobodan Miloseviç’in ölümünün bana hatırlattığı şunlar oldu; ÖSS stresi, Saynur Varışlı ile NTV haberleri, düşmez denilen F117′nin yerden rastgele sallanan dandirik SA-7 füzeleri ile düşürülmesi..
Ama balkanlarda yaşamını sürdüren müslüman kardeşlerimiz için hatırlanacak tek şey acı ve öfke olacaktır bu ismi duyduklarında. Allah’tan onun için kahır ve azap dilesem, bir müslüman olarak birine bunu dilemek bana yakışmaz, fıtratım gereği af dilesem, onca ölümden ve acıdan sonra hayır bunu yapamam. Bu yüzden ölümünün arkasından birşey söylemeyeceğim.
Sadece çoğu kardeşimin yaşam hakkını elinden alan bir insanlık düşmanının başına hepimizin başına gelecek olan geldi ve herkesin yaptığının karşılığını alacağından zerre şüphem yok.