İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş.
Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.
Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:
“Farkına vardınız mi bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alindi, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı..
Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.
Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır.
Bunlar yalnızca Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın
kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.“
Savunma teknolojileri içinde en çok ilgimi çeken nesneler insansız hava araçları (Unmanned Aerial Vehicles). Kontrol teorisinden, yapay zekaya, elektrik makinalarına ve haberleşmeye kadar bir çok alanı kapsayan bir mühendislik uygulaması. Benim bu araçlara olan ilgimin altında yatan neden bu araçları geleceğin savaşan unsurları olarak görmemdir. İnsanlar yaşadığı sürece savaşların olacağı insanın doğası itibariyle aşikar, ama benim geleceğe yönelik ciddi umutlarım var. Gelecekte insanlar yerine robotların savaştırılacağını böylelikle insanların savaş gibi acı bir gerçekle direkt olarak yüzleşmeyeceğini düşünüyorum.
Amerikan uzay ajansı, donanması ve hava kuvvetleri UAV’lar üzerine ciddi çalışmalar yapıyorlar. Hatta bugün bile bunların çeşitli türlerini operasyonlarında kullanıyorlar. Geçen aylarda internette rastladığım bir bilgiye göre biz de İsrail’den Heron sınıfı UAV satın alacakmışız. Bunların ortalama fiyatlarını araştırdım araç fiyatları 300.000 dolardan başlıyor ve 6 milyon dolara kadar çıkıyor, yer istasyonlarını ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Şüphesiz bu rakamın büyük kısmı mühendislik ve operatör masraflarından oluşuyor. Çünkü araçlar için gereken yapı malzemelerini ve emeği ortaya koyduğumda bu araçların iş yapabilecek nitelikteki modellerinin oldukça ucuza mal edilebileceğini görüyorum. Yer istasyonu olarak da tanıdık bir alet gerekiyor: Bir adet dizüstü bilgisayar ve buna bağlı bir haberleşme devresi.
Umarım finallere çalışmayı bir kenara bırakıp saatlerce karşımdaki duvara bakıp parçalarını tasarladığım URAS, onu gerçeğe dönüştürebilecek azimle birleşme kararı alır.
Değerli dostum Kadir TAMKAYA’nın ‘dersler’ adı verilen karın ağrılarının baskısı içinde testlerini tamamladığı haberleşme sisteminin sorunsuz çalıştığını görmek de beni çok mutlu etti.
Bu aralar SAÜ Mezun Bilgi Sistemi üzerinde yoğun olarak çalışıyorum. Öyle ki geçen gün yoğun kod yazımından dolayı klavyemin hararet yaptığını fark ettim ve gecenin bir yarısı dışarıda yağmur yağarken pencereyi açtım.
Evet, yeni MBS bitti bitecek gibi. Bu sefer yazdığım kodlar da görsel tasarımda içime sindi diyebilirim.
Ama yayından önce bir dizi ciddi güvenlik testinden geçirilmesi gerekiyor. Bunun için Fırat Hocamla bağlantıya geçmeye niyetlenip site adresini tıklayınca tasarımın değişmiş olduğunu gördüm; site yenilenmiş ve adresi değişmiş; (mikropyuvasi.org), bununla birlikte open source fikre ama closed mind akla sahip b2evo geliştiricilerinden desteğini çekmiş sitede yazdıklarına göre.. 
Çok değer verdiğim, mütevazı insan Yılmaz UYAROĞLU hocamın kişisel ağ sayfasını burayı tıklayarak inceleyebilirsiniz.
Royksopp = “İyi müzik”;
Karin Dreijer = “Süper vokal”;
What else is there = “Muhteşem şarkı”;